YANDEX

Son Haberler
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

AKİLLERE KIRMIZI ÇİZGİ KANDİL VE İMRALI

Hazırlayan Unknown on 8 Nis 2013 | 08:36

Akillere kırmızı çizgisi İmralı ve Kandil oldu


Başbakan Erdoğan, “BDP heyetleri zaten gidiyor” diyerek akil insanların İmralı veya Kandil ziyaretlerine vize vermedi.

Başbakan Erdoğan’ın akil insanlar komisyonu üyeleri ile yaptığı ilk toplantıda önce soru yöneltmek isteyenlerin isimleri alındı. Adını yazdıran 15 kişi daha sonra söz alarak görüşlerini ve sorularını yöneltti. Başbakan ise bütün soruları net etti ve tek tek yanıt verdi.

Terör tartışmasıÖcalan’ın doğum gününde Halfeti’de toplananlara İmralı’dan gönderdiği mesajını okuyan Zübeyde Teker, Başbakan’ın sorunu “terör sorunu” olarak ifade etmesinin Kürtlerde güvensizlik yaratağını söyledi. KESK Başkanı Lami Özgen de Kürt sorununun tarihsel boyutuna işaret ederek “terör” kavramına indirgenemeyeceğini savundu. Sorunun birçok boyutu olduğunu kabul ettiğini söyleyen Başbakan Erdoğan ise yasalardaki terör tanımını esas alarak konuştuğunu ve buna göre işlem yaptıklarını söyledi. Sorular arasında “akil insanlar heyeti içinden belirlenecek bir grubun Kandil ve İmralı’ya gidip gitmeyecekleri” de yer aldı. Erdoğan bu soruya “BDP heyetlerinin zaten İmralı’ya gittiğini, akil insanların bu tür bir ziyaretine gerek olmadığı” yanıtını verdi.

“Temsilcimiz değilsiniz”Toplantıda, çalışma programı ile ilgili herhangi bir belirleme yapılmadığı ve bunun tamemen heyetlere bırakıldığı belirtildi. “Parti veya hükümet temsilcisi değilsiniz” denilen bilgilendirmede, heyetlerin çalışma biçimlerine ve içeriklerine hiçbir şekilde karışılmayacağı ifade edildi. Üyelere bilgi veren Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı yetkilileri de heyetlere “lojistik destek vereceklerini”, uçak, otel, otobüs gibi masrafların karşılanacağını belirtti.

‘Barışın önemini halka anlatacağız’AKİL İnsanlar İç Anadolu Bölge Grubu üyesi Prof.Dr. Doğu Ergil, “Her grubun kendine özgü vereceği karar ve çalışma yöntemi olacak” dedi. “Akil İnsanlar içinde barış sürecini şiddetle destekleyen ve biraz daha ihtiyatlı olanlar bulunduğunu söyleyen Prof. Ergil, şöyle devam etti: “Bizim görevimiz halkımıza barışta tüm Türkiye’nin kazanacağını, savaşta ise ülke olarak kaybedeceğimizi anlatmak olacak. Amacımız barışın sağlanması ve demokratikleşme yolunda sıçrama yapmak” dedi.

KAYNAK:

OLAY HABER.COM

TÜRKİYEYİ SİLAHSIZ TERKEDEMEYİZ

İmralı’da MİT’le yaptığı görüşmelerden sonra “çekilme hazırlıklarını yapın” mesajını gönderen Abdullah Öcalan’ın mektubuna karşı Kandil’den “çekince” geldi. Çözüm sürecinde en önemli aşama olarak gösterilen geri çekilme konusunda Öcalan’ın istekleri ilk kez Kandil’de tartışma konusu oldu. Çekilme krizi İmralı heyetinde yer alan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in Kandil ziyaretinde ortaya çıktı. Kandil’de iki gün kalan Demirtaş ve Önder dün Erbil’e döndü. Öcalan’ın geri çekilmeye ilişkin mektubunu Kandil’e ulaştıran Demirtaş ve Önder, iki gün süre ile örgütün üst yönetimi ile süreci masaya yatırdı.

Süre istediler

Edinilen bilgilere göre; geri çekilmenin silahsız olması durumunda yapılabilecekleri yazdığı mektupta dile getiren Öcalan’ın önerilerine Kandil mesafeli yaklaştı. KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan başkanlığındaki toplantıda, örgüt yöneticilerinin, Demirtaş’a, “Çekilme konusunda ikna etmek için bile çok zorlandık. Önderliğin görüntülü ve sesli mesaj vermesine bile soğuk baktılar. Silahsız çekilme konusunda kadroları ikna etmemiz çok zor” dediği öğrenildi. Karayılan, Öcalan’ın mektubuna yanıt vermek için 3-4 güne ihtiyaçları olduğunu söyledi. Kandil’den almayı umdukları mektupla Ankara’ya dönmeyi tasarlayan BDP heyeti mektubun ulaşmasını beklemek için Kuzey Irak’taki programını uzatacak.
Kandil’in ikinci çekincesinin ise sürecin Türkiye’de yeteri kadar meşruiyetinin sağlanmadığı ve parlamentonun yeteri kadar devreye girmediği noktasında oldu. Kandil yönetimi, BDP’yi de süreci yeteri kadar tüm toplamsal kesimlere anlatamadıkları yönünde eleştirdi.
‘Çok rahat değiller’
Kandil ziyareti ve izlenimlerini DİHA’ya anlatan Demirtaş, 3-4 gün içinde Kandil’in mektubunun ellerinde olacağını belirterek, şöyle konuştu: “Umutlu bir tartışma yürüyor ama şu da var: Bu işin gerçekten kolay olmayacağı ve KCK’nin kararlaşma konusunda çok rahat olmadığı da yaptığımız görüşmede ortaya çıktı.” Demirtaş,  “BDP olarak sürecin meşruiyetinin güçlenmesi açısından şeffaflığın ve katılımcılığın önemli olduğunu düşünüyoruz ve destek sunması gereken bütün partilerin desteğini sunması gerektiği kanaatindeyiz” diye konuştu.

KARAYILAN EL PAIS’E KONUŞTU:
Biz de öldürdük affetmek karşılıklı

İspanya’nın en büyük gazetelerinden El Pais, PKK’nın Kandil’deki liderlerinden Murat Karayılan ile bir söyleşi yaptı. Söyleşide Karayılan, silahları bırakarak  Türkiye’yi terk etmelerinin mümkün olmadığını, daha sürecin başında olduklarını dile getirdi. Karayılan, söyleşide hakikat komisyonu kurulması gerektiğinin altını çizerek, “Bir hakikat komisyonu kurulmasını istiyoruz; çünkü biz de Türk askerlerini öldürdük. Bu komisyon sayesinde iki taraf da karşılıklı olarak birbirini affedebilir” dedi.

MYNET

GELECEK DÖNEM YOKUM

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, yaklaşan yerel seçimler ve çözüm sürecine ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç "Gelecek dönem siyasette yokum" dedi

Kanal 24'e konuşan Arınç, yaklaşan yerel seçimleri değerlendirdi:

"AK Parti tüzüğü gereği gelecek dönem milletvekili adayı olmayacak başarılı kişilerin yerel yönetimlerde görev alması makul bir düşünce. Ama ben ne milletvekili olacağım, ne belediye başkanı olacağım. Ben bir dönem ara vereceğim. Ondan sonra da mümkünse artık siyasete elveda diyeceğim" Arınç, yerel seçimlerde İstanbul için adı geçen Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün olası şansını da değerlendirdi:

"CHP ile işi zor Sarıgül'ün. Kendi başlattığı değişim hareketinde, CHP'nin hep önünde, Kılıçdaroğlu'nun önünde puan kazandı. Kılıçdaroğlu, Sarıgül'ün hep altında bir yer bulabildi. Ama ismiyle de, CHP'nin adayı olarak da Ak Parti'nin karşısında çok fazla şansı olduğunu düşünmüyorum, o yüzden olmayacaktır"

Bülent Arınç, çözüm sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu, sürecin olumlu gittiğini, akil insanlarla desteğin daha da artacağını söyledi ve "İşler tersine giderse başladığımız noktaya geri döneriz" dedi.

BEBEK KATİLİNE NERDEYSE TAPACAKLAR

Hazırlayan Unknown on 4 Nis 2013 | 18:50

Abdullah Öcalan'ın doğum günü sebebiyle Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesine gelen çok sayıda kişi, gruplar halinde Öcalan'ın doğduğu Ömerli köyüne gitti.
NOBEL ÖDÜLÜ ALIRSA ŞAŞMAYIN!

Burada evin bahçesindeki toprağı pet şişe ve poşetlere dolduran ziyaretçiler, çevredeki otları da yolup hatıra olarak evlerine götürdü.
 
Abdullah Öcalan'ın 64. doğum günü sebebiyle Halfeti'ye gelenler, sabaha kadar 64 sanatçının seslendirdiği şarkılarla eğlendi. Geceyi meydanda geçiren ziyaretçiler şafak vakti gruplar halinde Öcalan'ın doğduğu Ömerli köyüne akın etti.

Burada eve girmek için sıra bekleyen ziyaretçiler, Öcalan'ın evinde bol bol fotoğraf çektirdi. Kimileri eve girmek için evin kapısına yüklenirken, kimileri ellerindeki pet şişeleri bahçeden aldıkları toprakla doldurdu. Bazıları ziyaretçiler de evin etrafındaki otları toplayarak evine götürdü. Abdullah Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan, ziyaretçileri evin bahçesinde karşıladı. Gelenler Öcalan'la fotoğraf çektirmek için sıraya girdi. BDP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel de Ömerli'ye geldi.
 


TÜRKHABERLER.NET

İŞTE RESMİ AKİL ADAMLAR LİSTESİ

Hazırlayan Unknown on 3 Nis 2013 | 13:55

Başbakanlık akil adamların isimlerini açıkladı. İşte 63 kişilik akil insanlar listesi.


Başbakanlık, 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti listesini bölgesel olarak belirledi.

Akil insanlar heyetindeki isimlerin yarın akşam Başbakan Erdoğan ile birlikte Dolmabahçe Köşkü'nde ilk toplantılarını yapmaları planlanıyor.

Listede, Kadir İnanır, Lale Mansur, Abdurrahman Dilpak, Şükrü Karatepe, Vedat Ahsen Coşar, Baskın Oran, Fehmi Koru, Kezban Hatemi, Ahmet Taşgetiren, Etyen Mahçupyan, Hülya Koçyiğit, İzzettin Doğan, Orhan Gencebay, Bendevi Palandöken, Can Paker, Baskın Oran, Vedat Bilgin, Yıldıray Oğur, Ahmet Taşgetiren, Abdurrahman Kurt, Zübeyde Teker, Muhsin Kızılkaya, Mehmet Uçum, Lami Özgen, Erol Ekici, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Sibel Eraslan, Mustafa Kumlu, Tarhan Erdem, Yılmaz Erdoğan, Fuat Keyman, Hilal Kaplan gibi isimler yer alıyor.

Başbakanlık tarafından açıklanan Akil İnsanlar Listesi 9'ar kişilik 7 bölgesel gruptan oluştu. Listede Rifat Hisarcıklıoğlu, Can Paker, Tarhan Erdem, Yılmaz Ensaroğlu, Ahmet Taşgetiren, Deniz Ülke Arıboğan, Yusuf Şevki Hakyemez bölge grubu başkanları olarak yer aldı.

İşte akil insanlar heyetinde bulunan isimler:
AKDENİZ BÖLGESİ
1. BAŞKAN: RİFAT HİSARCIKLIOĞLU
2. BAŞKAN VEKİLİ: LALE MANSUR
3. SEKRETER: TARIK ÇELENK
4. KADİR İNANIR
5. NİHAL BENGİSU KARACA
6. ŞÜKRÜ KARATEPE
7. MUHSİN KIZILKAYA
8. ÖZTÜRK TÜRKDOĞAN (İHD)
9. HÜSEYİN YAYMAN
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ
1. BAŞKAN: CAN PAKER
2. BAŞKAN VEKİLİ: SİBEL ERASLAN
3. SEKRETER: AYHAN OGAN
4. MAHMUT ARSLAN (HAK-İŞ)
5. ABDURRAHMAN DİLİPAK
6. İZZETTİN DOĞAN
7. ABDURRAHMAN KURT
8. ZÜBEYDE TEKER
9. MEHMET UÇUM
EGE BÖLGESİ
1. BAŞKAN: TARHAN ERDEM
2. BAŞKAN VEKİLİ: AVNİ ÖZGÜREL
3. SEKRETER: ARZUHAN DOĞAN YALÇINDAĞ
4. VEDAT AHSEN COŞAR (TBB)
5. EROL EKİCİ (DİSK)
6. HİLAL KAPLAN
7. FUAT KEYMAN
8. FEHMİ KORU
9. BASKIN ORAN
GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
1. BAŞKAN: YILMAZ ENSAROĞLU
2. BAŞKAN VEKİLİ: KEZBAN HATEMİ
3. SEKRETER: MEHMET EMİN EKMEN
4. MURAT BELGE
5. FAZIL HÜSNÜ ERDEM
6. YILMAZ ERDOĞAN
7. ETYEN MAHÇUPYAN
8. LAMİ ÖZGEN (KESK)
9. AHMET FARUK ÜNSAL (MAZLUM DER)
İÇ ANADOLU BÖLGESİ
1. BAŞKAN: AHMET TAŞGETİREN
2. BAŞKAN VEKİLİ: BERİL DEDEOĞLU
3. SEKRETER: CEMAL UŞŞAK
4. VAHAP COŞKUN
5. DOĞU ERGİL
6. EROL GÖKA
7. MUSTAFA KUMLU (TÜRK-İŞ)
8. FADİME ÖZKAN
9. CELALETTİN TAŞ
MARMARA BÖLGESİ
1. BAŞKAN: DENİZ ÜLKE ARIBOĞAN
2. BAŞKAN VEKİLİ: MİTHAT SANCAR
3. SEKRETER: LEVENT KORKUT
4. MUSTAFA ARMAĞAN
5. ALİ BAYRAMOĞLU
6. AHMET GÜNDOĞDU
7. HAYRETTİN KARAMAN
8. HÜLYA KOÇYİĞİT
9. YÜCEL SAYMAN
KARADENİZ BÖLGESİ
1. BAŞKAN: YUSUF ŞEVKİ HAKYEMEZ
2. BAŞKAN VEKİLİ: VEDAT BİLGİN
3. SEKRETER: FATMA BENLİ
4. ŞEMSİ BAYRAKTAR (TZOB)
5. KÜRŞAT BUMİN
6. ORAL ÇALIŞLAR
7. ORHAN GENCEBAY
8. YILDIRAY OĞUR
9. BENDEVİ PALANDÖKEN (TESK)

İNTERNET HABER.COM

CUMHURBAŞKANI VE BAŞBKANDA DAVET LİSTESİNDE

Hazırlayan Unknown on 15 Mar 2013 | 20:29

Çözüm sürecine yönelik adımlar devam ederken,BDP'den önemli bir adım geldi. BDP Nevruz kutlamaları için Gül ve Erdoğan'da davet gönderecek.BDP, Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarına katılması için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan’a davetiye gönderecek.Parti, Nevruz etkinliklerine uluslararası parlamenter, diplomat, siyasi
parti lideri ve elçilerin de içinde yer aldığı 2 bini aşkın kişiyi davet etti. BDP’nin Nevruz
etkinliğine katılması için MHP lideri Devlet Bahçeli’ye de davetiye göndermeyi düşündüğü ancak çözüm sürecine yönelik sert mesajları nedeniyle vazgeçtiği öğrenildi.
BARZANİ'YE DAVET
Geçen yıllarda olduğu gibi Diyarbakır’daki Nevruz etkinliğine Bölgesel Kürt Yönetimi
lideri Mesud Barzani ve Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin hastalığı nedeniyle lideri
olduğu KYB’den üst düzey yöneticilere de davetiye gönderildi.Eylemsizlik kararının
açıklanacağı 21 Mart öncesi İmralı ile yeni bir görüşme yapılması için BDP’nin girişimleri
ise sürüyor.Avrupa’dan gönderilen mektup Ankara’ya ulaşırken Kandil’den gelecek mektup bekleniyor. Kandil’den beklenen mektubun Ankara’ya ulaşması ile birlikte BDP, İmralı’ya gitmek için Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunacak.Görüşme öncesi 3 mektubun tek zarfla İmralı’ya gönderilecek. Mektup gittikten sonra 3. BDP heyeti Öcalan ile görüşmek
üzere İmralı’ya gidecek. BDP’nin Adalet Bakanlığı’na sözlü olarak önerisini sunduğu öğrenildi. BDP’nin ikinci ziyareti gerçekleştiren heyetle birlikte eşbaşkanlarında ismini bakanlığa önerdiği bildirildi

YARIN HEYETE TESLİM EDECEKLER

Hazırlayan Unknown on 12 Mar 2013 | 13:15

Terör örgütü PKK'ya yakın bir sitede çıkan açıklamaya göre, bugün serbest bırakılması beklenen örgütün elindeki 8 rehinenin, yarın teslim edileceği ifade edildi. Açıklamada "Önderliğimizin çağrısı ve KCK Yürütme Konseyi'nin talebi üzerine elimizde bulunan Zihni Koç, Abdullah Söpçeler, Kemal Ekinci, Nadir Özgen, Kenan Erenoğlu, Reşat Çaçan, Ramazan Başaran ve Hadi Gizli isimli esirlerin serbest bırakılacağı kamuoyuna bildirilmişti. Esirler, 13 Mart günü (Yarın) alanımıza gelecek heyete teslim edilecektir." dedi.



ABCHABER.NET

AKP'DE TOPLU İSTİFA :60 ÜYE İSTİFA ETTİ

Hazırlayan Unknown on 11 Mar 2013 | 06:38

AKP Antalya teşkilatında, Muratpaşa İlçe Başkanı Ali Kıvrak’ın istifasının ardından 30 asil 30 yedek üyeli ilçe teşkilatı da istifa etti. Kıvrak’ın istifasının ardından başkanvekili olarak teşkilatın başında bulunan isim Ali Şekerci, “İstifalar yeni atanacak ilçe başkanının kendi ekibini kurması, daha rahat çalışabilmesi için alınmış bir karardır” dedi. Genel Merkez ise Muratpaşa İlçe Başkanlığı için adı geçen üç ismi Çarşamba günü Ankara’da ağırladı.

AKP, Muratpaşa İlçe Başkanı Kıvrak’ın istifasının ardından ilçe yönetimini tamamen boşalttı. Kongrede seçilen 30 asil 30 yedek olmak üzere 60 kişilik ilçe yönetimi olduğu gibi istifa etti. Başkanvekili Ali Şekerci, istifaların partisinin genel merkezince yapılacak ilçe başkanı atamasına bağlı olarak yeni ismin kendi ekibini kurması için alınmış bir karar olduğunu söyledi. İstifalarını bunun dışında bir yoruma kapalı olduğunun altını çizen Şekerci, istifa kararın il yönetimiyle yapılan toplantılar sonucunda ortaklaşa alındığını kaydetti.

Şekerci, Muratpaşa İlçe Başkanlığı’na atamanın gelecek hafta içi beklendiğini söyledi. İlçe Başkanlığı için AKP Muratpaşa Belediye Meclisi gurup sözcüsü Dr. Abdullah Işıkhan ve İl Yönetimi Kurulu üyeleri Rıza Sümer ve Mustafa Atılgan’ın isimleri geçiyor. Üç isim, Teşkilat Başkanı Ali Çetin’le 6 Mart Çarşamba günü Ankara’ya giderek bir dizi temaslarda bulundu. İlçe örgütünün bu görüşmeden sonra istifası Genel Merkez’in ilçeye yapılacak atama noktasında görüşmeleri tamamladığı ve karar aşamasına geldiği yorumlarına neden oldu.


BAHÇELİ:TÜRK MİLLETİ PARÇALANMANIN EŞİĞİNDE

Hazırlayan Unknown on 10 Mar 2013 | 19:03

Bahçeli, Erdoğan'a 'biz senin gibilerle mücadele ede ede bugünlere geldik' dedi.

 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, MHP’ye saldırıp, milli tavır içinde olmadığını iddia edecek kadar hayal aleminde olduğunu söyleyip, “Biz senin gibilerle mücadele ede ede, yolundan gittiklerinle çarpışa çarpışa bugünlere geldik. Ölüm bile, bizi yolumuzdan döndürmedi. Kurşunlar, bombalar ve idamlar bile inançlarımızdan çevirmedi. Sen kim bize korkaklık yaftası vurmaya çalışmak kim?"dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 2014 Mart’ta yapılacak yerel seçimler için partisinin ilk belediye başkan adayını Aksaray'da tanıttı. Yaklaşık 4 bin kişinin katıldığı aday tanıtım töreninde konuşan Bahçeli, Aksaray Belediye Başkan adayını açıkladıktan sonra İmralı sürecine değindi.

TÜRK MİLLETİ PARÇALANMANIN EŞİĞİNDE
Türkiye'nin çok tehlikeli bir sınırda olduğunu ifade eden Bahçeli, “Türk milleti, parçalanmanın, ateşe atılmanın eşiğindedir. Türkiye'yi yönetmekle görevli Ak Parti hükümeti hepimizin gözü önünde katilden kahraman, çöküşten çözüm, müzakereden mucize, pazarlıktan paye, bölücülükten büyüme çıkarmaktadır. Aramanın ve iman etmenin peşine düşmüştür. Ak Parti hükümeti PKK ile tokalaşırken, Türk Milleti arka arkaya tokat yemektedir" dedi.

Bahçeli, terör lobisinin Türk milliyetçiliğini zincirlemek ve Türklüğü silmek için Ak Parti’nin takip edeceği yol haritasını kanlı kalemiyle çizdiğini ve Başbakan Erdoğan’ın da bu tuzağa düştüğünü ve pençesine hapsolduğunu kaydetti.

BAŞBAKAN ERDOĞAN’IN TEK AMACI BAŞKAN OLMAK
Başbakan Erdoğan’a sert eleştirilerini sürdüren Bahçeli, şunları söyledi: "Başbakan Erdoğan için tek amaç başkan olabilmek ve saltanatını kurumsallaştırmaktır. Bunun dışındaki her şey ya önemsiz, ya anlamsız yada görmezden gelecek kadar değersizdir. Türk milletinin bölünmesi, Türk vatanının parçalanması ve PKK'nın meşru bir unsur haline gelmesi, Başbakan için itina gösterilmesi ve tedbir alınması gereken bir husus değildir.

Şayet bugün Türkiye, İmralı canisinin ağzına bakar hale gelmişse bunun vebalinin kim yada kimlerin üstünde olduğu bellidir. Eğer bugün İmralı canisi Türk milletine meydan okuyan ve gözdağı veren bir küstahlığa kalkışmışsa bunun sebebi de herkesin malumlarıdır. Ak Parti hükümetine bakan her şeyi görecek ve tüm gerçekleri idrak edecektir."

İMRALI CANİSİYLE EŞ BAŞKANLIK
Başkanlık sisteminin Başbakan Erdoğan'ın aklını aldığını ifade eden Devlet Bahçeli, "İmralı canisi bu konuda başbakanın arkasında durmuş, beraberce yürümenin teminatını yattığı yerden vermiştir. Bizzat kendisi İmralı canisiyle eşgüdüm ve adı konulmamış eş başkanlık görevi ile Türkiye üzerinde hesaplar yapmaktadır. İmralı canisine ilgisi ve yakınlığı öyle bir boyut almıştır ki, kartvizitine ilave olarak İmralı baş yaverliğini ve İmralı mabeyincisini zimmen iliştirmekten bir feyiz görmemiştir" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan’ın on binlerce günahsızın kanını dökenlere Türkiye’yi peşkeş çektiğini söyleyen Bahçeli, “Meclisteki bölücüler, Ak Parti'nin izni ve teşvikiyle İmralı’ya gidip gelmekte, mesajlar alıp gelmektedir. Bölücü terör örgütünün kandildeki ayağı, milletvekili kabul günleri düzenlemekte İmralı’dan gelen haberleri almakta ve değerlendirmektedir" dedi.

USTALIK DÖNEMİ, TÜRKİYE’Yİ YOK ETMEK ÜZEREDİR
Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın, ustalık dönemi olarak nitelendirdiği üçüncü iktidar yıllarının Türkiye’yi yıkmak ve yok etmek üzerine temellendirildiğini kaydetti.

GAZETE’YE HER ŞEYİ SÖYLEDİ, İMRALI CANİSİNE DİLİNİ YUTTU
İmralı görüşmesindeki basına sızan görüşmelere değinen Bahçeli, şunları söyledi:

“Terörist başının BDP'liler ile görüşmesinde sarf ettiği kurşun gibi sözlerine, her şeyin üzerine kendisini koyan kokuşmuşluğun ne başbakan, ne hükümetinden hiç bir cevap gelmemiş gelememiştir. Başbakan sanki dilini yutmuştur. Kabul edilemez diyalogları sızdıran gazeteye her türlü, kötü sözü kullanmıştır da, İmralı canisine sen kimsin, hadi oradan diyememiştir. Ne yazıktır ki Başbakan, şeytandan barış meleği yapma çabasına girmiştir.

Hala İmralı canisinin görüşlerinin nasıl ve kimler tarafından sızdırıldığı konusu danışıklı dövüş halinde polemik malzemesi yapılmaktadır. Başbakan kurnazca, dikkatleri mazbuta değil, zarfa çekmeye çalışmaktadır. Aynı zamanda İmralı canisinin diklenmelerine küçük dağları ben yarattım edalarına suskun davranmaktadır. Bize göre sükut ikrardan kaynaklanmaktadır. Demek ki Başbakan, İmralı canisinin tüm dayatmalarını sineye çekmiş ve beklentilerini taksit taksit karşılanacağı güvencesini vermiştir."

BAŞBAKAN YENİ YOLDAŞIYLA BÖLÜNME SÜRESİNİN GÖREV DAĞILIMINI YAPMIŞ
Abdullah Öcalan'ın ödüllendirildiğini vurgulayan Devlet Bahçeli, “Başbakan görüldüğü kadarıyla anayasadan Türklüğü çıkaracak. Türk kimliğini ayıklayacak ve Kürtçülerin beklentilerini aşama aşama cevaplayacaktır. Artık terörist başı için özgür kalma umudu doğmuş, çözüm denilen haramlık dehliz kelepçeleri çözmeye başlamıştır. Başbakan yeni yoldaşı, yeni kardeşi ve ilelebet birlikte yürüyeceği dostuyla bölünme süresinin, görev dağılımını çoktan yapmıştır. Böyle giderse terörist Öcalan özgür kalacak, Türklük özürlü olacak" dedi.

Türkiye’nin terörün öz sermayesi haline geleceğini belirten Bahçeli, “Bunun sonucunda Türkiye Cumhuriyeti’nin yerinde yeller esecek, rejim ufalanmış, bir millete çok kimlikli bir devlete ve çok dinli bir beşeri yapıya parçalanarak dönüşecektir" dedi. Bahçeli, Başbakan Erdoğan’a göre terörist başı ile masaya oturmak, terörist başına boyun eğmek bölücülüğün taleplerini bir bir karşılamak çözüm olduğunu söyledi.

MHP’YE SALDIRI
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, MHP’ye saldırıp milli tavır içinde olmadığını iddia edecek kadar hayal aleminde olduğunu ifade eden Bahçeli, şunları söyledi: "Devamlı bizi korkaklıkla, ülkemizi küçük görmekle itham etmektedir. Başbakan’a Aksaray'dan bildirmek isterim ki, korkak mı, cesur mu olduğumu hakikaten merak ediyorsan, 44 yıllık mücadelemizin yalnızca herhangi bir aralarsanız her şeyi ortaya koyacaktır.

Biz senin gibilerle mücadele ede ede, yolundan gittiklerinle çarpışa çarpışa bugünlere geldik. Ölüm bile, bizi yolumuzdan döndürmedi. Kurşunlar, bombalar ve idamlar bile inançlarımızdan çevirmedi. Sen kim bize korkaklık yaftası vurmaya çalışmak kim? Bizde mangal gibi yürek bükülmeyecek bilek var."

Başbakan Erdoğan’ın safının belli olduğunu belirten Devlet Bahçeli, “Sayın Başbakan, senin safın bellidir ve tüm kapıların PKK'ya açılmaktadır. Bizim ise tek sevdamız, tek umudumuz ve tek bağımlılığımız büyük Türk milletidir. Sen millete bakınca 36 görürsün, biz bakınca bir ve beraber bir cevheri fark ederiz.

Sen tarihe bakınca hayranı olduğun Ermeni çetelerini, Damat Ferit vesikasını, provokatörleri, Dersimdeki isyankarları işkal birliklerini, işbirlikçi İstanbul hükümetini ve yabancılar lehine ajanlık yapan vatansızları, yediği ekmeğe sırt dönen bastığı topraklara fitne eken yarım insanları görürsün."

GAZETECİ.TV

İMRALI TGUTANAKLARINI SIZDIRAN BELLİ OLDU

İmralı görüşmeleriyle başlayan çözüm sürecini sabote etmeye yönelik İmralı notlarının BDP tarafından sızdırılmasının detayları netleşmeye başladı. BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'dan oluşan ikinci heyetin İmralı'da Öcalan ile 23 Şubat'ta gerçekleştirdiği görüşme notları, heyetin Ada'yı ziyaretinden 5 gün sonra basına yansıdı. 'İmralı Tutanakları' şeklinde çözüm sürecini sabote edecek bir biçimde yayımlanmasının ardından Başbakan Erdoğan, 'Batsın bu gazeteciliğiniz' diyerek sızdırmaya büyük tepki gösterdi. Süreci takip eden bazı yazarlar da 'haber şehveti süreci sıkıntıya sürükledi' yorumunu yaptı. Günlerdir süren tartışmada notların Altan Tan tarafından sızdırıldığı iddiaları basına yansıdı. Ancak 3 gün süren sessizliğin ardından Tan, böyle bir sızdırmanın kendisine ait olamayacağını söyledi. Erdoğan da, 'BDP sızdıranı açıklasın, yoksa biz açıklayacağız' dedi.

ÖNCE GENEL MERKEZ KABUL ETTİ

İmralı görüşmelerine ait tutanakların bir gazeteye sızdırılmasıyla ilgili tartışmada daha önce 'bizden sızmadı' diyen BDP, tutanakların parti genel merkezinden alındığını kabul etti. BDP Genel Başkan Yardımcısı Nursel Aydoğan, zabıtların BDP Genel Merkezi'nden alındığını ancak bunun bir partili tarafından muhabire verilmediğini savundu. Ancak BDP üst yönetiminin bilinçli olarak İmralı notlarını basına sızdırmaktan çok servis ettiğine yönelik kanaatler güçlendi.

SIZDIRMA GÖRÜNTÜSÜ

Partiden notları servis olayının şu şekilde yaşandığı iddia edildi: 'Heyetin İmralı dönüşü görüşmeler parti merkezinde BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak başkanlığında masaya yatırıldı. Adaya giden heyettekiler, görüşmeyi anlattı. Kışanak, anlatımların ve tutulan notların birleştirilmesini istedi. Vekillerin de katıldığı toplantıyı yöneten Kışanak'ın onayıyla, birleştirilip tasnif edilen notları fotokopiye gönderildi. Burada 'servis' değil 'sızdırma' görüntüsü verilebilmesi için partinin çaycısı tercih edildi. Fotokopi cihazından da sorumlu olan çaycı, notları çoğalttı. Notların çoğaltılmasıyla birlikte Milliyet'e haberin servis edilmesinin de önü açıldı. Sızdırma olayında adı bir numaralı şüpheli olarak geçen Kışanak'ın ismi Başbakan'a da iletildi. Kışanak'ın notların sızdırılmasında ön ayak olmasında İmralı'ya gidememesinin de etkili olduğu konuşuluyor.

Tutanaklar BDP üzerinden sızdı

Başbakan Erdoğan'ın 'Sızdıranı biliyoruz, BDP açıklamazsa biz açıklarız' çıkışının ardından zor durumda kalmak istemeyen BDP yönetimi harekete geçti. BDP Eşbaşkanlarından Selahattin Demirtaş, salı günü gerçekleştirilecek parti grup toplantısında sızdırma olayıyla ilgili bilgi vereceklerini twitter'dan duyurdu. Ancak Demirtaş daha sonra, 'Milletvekili ve parti organları tarafından sızdırılmamış. Partimiz üzerinden elde edildiği anlaşılıyor' dedi.

Çaycının üzerinden gölgeleme

İmralı'da ikinci BDP heyeti ile Abdulah Öclan arasındaki görüşme notlarında partide görevli çaycı, sızdırma BDP'den değil görüntüsünün verilmesi için kullanıldı. Milliyet Gazetesi'nde 'İmralı Tutanakları' başlığıyla yayınlanan görüşme tutanakları bizzat BDP yönetimi tarafından 'çaycı' eliyle bilinçli olarak sızdırıldığı, sızdırma için çaycının özellikle tercih edildiği, olayın ortaya çıkmasının ardından 'biz yapmadık çaycı satmış' diyebilmek bu yöntemin tercih edildiği dile getiriliyor

GAZETECİ.TV

BEBEK KATİLİ SEYRETSE BÖYLE AĞLARMIY'DI?

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, "Barış Dostluk ve Demokrasi" ödül töreninde, Uludere olayıyla ilgili hazırlanan sinevizyon gösterisi sırasında gözyaşlarını tutamadı.

Diyarbakır Tabip Odası (DTO), 14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri kapsamında bu yılki ''Barış Dostluk ve Demokrasi'' ödülünü, Şırnak'ın Uludere ilçesinde 9'u asker 10 kişinin şehit olduğu kazada yaralı askerlere yardım eden Gülyazı köyündeki annelere verdi.

DTO'nun bu yılki, yaklaşık 8 ay önce Betonpınar üs bölgesinden Gülyazı köyüne gitmekte olan askerleri taşıyan minibüsün, Gülyazı köyü yakınlarında şarampole devrilmesi sonucu 9'u asker, biri geçici köy korucusu 10 kişinin şehit olduğu kazada olay yerine giderek kaza geçiren askerleri araç içinden çıkarıp hastanelere taşınmasında yardımcı olan Gülyazı köyündeki annelere verme kararı aldığı ''Barış Dostluk ve Demokrasi Ödülü'' töreni, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Sümerpark Toplantı Salonu'nda yapıldı.

Törene, BDP Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile Irak sınırındaki olayda hayatını kaybeden 34 kişinin yakınları katıldı.

Baydemir, törende yaptığı konuşmada, onurlu bir barışın tesisi için gerçeklerin mutlaka açığa kavuşturulması ve aydınlatılması gerektiğini söyledi.

''Kucaklaşmak, barışa gidebilmek, helalleşebilmek için mutlaka gerçekler ışığında adaletin tecelli etmesi gerekir'' diyen Baydemir, törene katılan annelerin yüreğindeki tek duygunun gerçeğin paylaşılması ve adaletin tecelli etmesi olduğunu belirtti.

Konuşmaların ardından Irak sınırındaki olayda hayatını kaybeden 34 kişi ile ilgili hazırlanan sinevizyon gösterimi sırasında salonda duygulu anlar yaşandı.

Olayda yaşamını yitirenlerin anneleri ve Osman Baydemir gözyaşlarını tutamadı.

Şırnak'ın Uludere ilçesi Gülyazı köyünde 22 Ağustos 2012'de askerleri taşıyan minibüsün devrilmesi sonucu 9 asker ile 1 köy korucusu şehit olmuş, 4 asker de yaralanmıştı.

MSNHABER

BAŞBAKAN VASİYETİNİ AÇIKLADI:EN AZ 3 ÇOCUK

Hazırlayan Unknown on 8 Mar 2013 | 19:45

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Siirt'te düzenlenen 'Dünya Kadınlar Günü' özel programında konuştu.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tüm dünya kadınlarının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak, ''Kadınların hak mücadelesini bir insanlık mücadelesi olarak görüyoruz. Bu insanlık mücadelesinde her zaman onlarla birlikte hareket edeceğiz'' dedi.Siirt'te konuşan Erdoğan şöyle devam etti: Kadınların iş gücüne katılım oranını arttırdık. İki ayda 500 YTL hesaplarına yatırdık.2002’de kadın milletvekili oranı yüzde 4’ken bu oran bugün yüzde 14 oldu. Artık siyasette de kadının adı var. Kadınlar gelişirse Türkiye gelişir, Anneler değişirse çocuklar değişir, Türkiye değişir. Artık siyasette de kadının adıvar. Benim vasiyetim en az üç çocuktur. "

NURAN'IN TAVRI ÖRNEK OLSUN
Hanım kardeşlerim siz isterseniz bu terörübitirirsiniz.8 Mart bu işin miladı olsun. Nuran
kızıma, kardeşime 21 eylül akşamını tekrarhatırlattığımız için özgünüm.Nuran’ın tavrı
tüm kadınlara örnek olsun.O talihsiz akşam teröristler bir araca pusu kurdu.Aracın
içindeki üç kızımızı şehit verdik. Nuran sağ olarak çıktı.Tüm şehitlerimize rahmet
diliyorum.Gazi kardeşlerimizi yalnız bırakmayacağınıza inanıyorum.

SİLAHLA ÇÖZÜM OLMAZ
Silah hiçbir sorunun çözümü değildir. Terör ve onun ortaya koyduğu şiddet hiçbir şekilde
mazur görülemez.silah gözyaşı ve acıdan başka bir şey bırakmaz arkasında.30 yıldır
öksüzler, yetimler, karartılmış hayatlar bıraktı.

ENİŞTENİZ OLARAK SESLENİYORUM
Enişteniz olarak sizlere sesleniyorum.tüm kalbimle. Bu yolun çıkmaz sokak olduğunu
daha güçlü olarak dile getirin.evlatlarınızı elinizden alan, yavrularınızı robota çeviren
bu şebekeye karşı sizde sesinizi yükseltin. Biz bu meseleyi sizinle çözmek istiyoruz.
Aşırılıklara rağmen çözmek istiyoruz.Baldıran zehiri içmeyi göze alarak çözmek istiyoruz.
Sizin acınızı, gözyaşınızi dindirmek bizim için çok önemli.Kan üzerinden siyaset yapanlara
inat biz çözüm için yüreğimizi ortaya koyuyoruz. Yanımızda olun."

 
TÜRKHABERLER.NET

4.YARGI PAKETİ FOS ÇIKTI

Yargılamalarda büyük reform beklentisi yaratan ‘4. Yargı Paketi’ Meclis’e sevk edilirken, paketin içeriğinin geçmişe oranla tatmin edici bir iyileştirme getirmediği ortaya çıktı
Hükümetin, AİHM’nin Türkiye aleyhindeki ihlal kararları doğrultusunda hazırladığı, İmralı süreci açısından da büyük önem taşıdığı belirtilen ve Meclis’e sevki ertelenince tartışma yaratan 4. Yargı Paketi’nden tutuklu öğrencilerin, gazetecilerin ve diğer örgüt şüphelilerinin beklediği düzenlemeler çıkmadı. Poşu takmak, bayrak asmak, slogan atmak gibi eylemleri suç olmaktan çıkartmayan paket, büyük eleştirilere yol açan örgüt üyesi olmayanların örgüt üyesi gibi cezalandırıldığı TCK’nın 220. maddesindeki kritik düzenlemelerde değişiklik içermiyor. KCK’lıların tutuklanmasına yol açan TCK’nın 314. maddesinde de değişiklik öngörmeyen pakette en önemli değişiklik olarak AİHM’nin etkin soruşturma yürütülmediğine karar verdiği soruşturma dosyalarının yeniden açılması göze çarptı. Ancak “AİHM kararından sonra 3 ay içinde başvuru” kriteri getirilerek Hrant Dink dosyası gibi dosyalar açısından başvuru yapılmasının önü kapatıldı.
Adalet Bakanlığı’nın her düzenlemesini ayrı bir AİHM kararıyla açıkladığı 4. Yargı Paketi, uzun bir bekleyişten sonra dün TBMM’ye sevk edildi. Pakette, terör suçları yönünden getirilen düzenlemeler ve olası sonuçları şöyle:

‘Şiddet’ kriteri
- Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde yer alan, “Terör örgütlerinin bildiri veya açıklamalarını basanlara veya yayınlayanlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilir” düzenlemesinin başına, “Terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden” ifadesi eklendi.

Propaganda da ‘şiddet’
- TMK’nın “propaganda” suçu ile ilgili 7. maddesine de şiddet kriteri getirildi. Mevcut düzenlemede terör örgütünün propagandasını yapana 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor. Yeni düzenlemede “Terör örgütünün, cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” denildi.

Poşu sokakta bile tehlikeli
- Maddenin mevcut halinde örgüt propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, yüzün tamamen veya kısmen kapatılması, örgütün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde örgüte ait amblem ve işaretlerin taşınması, slogan atılması veya ses cihazları ile yayın yapılmasının ya da amblem ve işaretler bulunan üniforma giyilmesinin bu suçu oluşturacağı belirtiliyor. Yeni düzenlemede bu kriterlerden geri adım atılmazken yeni eklemeler yapıldı. Suçu oluşturan kriterler şöyle sıralandı:
- Mevcut düzenlemedeki gibi örgüt propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerin gizlenmesi amacıyla yüzün tamamen veya kısmen kapatılması.

Artık resim taşımak da suç
- Yeni düzenlemede “Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi” ifadesi eklenerek, örgüt üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınmasının suçu oluşturacağı belirtildi. Maddenin mevcut halinde resim taşınması suç oluşturmuyordu ve amblem, resim veya işaretlerin asılması kriterler arasında sayılmıyordu.
- Mevcut düzenlemede yer alan slogan atılması, ses cihazları ile yayın yapılması, örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi kriterleri de “toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi” ifadesine vurgu yapılarak yeni düzenlemede yer aldı.

220. maddede hayal kırıklığı
- Taslak metinlerde öğrencilerin, gazetecilerin tutuklanmasına ve yargılanmasına neden olan, TCK’nın örgüt üyeliği ile ilgili 220. maddesinin birçok maddesinde değişiklik yapılması öngörülüyordu. Ancak pakette, 220. maddenin büyük sıkıntılara yol açan “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme”, “örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte yardım eden” düzenlemeleriyle ilgili hiçbir değişikliğe gidilmedi.
3. Yargı Paketi’nde bu suçlar yönünden cezalar düşürülmüş ancak beklenen tahliyeleri sağlamamıştı. Bu yüzden bu suçlarda değişiklik yapılması bekleniyordu. 220. madde ile ilgili tek değişiklik “propaganda” suçu ile ilgili 8. fıkrada yapıldı. Pakette, bu fıkraya “cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde” düzenlemesi eklendi.

İmralı maddesi yok
- İmralı süreci açısından büyük öneme sahip olduğu belirtilen, KCK şüphelilerinin tutuklanmasına yol açan 314. madde ile ilgili de hiçbir değişiklik yapılmadı

İşkence suçunda zaman aşımı yok
Pakette “ileri adımlar” olarak değerlendirilen düzenlemeler şöyle:
- TCK’nın “işkence” suçuyla ilgili maddesine “bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez” düzenlemesi eklendi.
- Mevzuata göre, tutukluluk kararları 30 günde bir inceleniyor. Mahkemeler inceleme sırasında şüpheli ya da avukatını dinlemiyordu. Bundan sonra her 30 günde bir şüpheli ya da avukatı dinlenerek tutukluluk durumu karara bağlanacak.
- Yakalama ve tutuklama işlemlerine karşı kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmayanlar tazminat isteme hakkına sahip olacak.
- Bugüne kadar haksız yere gözaltına alınan ya da tutuklanan kişilerin bir başka hükümlülükleri varsa gözaltı ve tutukluluk süreleri bu hükümlülükten düşürülüyordu. Bu kişiler, haksız gözaltı ya da tutuklama nedeniyle tazminat isteyemiyordu. Bu kural kaldırıldı.
- Tahliyenin reddi kararlarına yönelik itirazlarda sadece savcıdan değil şüpheli ve avukatından da görüş alınacak.

Soru işaretleri ve ‘Öcalan’ önlemi
- TCK’nın “suçu ve suçluyu övme” başlıklı 215. maddesindeki “İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” düzenlemesine, “kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde” kriteri eklendi. Bu düzenleme özellikle “Sayın Öcalan” ifadesi gibi ifadeleri, 68 kuşağının devrimci liderlerini anma gösterilerine katılanlara yönelik uygulanıyor. Ancak “açık ve yakın tehlike” kriterinin nasıl bir sonuç doğuracağı uygulamada belli olacak.
- Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanmasını engellemek amacıyla CMK’ya tarih sınırı getirilmiş ve aynı tarih kısıtlamaları arasında kalan 220 kişi, AİHM tarafından haklı bulunmalarına rağmen yeniden yargılanma başvurusu yapamamıştı. AİHM’nin bu kişilerden PKK’lı Hulki Güneş konusunda Türkiye’yi haksız bulunca 220 kişi için pakette düzenleme yapıldı. Buna göre 2007’de Öcalan dosyasını inceleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde dosyaları 15 Haziran 2012 itibarıyla bulunanlar yeniden yargılama başvurusunda bulunabilecek

GAZETECİ.TV

ANKETLERİN YALANCISIYIZ

Hazırlayan Unknown on 6 Mar 2013 | 18:47

Son anketlere göre bu pazar seçim olsa AK Parti'nin oylarının hissedilir derecede düştüğü görülüyor. Gezici Araştırma şirketi tarafından 46 ilde 9272 kişiyle yüzyüze yapılan anketten çıkan sonuçlara göre

AK Parti Genel seçimlerde %43,2 civarında oy alırken, yerel seçimlerde bu oran %38’6 oluyor.

AK Parti Doğudan batıya doğru gittikçe ve iç Anadolu bölgesinde oy kayıpları hızla artıyor. İç Anadolu ve Akdeniz bölgesinde MHP ve CHP oylarında artış var.

İstanbul, Mersin ve Ankara’da CHP Oylarında artış var

İzmir, Eskişehir, Balıkesir ve Aydın’da AK Parti oylarında artış görülüyor

Türkiye’nin bölgelerine göre bakıldığında AKP’nin oyu doğu bölgelere göre batıda (İç Anadolu) daha fazla oy kaybettiği tespit edildi.

Doğu ve Güneydoğu’da AK Parti'nin oyu azalırken, BDP’nin oyu artıyor, AK Parti Kürt kökenli seçmenlerden oy kaybederken, Diğer bir yandan Ege’de, Akdeniz’de, Batı’da, Orta Anadolu’da milliyetçi seçmenlerden aldığı oyu da azalmakta. AK Parti'den giden seçmen kitlesi daha önce CHP ve MHP ye oy vermiş seçmenler.



ABCHABER.NET

VENEZUELA YASTA


Devlet Başkanı Hugo Chavez'in hayatını kaybettiği bildirildi.

Açıklama Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı Nicolas Maduro'dan geldi.

Maduro, düzenlediği basın toplantısında uzun zamandan bu yana kanser tedavisi gören Chavez'in yaşam mücadelesini kaybettiğini duyurdu.

Chavez'in ölümünün ardından ülkede yas ilan edildi.

Akşam saatlerinde yapılan açıklamada Chavez'in sağlık durumunun kötüye gittiği açıklanmıştı.

İlk kez Haziran 2011'de kanser teşhisi konulan Chavez, 4 kez kanser ameliyatı oldu.

Son olarak geçen yıl 11 Aralık'ta kanser ameliyatı için Küba'ya giden Chavez'in tedavisine, 18 Şubat'ta ülkesine dönmesinin ardından Karakas'taki bir askeri hastanede devam ediliyordu.

Geçen Ekim ayındaki seçimde üçüncü kez devlet başkanı seçilen 58 yaşındaki Chavez, 10 Ocak'ta yapılması planlanan yemin törenine de hastalığı nedeniyle katılamamıştı.

Chavez için Cuma günü cenaze töreni düzenlenecek.

MADURO'YU İŞARET ETMİŞTİ

14 yıldır Venezuela'yı yöneten Chavez, ölmeden önce halefi olarak Nicolas Maduro'yu işaret etmişti.

Chavez'in ölümünün duyurulmasının ardından açıklama yapan Venezuela Genelkurmay Başkanı da Maduro'nun arkasında olduklarını söyledi.

OBAMA: ZORLU BİR ZAMAN

ABD Başkanı Barack Obama, Chavez'in ölümünün ardından, ülkesinin Venezuela halkına ve Venezuela Hükümeti ile yapıcı bir ilişkinin geliştirilmesine olan desteğini teyit etti.

Obama, yaptığı yazılı açıklamada, Chavez'in ölümünün, Venezuela için ''zorlu bir zaman'' olduğunu belirtti.

Başkan Obama, açıklamasında, ''Bu zorlu zamanda, ABD, Venezuela halkına desteğini ve Venezuela Hükümeti'yle yapıcı bir ilişkinin geliştirilmesine yönelik ilgisini yeniden teyit eder. Venezuela, tarihinde yeni bir fasıla başlarken, ABD demokratik ilkeleri, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarına saygıyı teşvik eden politikalara bağlılığını sürdürmektedir'' ifadesini kullandı.


MSNHABER

KÜRSÜYÜ ÇİFTÇİ KADINLARA BIRAKTI

Hazırlayan Unknown on 5 Mar 2013 | 20:04

CHP lideri Kılıçdaroğlu, grup toplantısında konuşmasını keserek Antalya’dan Ankara’ya 2B yasasını protesto etmek için gelen kadın çiftçCHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında kürsüyü 2B mağduru çiftçi kadınlara bıraktı. Kadınların derdini dinleyen Kılıçdaroğlu, "Gübreye, ilaca, mazota, suya zam yaptın, ürüne zam yapmadın. Bu zamlar kimin cebinden çıktı, köylünün. Şimdi köylüye diyorsun ki "Seni yoksullaştırdım, şimdi arazini senin elinden alacağım' diyor. Sen alamazsın çünkü CHP var" dedi. CHP lideri Kılıçdaroğlu partisinin TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmaya önceki gün hayata gözlerini yuman sanatçı Müslüm Gürses'i anarak başladı. Gürses'in halktan ve mazlumdan yana bir sanatçı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Gürses'i ilk kez 1970'lerde Adana'da bir minibüste dinlediğini, sonradan ünlendiğini ve herkesin gönlünde taht kurduğunu belirtti. Gürses'in Türkiye'de yaşadığı dönemde büyük acılar ve yoksulluklar çektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, Müslüm Gürses gibi bütün sanatçıların desteklenmesini istediklerini ifade etti. "Müslüm Gürsesler desteklenmeli ve halkın sanatçısı olarak yola devam etmeli" diye Kılıçdaroğlu, sanatçıların kendi dünyalarında özgürce müziklerini yapıp yazılarını yazmalarını diledi. Kılıçdaroğlu, "Bugün dünya kadınlar günü. Salonun büyük kısmını da kadınlar oluşturuyor. Anadolu'nun pek çok yerinden kopup buraya geldiniz. Bütün kadın kardeşlerime önce şunu söylemek isterim: Size seçme seçilme hakkını veren parti CHP'dir. O nedenle bütün kadın kardeşlerime şunu rahatlıkla söylüyorum, CHP'ye yani evinize hoş geldiniz" diye konuştu. Buna karşın dünya kadınlar günü her yıl 8 Mart'ta kutlanıyor.



-"CİNSİYET KOTASI ERKEKLER İÇİN DE GÜVENCE"-

CHP olarak kadınların siyasette daha fazla yer almasını istediklerini ve bunun için son Kurultay'da parti tüzüğünü değiştirerek cinsiyet kotası getirdiklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, "İleride ne olur ne olmaz, CHP'de olur ya kadınların sayısı çok fazla olursa erkekler için de bir güvence getirdik. Yüzde 33 cinsiyet kotası getirdik" ifadelerini kullandı. CHP'nin öteden beri kadın erkek eşitliğini savunan bir parti olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, kadının her alanda ailesinin direği olduğunu belirtti. "Kadın hayatı ve dünyayı değiştirir, o nedenle CHP Genel Başkanı olarak "Benim umudum kadınlardır' diyorum. Kadınlar Türkiye'yi değiştirecek" diyen Kılıçdaroğlu, "Kadın bir şeyi kafasına koymuşsa, bir şeye karar vermişse mutlaka onu değiştirir. Kadınların gücüne ve mücadelesine inanıyorum. 8 Mart dünya kadınlar gününü sadece bir gün olarak değil, 365 gün olarak hep beraber kutlamalıyız ve kadına gerekli önemi ve değeri vermeliyiz" değerlendirmesinde bulundu.

-"3 MİLYON HEKTAR ARAZİ TARIM DIŞI"-

CHP Grup toplantısı için 56 otobüsle Ankara'ya gelen çiftçilere de mesajlar veren Kılıçdaroğlu, tarımın önemini Aşık Veysel'in "Dost dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yarim kara topraktır" dizeleriyle anlattı. Toprak hakkıyla işlenirse kimsenin kimseye muhtaç olmayacağını belirten Kılıçdaroğlu, şunları belirtti:

"Son 10 yılda yurtdışından gelen gıda ve tarım ürünü miktarı 110 milyar dolar. Bunlar Türkiye'de ekilmiyorlar. Mısırı, buğdayı, soyayı dışarıdan, hemen hemen her şeyi dışarıdan getiriyoruz ve 110 milyar dolar para ödüyoruz. Son 10 yılda 3 milyon hektar arazi tarım dışı kaldı. İnsanlar ekmiyor, çünkü ektiğinin karşılığını alamıyor."

-BUĞDAY MAZOT HESABI-

Resmi rakamlar üzerinden çiftçinin karşı karşıya olduğu sorunları da değerlendiren Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin iktidara geldiği 2002 yılında bir kilo buğdayın 30 kuruş, 1 litre mazotun 1 TL olduğunu, 3.5 kilo buğday satılınca " litre mazot alındığını, 2013 yılında ise buğdayın kilo fiyatının 60 kuruşa çıktığını, buna karşın mazotun litre fiyatının 4.20 TL'ye yükseldiğini anlattı ve "Bir litre mazot için 7 kilo buğday satacaksınız. 3.5'tan 7'ye çıkmış" dedi. Aynı şeyin patates için de geçerli olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, kiloda 35 kuruş maliyeti olan patatesin 10 kuruşa alıcısı olmadığını belirtti ve "Her şey güllük gülistanlıksa neden insanlar 56 otobüse binip Ankara'ya sorunlarını çözmek için geliyor?" diye sordu. Sözleri "Başbakan Kemal" sloganlarıyla kesilen Kılıçdaroğlu, konuşmasında çiftçilerin sorunlarına değinerek, köylünün tarımda kullandığı mazot nedeniyle ödediği verginin 9 milyar TL olduğunu belirtti.

-"HER ŞEY VAR BİR CHP İKTİDARI YOK"-

Konuşmasında Hollanda'yı örnek olarak gösteren Kılıçdaroğlu, "Hollanda bizim Konya'dan küçük. Hollanda 1 yılda 80 milyar dolar tarım ürünü ihraç ediyor. Biz devasa bir ülkeyiz ama ihraç ettiğimiz tarım ürünü miktarı 10-12 milyar dolar" dedi. Bu rakamların bir sorunu gösterdiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bu işte bir sorun var. Bir iş var bunda. Neden bizim insanımız üretemiyor? Beceri, çalışkanlık, mazot, gübre, ilaç, güneş, su her şeyimiz var. Olmayan ne? Olmayan CHP iktidarıdır. Bunu bilmenizi isterim" ifadelerini kullandı.

-KÜRSÜYÜ KÖYLÜ KADINLARA BIRAKTI-

Kılıçdaroğlu, CHP Grup toplantısına 2B arazileri ile ilgili taleplerini duyurmak için gelen vatandaşlara da "Burası milletin kürsüsü" diyerek söz verdi. Kılıçdaroğlu, kürsüye çıkan 2B mağduru kadınları, "Gel bakalım anacığım hoş geldin" diye karşıladı. 2B mağduru kadınlardan biri, 2B arazileri için ödenmesi öngörülen paraların çok yüksek olduğunu, "AK Parti Antalya'da parayı keten çuvala tepti" sözleriyle dile getirirken, bir diğer 2B mağduru kadın, "Buralar ormandan açılmış bir yer değil. Osmanlı tapusu olan, anadan atadan kalan yerler. Bu yerin bir kısmı uzaktan deniz görüyor. Deniz gören yer dönümü 340 milyar. Toplamı 3,5 trilyon tutuyor. Biz bir köylü insanız, çok zor durumda buraya çıktım. Ağlamaktan elim başıma ermiyor" diye konuştu.

Köylü kadınların şikâyetlerini dile getirmesinden sonra söz alan Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:

"2B yıllardır ama yıllardır babalarından dedelerinden kalan arazin ekilip biçilmesinden ibaret bir olaydır. Köylü, babasından dedesinden kalan araziyi ekip biçiyor. Ama devletle uyuşmazlığı var. Devlet bana ait, köylü bana ait diyor. Biz bunu çözmek istedik. Dedik ki arkadaş, devlet ve vatandaş arasında kavga olmasın. Sorun şu: Biz bunu nasıl çözeceğiz. 2B arazisi olan orman köylüsünden hiçbir bedel alınmadan hazine arazisini üzerlerine tapu edelim. Çünkü orman köylüsünün bir bedel ödeme gücü yok. Toplumun en yoksul kesimi orman köylüsü.

Tarımla uğraşanlar için görüşümüz emlak vergisi üzerinden köylüye devredilmeli ve tapusu verilmeli. Neden emlak vergisi? Emlak vergisini belirleyen devlet. Vatandaş kabul etmiş. Vatandaş üzerinden vergisini ödüyor. Zaten devletle vatandaş arasında bir uzlaşma var. O zaman o bedeli kabul edelim ve taksitle parasını isteyelim tapusunu verelim. Akşam başını yastığa huzur içinde koysun. Neden CHP olarak bunu böyle düşündük? Bizim bir kurucu liderimiz var. Adı Mustafa Kemal Atatürk. O, "Köylü milletin efendisidir' demiştir. Allah aşkına on yıldaki hale bakın. Köylü milletin efendisi olacak halde mi şimdi? Ellerine kelepçe vurup yerde süründürüyorsunuz. Biber gazı ve copla müdahale ediyorsunuz. Neden? Toprağını savundu diye. Toprağını savunmak vatanını savunmak demektir. Köylü toprağını savunmayıp neyi savunacak. O toprak sizin ananızın ak sütü kadar helaldir. O toprak sizindir."

AK Parti'nin CHP önerisine karşılık rayiç bedelin yüzde 70'i üzerinden alınması önerisini getirdiğini anlatan Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Rayiç bedelin ne olduğunu kimse bilmiyor. Fiyatlar yüksek. Az önce kadın arkadaşım söyledi, 340 milyar TL para istiyorlar. Antalya'nın batısını gezdim. Bundan şikayet ettim vatandaşın da şikayetini de dinledim. Hemen telefon ettiler milletvekillerine, "Toplanın 2B'yi değiştireceğiz' diye. Bugün Genel kurul'da 2B ile ilgili yasa tekrar görüşülecek. Biz yine 2B ile ilgili emlak vergisi değerinin esas alınmasını savunacağız. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi "Yüzde 70 emsali yüzde 50'ye indireceğiz' diyor. 170 milyarı köylü nasıl ödeyecek? Size sözüm var ne yaparlarsa yapsınlar CHP iktidarında o araziler size emlak vergisi değeri üzerinden verilecektir. Hiç öyle yüksek bedeller ödemeyin, isteseniz de ödeyemezsiniz. Gübreye, ilaca, mazota, suya zam yaptın, ürüne zam yapmadın. Bu zamlar kimin cebinden çıktı, köylünün. Şimdi köylüye diyorsun ki "Seni yoksullaştırdım, şimdi arazini senin elinden alacağım' diyor. Sen alamazsın çünkü CHP var."

MYNET

MHP VE CHP'YE YÜKLENDİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''MHP ve CHP'nin çözüm sürecindeki tavrı milli bir tavır değildir, sorumlu bir tavır değildir'' dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasına kadına yönelik şiddete değinerek başladı. Kadına yönelik şiddeti, kadına kalkan eli her fırsatta lanetlediklerini, insanlık dışı bulduklarını, bunları önlemek için her türlü tedbiri alacaklarını dile getiren Erdoğan, "Şiddetin her türlüsü kötü. Kadına ve çocuğa şiddet, tahammülü mümkün olmayacak tadar kötü" dedi."Müslüm Gürses sivil bir itirazdı"Erdoğan, konuşmasında vefat eden şarkıcı Müslüm Gürses'e de değindi. Müslüm Gürses'in, sadece bir ses sanatçısı olmadığını söyleyen Erdoğan, sivil bir itirazın unutulmaz önderi olduğunu belirterek, "Geçmişte tek tip müzik icrası için ağır baskılar uygulandı. Müslüm Gürses, Orhan Gencebay ve Ferdi Tayfur ve daha nicesi, bu baskıya, bu tek tipçiliğe, bu zihniyete karşı bir itiraz olarak ortaya çıktı. Halkın diliyle müzik yaptılar" diye konuştu."MHP ve CHP'nin tavrı milli değil"Konuşmasında, Abdullah Öcalan ile yürütülen görüşmeler üzerine süren tartışmalara da değinen Erdoğan, muhalefet partilerini eleştirdi.

Erdoğan, şehitlerin ruhunu incitecek, kemiklerini sızlatacak hiçbir adımı atmayacaklarını, hiçbir girişimin içinde yer almayacaklarını yineleyerek, "CHP ve MHP, çözüm sürecini ısrarla, inatla, sorumsuzca 'bir boyun eğme, taviz, geri adım atma' gibi bir sürecin içindeler. MHP ve CHP'nin bu tavrı milli bir tavır değildir. sorumlu bir tavır değildir. Kanı ve gözyaşını durdurmaya yönelik bir tavır asla değildir" şeklinde konuştu."Ortada bir ihanet varsa, gençlere ve anneleredir"Erdoğan, "Şehitleri istismar edip, şehit yakınlarını istismar edip, bu ülkeye korkaklık, ürkeklik, bunun yanında fitne salmak milliyetçilik değildir ve olamaz" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kendisine yönelik eleştirisine de yanıt veren Erdoğan, "Teröre karşı 30 yıl milli duruş sergileyemediniz. Bugün de milli bir duruş sergileyemiyorsunuz. Eğer ortada bir ihanet varsa, o ihanet gençlere, annelere olan ihanettir. Bu terörün çözülmesini engelleyerek, millete yapılan bir ihanettir" dedi."Yalan söylediği sürece başbakan olamayacak"Erdoğan, CHP Genel Başkanının eleştirilerine de "Kılıçdaroğlu, 'Yalan söyleyenden Başbakan olmaz' diyor. Doğru. Bunun için de Kemal Kılıçdaroğlu başbakan olamadı ve yalan söylemeye devam ettiği sürece de başbakan olamayacak" diye yanıt verdi."PKK'nın siyaseti şekillendirmesine zemin hazırladılar" CHP ve MHP'yi, izledikleri politika ve tutumları nedeniyle "PKK'nın bu ülkede siyaseti şekillendirmesine, siyaset üzerinde etkili olmasına zemin hazırlamakla ve bunun fırsatını altın tepsi üzerinde sunmakla" suçlayan Erdoğan, "Aynı şekilde medya kuruluşları terör örgütüne oksijen vermiştir" dedi."

'ARABESKTEN NİYE RAHATSIZ OLUYORSUNUZ?'
Arabesk müziğe yönelik eleştirilere de tepki gösteren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Arabesk müzik halen tartışılıyor. Bırakın, onun da bu ülkede hedef kitlesi var. Bunlar bizim zenginliklerimiz, niye rahatsız oluyorsunuz? Bu insanlar halkın içinden geldiler. Boyunları büküktü, kalpleri kırıktı. Sazları ve sözleriyle zulme isyan ettiler. Merhum Cem Karaca gurbete mahkum oldu. Ahmet Kaya gurbette hayata gözlerini yumdu. Şivan Perver tek tipçi zihniyet, terör örgütü baskısı nedeniyle doğduğu topraklara hasret içinde yaşıyor.”

'AHMET KAYA BENİ CEZAEVİNE UĞURLADI'
Fransa'da yaşamını yitiren sanatçı Ahmet Kaya’ya karşı yapılanları da hatırlatan Erdoğan, “Köşe yazarları Ahmet Kaya’ya neler yaptılar. Salondan zor kaçırıldı. Aynı Ahmet Kaya, beni Pınarhisar’a uğurlayanlardan birisiydi” dedi.

'KAHVEYE DAVETİNİ KIRMADIK'Bir çocuğun katıldığı tören sırasında yanına gelerek kendisinden bir talepte bulunduğunu da hatırlatan Erdoğan, “Bir yavrumuz geldi. Bir dil bir dil… ‘Başbakanım ne olur evimize gidelim’ dedi. ‘Annem çok güzel kahve yapıyor’ dedi. ‘Ben de kahve yaparım, hatta daha güzel kahve yaparım’ dedi. O yavrumuzun talebini kırmadık, onun evine de gittik” diye konuştu.

'ŞEHİTLERİN KEMİKLERİNİ SIZLATACAK ADIM ATMAYIZ'
Bazı şehit ve gazi yakınlarının çözüm süreciyle ilgili soru işaretleri taşıdığını dile getiren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Şehit yakını ve gazilerimizle tam bir iletişim içindeyiz. Yaşadıkları acı nedeniyle art niyetlerin istismarına çok açık bulunuyorlar. Bunu çok az bir kısım için söylemek mümkün. CHP ve MHP’nin tavrı kanı durdurmaya yönelik değil. Muhalefetin asılsız itirafları nedeniyle çok az sayıda şehit yakını ve gaziler soru işaretleri taşıyor. Şehitlerin ruhunu, kemiklerini sızlatacak, hatıralarına halel getirecek hiçbir adımı atmamız, hiçbir girişimde bulunmamız mümkün değildir.”

'BU NASIL MİLLİYETÇİLİK?'
Erdoğan, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Benim askerim dağda yakaladığı teröriste üşümesin diye parkasını verecek kadar kahramandır. Benim komutanım mağarada teröristi ‘Seni annene götüreceğiz’ diye çıkaran alicenap bir komutandır. Şehit aileleri tedirgin olmasın, bizim şehitlerimiz hangi yolda ise biz de o yoldayız.

Allah aşkına bu nasıl bir milliyetçiliktir? Kendi ülkesini bu kadar küçük, ürkek gören, hep yenilgiyle anan biri nasıl milliyetçi olabilir? Şehitleri istismar edip bu ülkeye korkaklık, fitne salmak milliyetçilik olamaz.

'30 YILDA KOCA BİR HİÇ'
30 yıldır muhalefetin terör sorunun çözümü için hiçbir şey yapmadığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"BDP’nin farklı isimler altında 30 yıldır nerede durduğunu herkes biliyor. Ama CHP ve MHP’nin nerede durduğuna dikkatli bakmanızı istiyorum. Ne yaptılar, koca bir hiç. Çözüm için ne yaptılar? Koca bir hiç. CHP’nin yaptığı şey birkaç rapor hazırlamaktır.

MHP, küfretmekten, hakaret etmekten, şehit cenazelerini istismar etmekten başka bir şey yapmadı. İktidarda olduğu dönemde çözüme yanaşmadılar, muhalefette olduklarında da çözdürmediler."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kendisine yönelik eleştirisine yanıt veren Erdoğan, şunları kaydetti: ''Teröre karşı 30 yıl milli duruş sergileyemediniz. Bugün de milli bir duruş sergileyemiyorsunuz. Eğer ortada bir ihanet varsa, o ihanet gençlere, annelere olan ihanettir. Bu terörün çözülmesini engelleyerek, millete yapılan bir ihanettir. Şehitleri istismar edip, şehit yakınlarını istismar edip, bu ülkeye korkaklık, ürkeklik, bunun yanında fitne salmak milliyetçilik değildir ve olamaz.''

'DOĞRU, YALAN SÖYLEYENDEN BAŞBAKAN OLMAZ'CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Yalan söyleyenden başbakan olmaz" sözlerine de yanıt veren Erdoğan, "Söylediği tek şey budur. Evet, yalan söyleyenden başbakan olmaz. Doğru. Bunun için de bu ülkede başbakan olamadı, yalan söylediği sürece başbakan olamayacak" dedi.

'SINIRSIZ ÖZGÜRLÜK OLMAZ'İmralı görüşmelerinin basına sızdırılmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, şöyle konuştu;

''Hiç kimse gayri milli yayıncılığı, bu sabotajı eleştirmiyor. Bildik yazarlar bize basın özgürlüğü dersi vermeye çalışıyor. Sınırsız bir özgürlük olamaz. Kimse kimsenin özgürlük alanına tecavüz edemez. Kendi özgürlük alanında oynarsın. Kimse kusura bakmasın. Medya nasıl milli alanları çiğneyerek yayın yapmakta özgürse, bizler de hissiyatımızı açıklamada en az onlar kadar özgürüz. Hiçbir devirde yazamadıklarını bu devirde yazıyorlar...

Türkiye'nin aleyhine, sürecin aleyhine olacak böyle bir yayınını yapmak asla milli bir tavır değildir. Basın özgürlüğü diyenler, gitsinler İngiltere'ye, ABD'ye baksınlar.

 
'SIZDIRANI ORTAYA ÇIKARIRIZ'Şu anda dolaşan belgelerin, kimler tarafından nasıl sızdırıldığını, ne olduğunu, öyle zannediyorum ki kısa zaman içinde ortaya koyar, onu da açıklarız. Kimin ne söylediğine değil, bizim ne söylediğimize bakın. Kimin ne yaptığına değil, bizim ne yaptığımıza, ne yapacağıma bakın. Hiçbir yalana, hiçbir dedikoduya, söylentiye asla kulak asmayın. Sürecin hassasiyeti nedeniyle biz az konuşuyor, çok iş yapıyoruz.

Sizler bu süreç içinde konuşmayacaksınız. Önüne gelen konuşmaya kalkarsa, baltayı taşa vurursa, bu çözüm sürecini, kristali kırarız.”

GAZETECİ.TV

HÜKÜMETE KAPILARI KAPALI

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, çözüm süreciyle ilgili istediği randevuya ”asla olumlu cevap verilmeyeceğini” bildirdi.

Yalçın, yaptığı yazılı açıklamada, terör örgütü elebaşı ile BDP heyetinin görüşme tutanaklarının basına yansımasının ardından, AK Parti kurmaylarının MHP’yi boy hedefi haline getirmek istediğini savundu.

Temcit pilavı gibi eski meselelerin ısıtılıp ısıtılıp yeniden kamuoyu gündemine getirildiğini belirten Yalçın, bazı basın yayın organlarındaki yazarların da MHP’yi eleştirdiğini ifade etti. Semih Yalçın, şu görüşleri savundu: ”AKP, PKK ile işbirliği yapmaktadır. İktidar partisi terörle mücadele etmeyi bırakmış, bölücü örgütün desteğiyle Sayın Başbakan’ın başkanlık hayallerini hayata geçirme hevesine düşmüştür. Bu vahim durumdan rahatsız olan sadece MHP değil, bütün halktır. Balıkesir konuşmasında MHP’yi diyalog konusunda eleştiren Başbakan Erdoğan’ın, partisinin hangi mahfillerle diyalog kurduğunu ve hangi yılanlarla çuvala girdiğini sorgulaması gerekir.” MHP’nin hiçbir zaman terörle mücadele konusunda diyalogdan ve çözümden kaçmadığını, aksine iktidar partisine bu konuda açık çek verdiğini belirten Yalçın, ”Ne yazık ki partimizin bu tutumuna rağmen AKP, MHP ile diyalogu değil, bölücü örgütle kucaklaşıp halleşmeyi yeğlemiştir. Dolayısıyla Başbakanın bölünmeyi masaya getireceği aşikar olan randevuya asla olumlu cevap verilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

Semih Yalçın, MHP tarafından görevlerine son verilen bazı il başkanlarının da böyle bir dönemde şahsi hesaplarının peşine düştüklerini öne sürerek, ”Böyle bir dönemde MHP’yle uğraşmak ve partinin meselelerini mahkeme kapılarına taşımak, AKP zihniyetine hizmet etmektir. Sonuçta söylenecek söz şudur, İmralı ile Kandil arasında sandviç gibi sıkışan AKP’nin partimize saldırıları, teröristlerin iştahını azaltmayacağı gibi, MHP’nin haklılığını ve millet vicdanındaki itibarını artıracaktır” görüşünü savundu.
ABCHABER.NET

MİLLİYET GAZETESİ CEVAP VERDİ

Hazırlayan Unknown on 4 Mar 2013 | 17:36

AKP'nin İmralı'da PKK'nın elebaşı Öcalan ile yaptığı pazarlıkları deşifre eden Milliyet'e sert eleştirilerine gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Derya Sazak'tan yanıt geldi...

Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Derya Sazak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Çözüme katkıda bulunacaksan, böyle bir haber yapmamalıydın. Böyle yapacaksan, batsın senin gazeteciliğin" tepkisine karşılık verdi. Sazak, yayımladıkları İmralı tutanakları haberini ve haberi yapan gazeteci Namık Durukan'ı savunurak, "Milliyet’in 62 yıllık tarihi böylesine altın sayfalarla doludur. Pusulamız şaşmaz: Haber doğruysa basarız! Sayın Başbakan’ın ‘Batsın böyle gazetecilik’ sözlerini üstümüze almıyoruz!" dedi.
Derya Sazak'ın "İmralı zabıtlarıyla tarih yazmak" başlığıyla yayımlanan (4 Mart 2013) yazısı şöyle:

İmralı zabıtlarıyla tarih yazmak

Türkiye gibi ‘haber cenneti’ ülkelerde gündem oluşturmak zor değildir.

Çoğu zaman gündeme konu olan haber ve başlıklar ‘sansasyonel’dir. Ertesi güne kalmaz, uçup giderler. 24 saat sonra kimse hatırlamaz bile. Arşivler böylesine ‘sanal’ yığınla gazeteyle doludur. Eskiden bunlar kâğıt olarak SEKA’ya giderdi. Çağ değişti artık ‘dönüşerek’ daha az ağaç kesimine yol açacak şekilde tasarruflu kullanılabiliyorlar.

Milliyet, 28 Şubat Perşembe günkü ‘İmralı zabıtları’ manşetiyle gerçek anlamda ‘gündem’ oldu.

Daha doğrusu, ‘gündem’de olan bir haberin ayrıntılarını okurlarla paylaşarak gazeteciliğin temeli olan ‘haber verme’, toplumu bilgilendirme işlevini hakkıyla yerine getirdi.

Ertesi gün, 1 Mart’ta ise medyada ‘her gazetecinin rüyası’ olan bir durum yaşadık.

Türkiye’de yayımlanan gazetelerin tamamında, televizyon ve internet sitelerinde tek bir haber vardı:

Milliyet’in ‘manşet’ten duyurduğu, İmralı’da Öcalan’la BDP heyetinin görüşmelerinin ‘notları’ medyanın tamamında yer alıyordu.

Sözcü’den Özgür Gündem’e, Zaman’dan Birgün’e, Cumhuriyet’ten Yeniçağ’a, Star’dan Sabah’a, Hürriyet’ten HaberTürk’e, Radikal’den Posta’ya, Akşam’dan Yurt’a tüm gazeteler ‘sözleşmiş’ gibi Abdullah Öcalan’la yapılan görüşmenin zabıtlarını yayımladılar.

Neden böyle oldu?

Çünkü haber, basit bir ihtiyacı karşılıyordu. İmralı’da neler olup bittiğini merak eden toplumu bilgilendiriyordu.

30 yılda 50 bin yurttaşımızı kaybettiğimiz Kürt sorununun barışçı çözümünde cesaret verici adımlar atılırken, çatışmaları durduracak, PKK’nın silah bırakmasına ortam hazırlayacak görüşmeler sürecinde İmralı’da hükümlü Öcalan’la doğrudan temas kurulmuştu. Görüşmenin tarafı 3 BDP’li milletvekili adaya giderek Öcalan’la buluşmuşlardı.

Milliyet, 23 Şubat tarihli görüşmenin notlarını ele geçirdi.

Ve yayımladık.

28 Şubat tarihli gazetedeki haberi ise tüm medya Milliyet’ten alıntı yaparak okurlarına duyurdu.

Böylece cuma günkü tirajımız refikimiz olan gazetelerin de katılımıyla Türkiye’de günlük toplam 5.5 milyon adede ulaştı.

Çevreye saygımız adına sevindik.

Daha fazla gazete basmamıza gerek olmaksızın en yüksek okura eriştik.

Öteki gazetelerin kâğıdından yararlanarak yeşili de korumuş olduk.

Muhabirin yükselişi

Aslında böyle zamanlarda ‘gazetecilik adına’ seviniyoruz. Ve biz de başka gazetelerde çıkan, gerçek ve topluma yararlı olacağına inandığımız haberleri ‘kaynak’ göstererek Milliyet’te kullanıyoruz. Ancak bunu yaparken ajans, gazete, televizyon ayrımı yapmadan mesleki saygıyı, muhabir emeğini yücelterek, haber kiminse onun adını veriyoruz. Zaten aksi etik dışı olur. İntihal/çalıntıya girer.

Kimi meslektaşlarımız Milliyet’te başarılarıyla kendisini yıllardır kanıtlamış olan arkadaşımız Namık Durukan’ın haberini ‘gazetecilik’ ürünü saymak yerine ‘kim sızdırdı?’ tartışmasından hareketle Milliyet’i yıpratmaya çalıştılar ama Cumhuriyet gibi geleneği olan kurumlar, özden uzaklaşıp ‘isim vermekten’ neden kaçındılar anlayamadım?!

Haberi, ‘Paris cinayetinden daha büyük bir sabotaj’ olarak gören ‘resmi gazeteciler’ bu olasılıklardan sadece birisine değinmediler:

O olasılık, bütün o komplolar dışında ‘haberin bir muhabir tarafından çıkarılmış’ olduğu gerçeğiydi.

Gazetecilik hayli zamandır dibe vurduğu için doğal olarak ‘haberci’nin adı da, değeri de unutuldu!

Akla her türlü komployu getirenleri, 28 Şubatvari yöntemlerle ‘andıçlayanları’ daha fazla yormamak için basit gerçeği açıklıyorum:

Namık Durukan’ı Ankara Büro’da ve Milliyet’te yayın yönetmenliği yaptığım 1995-98 yılları arasındaki dönemden bu yana tanıdığım için Fikret arayıp, ‘Namık, İmralı görüşmesinin tam metnini almış’ dediğinde sayfayı hazırlamaya başladık.

Milliyet Yayın Yönetmeni Yardımcısı Umut Alphan, Yayın Koordinatörü Tahir Özyurtseven metni okudu ve manşeti attık. Çünkü Namık’a kendim gibi güveniyordum.

Onu 28 Şubat sürecinde generallere karşı korumuştum!

Beni hiçbir zaman yanıltmadı!

Ankara Büro Şefimiz Serpil Çevikcan’a da gazete baskıya girene dek başlık ve spotları, metni noktası virgülüne okuduğu için teşekkür ediyorum.

Namık’ı bir kez daha kutluyorum. Bu yıl ödülleri toplayacak!

İtiraf ediyorum, ‘İmralı Zabıtları’ başlığı bana aittir! Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD) üyesi kıdemli bir Meclis muhabiri olarak mesleğe başladığım yıllarda okuduğum İstiklal Savaşı’nı yöneten Birinci Meclis’e ait, ‘Gizli Celse Zabıtları’ kütüphanemde baş köşede durur. Üstadımız Altan Öymen gibi ‘eski Meclis Türkçesiyle’ konuşmayı, ‘Beyefendi’ demeyi severim. O an aklıma ‘zabıtlar’ geldi.

Evrensel ilkeler

Milliyet’in 62 yıllık tarihi böylesine altın sayfalarla doludur.

Pusulamız şaşmaz:

Haber doğruysa basarız!

Sayın Başbakan’ın ‘Batsın böyle gazetecilik’ sözlerini üstümüze almıyoruz!

Milliyet gazetesi, Demirören ailesiyle yeniden doğdu.

Bu grubun ‘ülke ekonomisinin gücüne, iyiliğine ve sevgisine’ olan bağlılığı tartışılmaz.

Yayın politikamızı Abdi İpekçi’den bu yana, ‘Doğru haber, nesnellik ve dengeli gazetecilik’ oluşturur.

Kürt sorununun barışçı çözümünden yanayız.

Milliyet’ten köşesinde bu konuda ‘taraf olduğumuzu’ açıklamıştım.

Tereddüdü olanlar ‘Siyaset Günlüğü’ köşesinde 20 yıldır yazdıklarıma baksınlar. Hasan Ağabey’in (Cemal) ömrü de bu sevdayla geçti.

Bizi hedef gösterenlere evrensel gazeteciliğin en saygın ödülüyle anılan Pulitzer’in ilkelerini hatırlatıyorum:

‘’Korkmayın! Ancak bir dosyaya el atmadan önce, mutlaka haklı olduğunuzdan emin olun! Bir uçtan ötekine geçmeyin ve büyük bir titizlikle tarafsız, bağımsız ve adil davranmaya dikkat edin.’’

Namık’ın haberi doğrudur.

Aksi kanıtlanırsa mesleği bırakmaya hazırım.

Saygılarımla.

BEN EMREYLE BAKAN OLARAK DEĞİL ABİSİ OLARAK DERTLEŞTİM

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, kendisini protesto eden ve yaka paça gözaltına alınan öğrenciyi karakoldan çıkarıp 1 saat sohbet etti. Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Adana Çukurova Üniversitesi Fevzi Çakmak Öğrenci Yurdu'na yaptığı ziyaret sırasında kendisine yumurta atma girişiminde bulunan Emre Ersel E.'ye jest yaptı.
Bakan Kılıç, polisin yaka paça gözaltına aldığı Emre'yi karakoldan çıkartıp yanına getirtti. Bakan Kılıç, 1 saat sohbet ettiği Emre'nin yurttan atılmasını da engelledi.
Bakan Suat Kılıç, geçen cuma günü, spor tesislerinde incelemelerde bulunmak üzere Adana'ya geldi. Kent merkezindeki tesisleri gezen Kılıç, daha sonra inşaatı tamamlanan Çukurova Üniversitesi'ndeki (ÇÜ) Fevzi Çakmak Kız Öğrenci Yurdu'na gitti. Bakan Kılıç, burada davul- zurna ve folklör gösterisiyle karşılandı.
Bakan Kılıç, folklörcülerle sohbet ettiği sırada, ÇÜ öğrencisi 22 yaşındaki Emre Ersel E. tarafından protesto edildi.
Emre Ersel E., "Biz ODTÜ'de uyarmıştık. Çukurova Üniversitesi'ne neden geldiniz? Buraya AKP giremez" diye bağırdı, ardından da Bakan Kılıç'a elindeki yumurtayı atmak istedi. Hemen araya giren korumalar, gencin hem ağzını kapattı hem de yumurtayı atmasını engelledi. Yumurta yere düşerek kırılırken, protestocu genç polis tarafından gözaltına alındı. Eyleme tepki vermeyen Bakan Kılıç, yurda girip, öğrencilerle sohbet etti.
KARAKOLDAN ÇIKARTTI
Ancak Bakan Kılıç, protesto girişiminde bulunan Emre Ersel'in durumunu merak etti ve hakkında Adana Emniyet Müdürlüğü'nden bilgi aldi. Bakan Kılıç, Emre'nin karakolda gözaltında tutulduğunu öğrenince serbest bırakılmasını istedi, arzu etmesi halinde kendisi ile baş başa görüşmeyi istediğini bildirdi. Görüşmeyi kabul etmesi üzerine protestocu öğrenci Emre Ersel E., Bakan Kılıç'ın akşam yemeğini yediği restorana getirildi.
YURTTAN ATILMASINA İZİN VERMEDİ
Protestocu öğrencinin kendisi gibi Karadenizli olduğunu öğrenen Kılıç, Emre ile karşılaşması sırasında "Seni buraya Bakan olarak değil, ağabeyin olarak çağırdım" dedi. Bakan Kılıç, ayrıca yetkililere de Emre Ersel E.'nin yurttan da atılmaması talimatı verdi.
Bakan Kılıç ile Emre'nin görüşmesi yaklaşık bir saat sürdü. Bakan Kılıç, Emre'ye yemek yemesi teklifinde bulundu ancak üniversiteli genç çay içmekle yetindi.
Dertleşmek, empati kurmak ve onu anlamak için üniversiteli genci yanına getirttiğini belirten Bakan Kılıç, Emre'nin babasıyla da bu süre içinde cep telefonundan 3 kez telefon görüşmesi yaptı.
Bakan kılıç, Emre'nin Ankara'da oturan babasına "Oğlunuzu eyleme zorlayanların amacı onu yurttan attırmak, burs ve kredisini kestirmek. Yazık değil mi? Endişe etmeyin onunla konuşuyoruz. Ama siz de ilgilinizi esirgemeyin" dedi.
Emre'nin ailesinin de Bakan Kılıç'a gösterdiği anlayış nedeniyle teşekkür ettiği öğrenildi. Bakan Kılıç, Emre ile görüşmesi ise şöyle değerlendirdi: "Biz hiçbir gencin yurttan veya okullardan dışlanmasını istemeyiz. Yurttan atmak ne demek? Ne yapacak o genç sokakta? Ama özgürlük sloganı atanların başkalarının özgürlük alanına yönelik saldırıları da demokrasiyle izah edilemez. Ben Emre'ye zaman ayırdım. Onu dinledim. Ona değer verdim. Sadece benim gibi düşünenlerin değil, aykırı düşünenlerin de bakanıyım. Bakanı değil, aslında ağabeyiyim. Emre ile Bakan- öğrenci formatında değil, ağabey- kardeş gibi konuştum. YÖK yasasına yönelik itirazları vardı. Bunlar sorun değil, o taslakta benim de itiraz ettiğim hususlar var. Kız arkadaşı evrim teorisine karşı oluşumuzu eleştirdi. 'Kâinatı ve insanı yoktan yaratan Allah. Allah insanı yaratmaktan aciz değil ki, atamız maymun olsun' dedim. Emre'yi yanıma alıp konuşmakla doğru olanı yaptım. Dinlemez, anlamaz veya istismar ederse bu kendi bileceği iştir."
MYNET

 
Destek : Halkın Gazetesi | KÜNYE | İLETİŞİM
Copyright © 2012. Halkın Gazetesi - Her Hakkı Saklıdır
Site Tasarım Harika Siteler