YANDEX

Son Haberler
magazin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
magazin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

KIZI İBONUN TEDAVİ OLDUĞU HASTANE'DE DÜNYAYA MERHABA DİYECEK

Hazırlayan Unknown on 4 Nis 2013 | 18:00

Kızı, vurulduktan sonra tedavi gördüğü hastanede dünyaya gelecek.İbrahim Tatlıses'in 9 aylık hamile eşi Ayşegül Yıldız, dün son kontrolünü yaptırmak için Maslak Acıbadem Hastanesi'ndeydi.

Şoförü ve yardımcısıyla birlikte eşinin 2 yıl önce uğradığı silahlı saldırı sonrası tedavi gördüğü hastaneye gelen 32 yaşındaki Yıldız’ın  karnının iyice belirginleştiği görüldü.

Yaklaşık bir saat hastanede kalan Yıldız, ultrasona girdi ve doğum için gün aldı.

Elif Naz adını verecekleri kızına kavuşmak için gün sayan Yıldız, gazetecileri görünce "Beni burada nasıl buldunuz?" diyerek şaşkınlığını dile getirdi.

Yıldız'ı gören hastalar ise “Hamilelik bir anneye bu kadar mı yakışır. Ekranda göründüğünden daha güzelsin, maşallah” yorumlarını yaptı.

Ayşegül Yıldız'ın en geç salı gününe kadar doğum yapacağı belirtildi.

Uğradığı silahlı saldırıda başından vurulan ve sol tarafı felç kalan 61 yaşındaki Tatlıses, Yıldız ile evlendikten sonra "Annesi gibi sarışın, mavi gözlü bir kızım olsun istiyorum" demişti.

Tatlıses şimdi kızını kucağına almak için gün sayıyor.

13 Mart 2011'de silahlı saldırıya uğrayan ve ölümden dönen İbrahim Tatlıses, 6'ıncı kez baba olacak.

Ayşegül Yıldız, kızını, eşi İbrahim Tatlıses’in düzenlenen silahlı saldırıda başından vurulduktan sonra aylarca yattığı hastanede kucağına alacak.

Ayşegül Yıldız’ın birkaç gün içinde hastaneye yatması bekleniyor. Yıldız, bir hafta içinde doğum yapacak. İbrahim Tatlıses ve eşi Ayşegül Yıldız, önceki yıl Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde evlenmişti.

TÜRKHABERLER.NET

MALİ İFLAS BAYRAĞINI ÇEKTİ

Ünlü şovmen ve menajerinin Cihangir’de açtığı Yumırta isimli mekanı kapattı.Geçen sene Van Kahvaltı’ya rakip olarak Yumırta’yı

Yımırta isimli mekanı Cihangir’den Bağdat Caddesi’ne taşıma kararı aldı...

Mekan zarar edince geçen aylarda Van Kahvaltı ile ortak olmuşlardı...

Ortaklıktan sonra bir türlü müşteri gelmeyince, daha fazla zarar etmeden Cihangir’e veda etti...

Mehmet Ali Erbil’in son aylarda Cihangir’deki mekanının 15 Bin TL’lik kira bedelini de ödeyemediği öğrenildi...
açan şovmen, dükkanı zarar edince kapatmak zorunda kaldı...



TÜRKHABERLER.NET

BIDIĞININ İYİLEŞECEĞİNE İNANIYOR

Hazırlayan Unknown on 18 Mar 2013 | 13:40

Ünlü sunucu ve cemiyetin Cemiyetin sevilen ismi Oya Germen şu günlerde bir hayli üzüntülü. Çünkü çok sevdiği köpeği Bıdık hasta ve onun hastalığı güzel kadını kara kara düşündürüyor

Beyninde tümör bulunan ve veterinerlerin ameliyat olacak dedikleri Bıdık'ın yaşlılığı dolayısıyla masadan kalkamayacağının söylenmesi Germen'i iki arada bir derede bıraktı

Ölmesinden korktuğu için ameliyat olmasını istemediğini söylediği köpeği için Facebook'taki sayfasında duygularını dile getiren Germen bakın içindeki acısını sevenleriyle nasıl paylaştı;

İşte " SEVGİNİN GÜCÜ "


"Bıdık çok acı çekiyordu, tümörü büyümüştü !! Ameliyat dediler..Korktum narkozdan çünkü 15 yaşını bitirdi..

Ben onu sevgimle iyileştiricem dedim..!!

Şimdilerde şen şakrak koşuyor "AŞKIMMM"


TÜRKHABERLER.NET-HALKINGAZETESİ.NET

KADİR İNANIR ÖLÜLERLE KONUŞTUĞUNU İDDİA ETTİ

Hazırlayan Unknown on 17 Mar 2013 | 13:43

RÖPORTAJ: ŞEBNEM ÖZCAN

GİRİŞ:

Türk Sineması’na zaman içinde çok aktör geliyor, çok oyuncu star olarak parlıyor ama onun yeri halkın gözünde bambaşka.. 44 yılda 200 filmde başrol oynayan Kadir İnanır, kanserle mücadelesini kazanıp yeniden hayata döndü. Ünlü oyuncuyla, sinemayı ve hayatı konuştuk..
Şebnem ÖZCAN..

-İki hafta önce, Londra’da düzenlenen 18’inci Londra Türk Film Festivali’nde, geçen hafta da Trabzon’da Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden ödül aldınız. Bu ilgi sizde nasıl duygular yaratıyor?

Bu ilgi, genellikle üniversitelerden yoğun bir biçimde var. Ben prensip olarak devlet üniversitelerinin davetlerini tercih ediyorum. Çünkü orada okuyan gençler bu ülkenin yoksul, gariban ailelerinin öğrencileri… Onların aldığı eğitimle ilgili çok şey söylemek istemiyorum. Açıkça ortada. Ama özel ya da vakıf üniversitelerinin öğrenci başına aldıkları paranın çok yüksek olduğunu biliyorum. Böyle bir farklılık var, iki grup öğrenci arasında. O zaman ben tercihimi zengin olmayanlardan yana kullanıyorum. Çünkü özel üniversitenin sahibi zenginleşirken bir de portföyüne Kadir İnanır etkinliğini de soksun istemiyorum. Yani hepsine gidemeyeceğime göre tercihimi devlet üniversitelerinden yana kullanıyorum. Onlarla yaptığım sohbetlerde de büyük bir sevinç yumağı oluşturuyoruz. Çok coşkulu geçiyor söyleşilerimiz. Mesela Trabzon’da daha salona girerkenki ilgiyi görseydiniz benim ne demek istediğimi anlardınız. Daha hiçbir şey konuşmadan bir gürültü koptu sormayın. Hepsi benim onları tercih etmemin bilincindeydiler… Orada söylediğim bir cümle var. Bu benim dünya görüşümle ilgili bir gerçek. Ülkemizin geleceğiyle de ilgili bir görüş bu. Türkiye’nin geleceği onların elinde... O gençler yarın ülkenin yönetimine katılacaklar. Hem de çok kısa sürede. Namuslu ve tertemiz elleriyle bu ülkeyi aydınlık geleceğe taşıyacak tek güvencemiz o gençler. Böyle bir slogan oluşturdum. Bunu söylediğim zaman yer yerinden oynuyor. Bu benim sadece temennim değil umudum aynı zamanda. Bunu kendilerine iletmek için, onlarla çok sık kucaklaşmak için bu etkinlikleri elimden geldiği kadar yapmaya çalışıyorum. Şimdi de Muğla Üniversite’sinden bir davet var. Düzce Üniversitesi var, sırada bir sürü üniversite var.
-Siz kendinizi halkın sanatçısı olarak nitelendiriyorsunuz, bunu biraz açar mısınız?
Sanatı üstün bir sınıfın tercihi olarak da yapabilirsiniz. Bu bir tercih meselesidir. Ben halkın sanatçısı olmayı tercih ettim. Hiçbir baskı altında kalmadan kendi tercihimi yaptım. Kimseye “Sen neden sanat yapıyorsun?” diye hiçbir eleştirim yok. Benim anladığım kadarıyla gerçek sanatçı, yaşadığı ülkenin toplumsal sorunlarına karşı duyarlı olan, olumsuz yanların ortadan kalkması için verilen mücadelede en önde savaşan kişilere denir. Sanatçının tarifi bu bende… İsteyen kabul eder, isteyen kabul etmez.
-Bu görüşünüzden dolayı hiç eleştirildiniz mi?
Herkesin eleştirme hakkı var, beğenip beğenmeme hakkı var. Yani beni herkes yüzde yüz beğenecek gibi bir derdim de yok. Mutlaka birileri kendilerine göre beğenmeyecektir. O da onların sorunu. Benim sorunum değil. Ben kendimce doğruları söylüyorum ve toplumun çok geniş bir tarafından kabul görüyorsa azınlıkta kalmış birkaç kişide eleştiriyorsa o da işin tuzu biberi… Zaten her şey çok iyi olursa, hayatta hiç bir tartışma olmaz, yaşamın anlamı da kalmaz.
-Sinemada 44’üncü yılınıza girdiniz. “İyi ki oyuncu olmuşum” diyor musunuz?
İşte mesala oyuncu olmanın bir avantajı, beraber röportaj yapıyoruz. Bu söylediklerim binlerce okuyucuya ulaşacak. Sanatçı olmasaydım sen benimle burada röportaj yapmazdın ki. Yani bu röportajı toplumun her kesiminden adının yanında soyadıyla anılan ünlülerle de yapabilirsin. Ama toplumun genelinde saygı görmüş, kabul görmüş bir sanatçıyla röportaj yapmanın tadı da başkadır. Ben bunu hissettiğim için çok mutluyum.
-Yüzlerce filminiz var; en çok sizde iz bırakan, hala hatırladığınız ve çok iyi film oldu dediğiniz hangisi ya da hangileri?
Çok var. Bunu ikiye ayırmak lazım… Benim senaryolarına müdahale edebileceğim dönemler, bir de etmeyeceğim ilk dönemler… Yani siz eğer pazarlama box ofisi olarak o işin lokomotifi değilseniz, oraya müdahale etme hakkınız yok. O dönemlerde de güzel filmlerim var ama benim hakkım olmayan filmler. Daha sonra giderek tercihlerimi yapabilme gücünü elde ettikten sonra,”Senaryolar şöyle olacak, şu yönetmenle çalışırım, şu oyuncularla oynarım, içeriği şöyle şöyle olursa ben bu filmde varım” gibi şartları gösterdiğim film sayısı çok oldu. O ilk önce söylediğim filmlerin sayısı da çok az. O zamanda çok kısıtlı bir zaman. Yani bir 5-10 yıl arasında o zamanı kapatıp filmlerin üzerinde tercih gücümü elde ettiğim için kariyerimde en az 100’ün üstünde böyle bir film var. Benim isteyerek, beğenerek yaptırdığım bu zamanda onların arasında tabii ki sivrilenler var, tabii ki halk tarafından baş tacı edilmiş çok yüreklendirilmiş, sıralama yapmam doğru değil. Çünkü oraya verdiğimiz emeğin tartışılması anlamına gelir. Onu kabul etmediğim için öyle bir sayı veremiyorum sana ama çok olduğunu söyleyebilirim.
-Son filminiz ‘Elveda Katya’yı kariyerinizde nereye koyarsınız?
Şu anda bir sürü film teklifi alıyorum. Bakıyorum onlar da bir film… Yapıldığı zaman bir film olarak izleyebilirsiniz. Çalışanları, ben bir film yaptım diyebilir, oynayanları ben film oynadım, yönetmeni ben film çektim diyebilir, yapımcısı bende şöyle film çektim diyebilir ama beni ilgilendirmez. Çünkü benim bu yaştan sonra bu kadar yıllık sinemacı tavrımdan sonra oynayabileceğim filmler belli. O filmlerin söylenecek bir dili olmalı, bir sözü olmalı, bir meselesi olup tartışılması gereken bir yapısı olması gerekir. Şimdi o filmi öyle bir işledik ki sadece Türkiye’de değil dünyada Rus kadınlarına bakış açısını eleştiren bir film oldu. Film Trabzon’da geçiyor ama İstanbul’da da Rus kadınları var, Londra’da var, Çin’de de var. Dünyanın her tarafında bu Rus kadınları bir devlet politikasının bir gerçeği olarak üç nesildir, dünya piyasalarında dolaşıyorlar. Ancak sonuçta bir insanlar. Ve her gittikleri yerlerde öteki, dışlanmış ve aşağılanan bir gözle görülüyorlar. Vicdanları harekete geçirdik. Kötü bir ön yargıyla niye insanları kötü ilan ediyorsun? Bunun altında yatan gerçeğin ne olduğunu biliyor musun sorularını soran ve bunu açığa çıkartıp insanların vicdanlarına gönüllerine hançer gibi saplanan bir duygu yumağını aktaran bir film. Ha, şimdi bu filmi evrensel sinema değerleriyle tam güzel yapmamış olabiliriz. Her filmin hatası vardır. Ama söylediği dil olarak çok güçlü bir yanı vardır. O Sovyet kadınları bu dünya gerçeğinden çekilip kendi öz dünyalarına dönünceye kadar devam edecek bu rezilliği ortaya çıkaran tek film olarak kalacaktır. Sovyetler Birliği’nde de bugün her izleyen Sovyet yurttaşının onur duyacağı bir film oldu. Orada da büyük alkışlar aldı.
-Ben sizin bu filmle, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü alacağınızı düşünüyordum. Herhangi bir sitem de bulunmadınız. Sizin bu konuda bir beklentiniz var mıydı?
Jüriler görecelidir, bir jüri beğenmez, öbür jüri çok beğenir. Ama burada asıl olan şey o film vizyonunu tamamladığı zaman, yani kitlelere tam ulaştığı zaman oradaki seyircinin takdiridir en büyük ödül. Şimdi orada ‘Halkın seçtiği en iyi film’ olmuş. Öyle olunca da geriye kalan teferruat oluyor. Önemli olan benim orada gösterdiğim performanstı. Kaldı ki yani hiç polemiğe gerek yok. Benim o kadar çok ödülüm var ki onların yanına belki yer açabilirdik. Çok önemli değil. Daha yeni filmler yaparız. Daha başka jüriler seyreder. Daha güzel şeyler olur.
-Siz bu ülkede büyük bir şöhretsiniz, siz Türk sinemasının kralısınız. Bu durum gerçek hayatta sizin özgürlüğünüzü kısıtlamıyor mu?
Özgürlük bence bireysel olmamalı. Yaşadığınız koca ülkede kim ne kadar özgürse benim kendi payıma düşecek özgürlük anlayışı bunlarla eş değer olur. Hiçbir olaya bireysel bakmıyorum. Ne kadar özgürlük varsa bu ülkede bende onların bir parçası olmak isterim. Kaldı ki eğer böyle bir kıskacın içindeysen bunu kimse zorlamadı ki bana. Kendi tercihimdi, kendi yaşam tarzımdır. Bu tercihi kullandığınız zaman kaybettiğiniz eğer özgürlükse ona da katlanmak zorundasınız. Şikayetçi olmanın bir anlamı yok yani.
-Özel hayatınızda herkes sizi tanıyor, ilgi gösteriyor; fotoğraf çektirmek isteyenler oluyordur bu durum sizi zaman zaman sıkıp bunaltıyor mu?
Şimdi bu cep telefonları çıktı, gündüz rahatladık çünkü göz doktorum müsaade etmiyor flaşı. Yani hesaplarına göre bana dedi ki-Türkiye’nin en büyük göz doktoru benim de arkadaşım Ömer Faruk Yılmaz gözlük almak için ona gittim-“Ya senin gözlerin biraz yorulmuş. İki numara olmuş yakın gözlüğün”… “Bence normal” dedim.“40 yıldır setlerde, o teknoloji yokken rekleftörlerle yansıtılan ışıklara nasıl baktığımızı anlattım. Rekleftörlerin insan gözünü neredeyse kör edecek bir sistem olduğunu, onun üstüne neredeyse 10 milyona yaklaşık gözüme flaş patladığını söyledim. Dedi ki “O zaman senin kör olmuş olman lazım, lafımı geri alıyorum”… Şimdi rahatız. Hayranlarım, hemen geliyorlar cep telefonlarıyla fotoğrafımı çekiyorlar. Flaş mılaş patlamıyor. Bazen gece flaşlı yapıyorlar bazen orada, “Yeter yoruldu gözlerim” diyorum. Yoksa ilgiden değil, sadece flaşın rahatsızlığından…
-İlgi sizi hiç şımarttı mı?
İlgi insanı mutlu eder şımartır mı? Şımartırsa olmaz ki?
-Ününüzden dolayı yapamadığınız ama hep arzusunu çektiğiniz bir şey var mı?
İnsanlar, bana büyük bir saygıyla yaklaşıyorlar. Bazen o saygıyı kırmaya kalkıyorlar bende müdahale ediyorum. Bir yere gittiğimiz zaman oraya çok fazla zengin birisi gelince bir iki garson onların tarafına yönlendirilir. Hemen çağırırım, “Ne oluyor?” derim. “Yani onun parası var diye mi ona öncelik tanıyorsun, yapamazsın. “ derim. “Önce, sana en fazla saygıyı gösteren bu ülkenin sanatçısına servis yapacaksın sonra onlara yapacaksın. Onlardan çok var. Sanatçıdan çok az var, bunu öğren” diyorum. Ne benim sana gösterdiğim sevgi kadar kimse gösterebilir, ne de benim sana verdiğim bahşiş kadar kimse bahşiş verebilir. O zaman en büyük zengin benim. Bunu asla unutma” dediğim zaman, “Tabii ağabey haklısın” derler. Ben bir yere gidince, “Baba geldi” diye yanıma yaklaşırlar. Bir restauranta gidince mutfağa da girerim. “Ne yapıyorsun, nasıl gidiyor?” diyince, bitti aşçılar mahçılar. Ne yapacaklarını şaşırırlar. Orada, ‘kardeşine’ yemek yapıyor çünkü. Onların hatırını soruyorum, adam sana yemek pişiriyor. İçerden gelip ona diyorlar ki, “Kadir İnanır’a pirzola…” Aşçı görmek istemez mi Kadir İnanır’ı? İlişkilerimde ve yaşam tarzımda bir sıcaklık oluşturmaya çalıştım yıllarca. Giderek de onu hızlandırıyorum. Tam tersine kaçmak yerine daha içine girerek daha sıcak yaklaşıyorum insanlara. Bu inançlı insanların koyması gereken bir tavırdır. Eğer insanın inançları sağlamsa dünyanın ne kadar kısa anlamsız olduğu bilincine vardığınız zaman iyi insan olmanın önemini daha iyi anlıyorsun. Kıran döken olumsuz yanları hemen görüyorsun ve onları reddetmeye başlıyorsun. Ne kadar anlamsız yakışmayan çirkin şeyler olduğunu görüyorsun. Her gün gazeteyi açıyorum mutlaka tanıdığım birisinin ölüm ilanını görüyorum. En sevdiğim arkadaşlarım tek tek bu dünyadan çekip gidiyorlar.
- Psikolojinizi iyi hissetmediğiniz zamanlarda ne yapıyorsunuz? Kendinizi nasıl şarj ediyorsunuz, nerelerde huzur buluyorsunuz?
Çok sıkıntıya girdiğim zaman hemen arabaya biniyorum. Mezarlığa gidiyorum. Yavaş yavaş mezar taşlarına bakıyorum. Bir bakıyorum ki yüzlerce tanıdığım insan orada yatıyor. Çok sevdiklerimin başına gidip dualar okuyorum. Arabaya bindiğim zaman bütün o umutsuzluğumu bütün o dertlerimi unutuyorum. Size de tavsiye ederim. Herkese tavsiye ederim. Çok sıkıldığınız zaman lütfen mezarlığa gidip şöyle bir dolaşsınlar. Mezar taşlarına baksınlar. Hayatın gerçeği o.
-Ölülerle konuşuyor musunuz?

Evet, onlarla konuşuyorum. O zaman ne oluyor kurtuluşun tek yolu var, inanç sahibi olmak… Birileri diyor ki “Yaaa kardeşim ben inançlı değilim”… Değilsen değilsin, senle mi uğraşacağız yani. O da senin özgürlüğün, olma yani. Ben inançlıyım bana saygı duy, bende sana saygı duyarım “Niye inançsızsın?” demiyorum. Ama sonunda geliyorum namazını ben kıldırıyorum yani. Öyle 25-30 defa yalan konuştuğumuz oldu.
-Nasıl yani?
İmam soruyor. “Bu kişinin yaşarken inançlı bir Müslüman olduğuna inanır mısınız” diyor. Evet diyorum mecburen. Yalan deyip rezalet mi çıkarayım? Bir de benim inancıma göre benim son dakikadaki şahadetimin Allah tarafından onun affına vesile olacağına inanıyorum.
--Şöhretin bir bedeli var mı ve siz bu bedeli nasıl ödediniz?
Dramatik bir şey oluşmadı. Şöhretin benden götürdüğü hangi ölçüde özgürlük yaşayacaktım, özgürlüğün adı neydi, neyi yapamadım gibi soruları da içerisine koyarsak getirdikleri daha fazla. Getirdiği o saygı çok fazla. Buradan yola çıkalım başlayalım arabayla şu Türkiye’yi gezmeye. Yav orada bizi gören insanların bizi ağırlamak isteyen insanların milyonlarca insanın sevgisinden büyük ne vardır? Onun için şöhretin bedeli fazlasıyla alınmıştır.
-Sizin bir deyişiniz var “Ben öldüğüm zaman cenazem bütün evlerden çıkacak” diye…
Öyle oldu, hastalandığım zaman o evlerden okunan dualarla kurtuldum ben. Yoksa öbür tarafa gitmiştik. Ona inanıyorum, ben inançlı insanım. Her evde dualar okunuyor. Aramayan sormayan kalmadı beni. Kıyamet koptu. Allah bana dedi ki “Sen git, biraz daha vazifelerini yap. Sonra gelirsin”… Allah beni elçi olarak görevlendirdi diye düşünüyorum. Git iyi işler yap, güzel şeyler söyle, güzel filmler çek, insanlığa faydalı ol” Ben ne istiyorum ki fazla daha fazla yaşayınca ne olur? Yerçekimi kanunu da reddetmeyeceğimize göre yani giderek yaşlandığımızın bilincinde olduğumuza göre ne olacaktı?
-Geçmiş olsun, sağlığınız yüzünden bizi çok korkuttunuz. Şimdi nasılsınız?
Benim hastalığımla ilgili hiçbir şey kalmadı.
-Akciğeriniz de bir leke var dedikleri an ne düşündünüz?
Her şeye hazırlı olmak lazım… Göz göre göre doktor soruyor sana “Kaç yıldır sigara içiyorsun?” diye… Adama diyorsun ki “40 yıldır”… “Ne kadar içiyorsun?” diyor. “Çok içiyorum” diyorum.. İnanıyorsun ya bir gün öleceğine o süreci kendin hızlandırıyorsun. Niye hızlandıralım? 69-70 yaşında illa öleceğin varsayılabilir ama kendine iyi bakarsan sağlıklı ölürsün. Yataklarda sürünmezsin. Yatalak olmazsın. Yoksa kendine çok iyi baktığın zaman 200 yaşına kadar yaşayacak halin yok.
-Peki, aklınızdan ölüm geçti mi?
Geçer ne olacak yani? Geçse ne olacak? Nasılsa ölmeyecek miyiz?
-Bu hastalık size ne öğretti?
Hayata daha fazla sarılıp daha fazla çevrene güzellik iyilik çevrene faydalı olma duygusunu güçlendirdi. Gitseydim şimdi bunları konuşamıyor olacaktık bak. Daha iyi şeyler yapabilmek, dünyadaki kötülüklerin ortadan kalkması için var gücünle mücadele etmek… Bu dünyadan nasılsa gideceğiz ama giderken çok güzel şeyler yaparak kırıp dökmeden bunlarda insan olmanın bir gereği zaten. Bir insanda olması gereken şeyler. Adama diyorlar ki “Ne kadar iyi bir adam. Zaten öyle olmak zorunda… Adama niye alkışlar tutuyorsunuz ki? Eğer bunu yapmıyorsa kötü adam demektir nedir yani? Adam çok iyiymiş, öyle olması gerekiyor zaten.
-Sağlığınız adına eskiden yapmadığınız ama şimdi yaptığınız bir şeyler var mı?
Var tabii… Ciklet çiğneyene çok kızardım en fazla ben çiğniyorum. Bak şimdi yine sigara aklıma geldi. Sigara aklıma gelince ciklet çiğnemem gerek. (Cebindeki sakızı çıkarıp ağzına atıyor) Günde 1 saat spor yapıyorum. Diyet ve zararsız şeyler yemeye çalışıyorum. Öyle her istediğim şeyi yememeye çalışıyorum. Yani işte bu yaştan sonra yaşın da getirdiği gerekli dikkati sürdürmeye çalışıyorum.
-Stresten kaçıyor musunuz?
Stresten kaçamazsın. Stresten kaçmak için ilgi alanını doğaya atman gerekiyor. Kendi küçücük dünyana kapanıp orada yaşaman gerekiyor. Hayatın içersindeysen toplumsal olaylara duyarlı bir insansan her gün okuduğun gazeteden, dinlediğin haberden şahit olduğun karamsarlıktan kurtulman mümkün değil anlatabiliyor muyum? Akşam haberleri açıyorsun yarısı şiddet yarısı ölüm üzerine kurulu. Şehirde yaşayıp da stresten kaçış yok.
-Allah gecinden versin Kadir İnanır’ın bir vasiyeti var mı?
Yok öyle şey… Ne gibi…
-Adınıza belki bir okul yaptırmak istersiniz? Ya da ne bileyim, hani hep yaparlar ya; mal varlığınızı Mehmetçik Vakfına falan bırakmak istersiniz?
Onları yapacağım zaten. Mehmetçik Vakfı’nda ne var? Devlet kendisine yapamıyor da bir de vakfına yapacak. Ben böyle vakıflara makıflara karşıyım. Devletin asri görevi bütün bunları ortadan kaldırmak... Mehmetçik Vakfı ne oluyor, araba mı alacak Mehmetçik kendine. Jandarma binasını mı yapacak. O vakıf paralarıyla olmaz. Şimdi o konulara hiç girmeyelim de durup dururken o insanlarla bir gerginlik yaşayamayalım. Adam okul aile birliği kurmuş, ne demek okul aile birliği ya? Devlet eğitimden sorumluysa okulları yapacak talebeleri de adam gibi okutacak. Devletin görevi bu... Vergisini veren yurttaş lazım bu ülkeye… Önemli olan o. Yurttaşlık görevini yerine getiriyorsa devletin parası olur. Adam katkıda bulunmayacak, yurttaşlık görevini yerine getirmeyecek cümlenin özüyle vergisini vermeyecek ondan sonra da ülkenin yönetimini beğenmeyecek. En fazla konuşanda onlardır zaten. En fazla eleştiri yapan da onlardır. Hiçbir şeyi beğenmeyende onlardır. Sor? Yurttaşlık görevini yerine getirdin mi de. Altından cılk çıkar. Onun için bu ülke kafasını kaldırıp da ekonomisini güçlendiremiyor işte.
- Bugüne kadar 200’e yakın filmde oynadınız, 12 tane dizi filminiz var. Filmlerinizde kabadayı, mahkum, köylü, kamyon-tır şoförü, ağa, müzisyen, avukat, iş adamı, kayak hocası, sünger avcısı, politikacı ve nice rollerde sizi seyrettik. Hiç oynamadığınız aklınız da kalan bir rol var mı?
Filmlerde karakteri seçerken toplumda yaşayan kalabalıkların temsilcisi olması lazım... Bu saydıkların onlar... Bunun dışında da küçük gruplar var, giderek bireysel haline gelmiş marjinal tipler var. Onları reddediyorum zaten. Yaparım, dünyanın en acımasız en kötü adamını da oynarım. Ama onun bir hasta olduğunu filmde anlatırsınız. Bu zavallı hasta bak ne kötülükler yapıyor derseniz. Onun dışında çok marjinal tiplerle ilgilenmiyorum. Ne bileyim adamın hobisi vardır. Kendince yeni haritalar yapıyordur. Bir laboratuar kurmuştur, harita düzenini değiştiriyordur dünyanın. Bana ne? Yaparsa kutlarız ama gidip de onun filmini çekip hayatını kalabalıklara anlatmanın manası yok. Öyle marjinal tipleri seçmiyorum. Hayatın içinde var olan kalabalık olan gerçek hayatın öğelerini tercih ediyorum.
-Şu Kadirizm felsefesi sizin haricinizde mi çığ gibi büyüdü?
Cem Uzan’ın ortaya attığı bir şey o. ‘Savcı’ dizisini çekerken billbaordlara savcı dizisinin tanıtım sloganı olarak öyle bir şey yazdı. O da yapıştı kaldı bana. Medya üzerinde duruyor. Hala medya yazıyor, ben öyle bir şey söylemiyorum. Ne yapalım şimdi koskoca medya her gün yazıyorsa benim öyle bir gücüm yok ki mahkemeye mi vereceğim medyayı niye böyle yazıyorsun diye.
-Kadirizm dedikleri şey nedir?
Onlar da savunuyor, “Niye Ahmedizm, Mehmetizm demiyoruz da Kadirizm diyoruz. Onu da sen düşün” diyorlar.
- Sizin için Türkiye’nin en güzel gülen adamı diyorlar öyle misiniz?
Öyleydi. Gülerim de çok olsun gülecek şeyler onun için uğraşıyoruz zaten. Her şey çok güzel olsun da biz de gülelim ağlamayalım.
-Sizi nasıl insanlar sinirlendirir? Bizim görmediğimiz bilmediğimiz sert bir yanınız var mı?
Var tabii. Bir şeyin içini boşaltmak, bir şeyi göz göre göre sulandırmak böyle şeyler vardır, kaypak karakterler vardır toplumun içersinde. Mesela, gözünün önünde adam vururlar ‘ben görmedim’ der, falan gibi. Ciddi bir şey konuşurken içini boşaltıp espriler yapanlar gibi çok sahte adamlar vardır. Hayata karşı her şeye makaraya vurma derim.
-Dışarıdan bakıldığında sert ve asabi bir görüntünüz var. Ama içinize girenler sizin sevgi dolu biri olduğunuzu söylüyorlar. Kendinizi korumak için mi dışarıya karşı böyle bir kalkan oluşturdunuz?
Ben kimseye bir şey yapmıyorum. Gayet ciddi biçimde duruyorum. Özellikle bir şey yapmıyorum. Karşı tarafa, ‘ya benimle konuşurken biraz ciddi takıl’ gibi bakıyor olabilirim. Yoksa bu bir tavır değil.
-Kadir İnanır nasıl bir erkektir? Siz de az da olsa maçoluk var mı?
Ben maçonun tarifini tam anlamış değilim. Yani erkek egemen bir yaşamı savunan bir adamsa maço ki tarifi o, literatüre baktığın zaman ben kadının olmadığı bir hayatı reddeden bir adamım. Tam tersine, sayısal olarak da bir erkekten fazla hayatı yönlendiren insanlar olmasını savunan bir adamım. Kadınsız nefes almayı bile reddeden bir adam nasıl oluyor da erkek egemen bir toplumu savunuyor? Çelişki var bence onun için ben ısrarla bunu söylememe rağmen hala orada bir yer ayırmaya çalışıyorlarsa benim yapacak bir şeyim yok yani.
-Çok üzüldünüz diyelim. Hıçkıra hıçkıra ağlar mısınız? Kolay göz yaşı döker misiniz?
Anayasanın birinci maddesi eğer iyi insansan, hemen ağlamayı becerebilen insan olmalısın. Ses tonun titreyip gönlün sızlamıyorsa ben insanım falan deme zaten. İyi insan olmaya çalıştığımıza göre, hayatımızın son hızla hep iyi olmak için harcadığımıza göre demek ki bir de ben en güzel ağlarım biliyor musun? Ağlamanın da güzeli vardır. Bazen ağlıyor gibi yapar hü hü hü yapar içi sızlamıyordur sahtekarların var ya… Ha ha hah…
- Sizin oynadığınız sinema filmlerinde “Uleynn” diyerek kadına attığınız tokatlar pek meşhurdur. Gerçek hayatta hiçbir kadını tokatladınız mı?
Yok, olmadı.
-Filmlerde bu görüntünüzün taklit edilmesine ne diyorsunuz?
Her taklit aslını yüceltir. Bu benim uydurduğum bir laf değil. Bir de biz orada bir karakter var, o karakter de karısını dövüyor. Açıyorsunuz gazeteyi karısını vurdu diyor, karısını dövmekten öldürdü diyor bir adam. Bu adamı canlandırıyorsanız o yaptıklarını göstermek durumundasınız. Bu beğenmediğiniz olguları savunan bir filmse o kötü işte. Onların yanlış olduğunu ortaya koyan bir filmse alkışı hak ediyorsunuz. Komedyenler beni taklit edebilir, öyle bir derdim yok benim. Ama düzgün yapsınlar, doğru yapsınlar, işi cıvıklaştırmasınlar. Çok abartmasınlar. Komik gördüğün bir şeyler olabilir ama ilaveler yapıp işin cıvığını çıkartma…
-Kadir İnanır’ın bir veliahtı var mı yoksa bu veliaht meselesi özünde tabiatın kanununa aykırı gelen bir şey mi?
Yok ya, saçma bir şey o. Ben sana bir şey söyleyeyim. Bu televizyon dizilerinin en önemli faydası çok oyuncu yetiştirdi. Kadın ve erkek en az 10-15 tane birbirinden değerli genç oyuncular yetişti. Bunların hepsine taktirle karşılıyorum. Bu daha iyi diyemem çünkü hepsi benim için değerli. Hepsi de bana son derece saygılı çocuklar. Geçen gün Londra’da Kıvanç Tatlıtuğ’la karşılaştık, bir sarıldı bana “Ağabeyim” diye çocuğun içi titredi. Kenan İmirzalıoğlu öyle…
-Hayatınız boyunca hiç çocuk sahibi olmayı istediniz mi?
Kısmet meselesi. Allah isteseydi olurdu. Aslında benim beceriksizliğim bu. Bunca yıllık hayatımda bir kadına güvenemedim. Daha doğrusu çocuk yapabilecek bir kadın bulamadım. Kendimi suçlu hissediyorum, kimseyi değil. Beceremedim işte.

ALBÜMÜ 3 HAFTA'DA 40 BİN SATTI

Hazırlayan Unknown on 16 Mar 2013 | 11:41

Beni Durdursan Mı?" albümünü 20 Şubat'ta çıkaran Gülşen, rekora koşuyor. Güzel popçunun albümü 3 haftada 40 bin satış rakamına ulaştı. Gülşen'in "Yatcaz Kalkcaz" şarkısı da zirveye çıktı.itunes'da en çok indirilen ilk 100 Türkçe şarkı içinde de Gülşen'in albümünden 10 şarkı yer aldı. Seksi şarkıcı, bu rakamla Türkiye'de bir ilke imza atmış oldu.

TÜRKHABERLER.NET

ÜNLÜ OYUNCU FRİKİK'TE YAKALANDI


Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul'a katılan oyuncu Hatice Arslan verdiği frikik ile güne damgasını vurdu.


Seksi oyuncudan frikik kazası

Gamze Saraçoğlu 'Solitude' adını taşıyan 2013-2014 Sonbahar - Kış hazır giyim koleksiyonu Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul'da sergiledi.

Defilede Muhteşem yüzyılın başarılı oyuncusu Selma Ergenç ve manken Didem Soydan'da podyuma çıktı. Defileye damga olay ise oyuncu Hatice Aslan'ın verdiği frikik oldu. Sevgilisi Kenan Ece ile bir dargın bir barışık süren ilişkileri ile gündemden düşmeyen ünlü oyuncu, basın mensuplarının görüntü aldığını anlayınca toparlanmaya çalışsa da frikik vermekten kurtulamadı




TÜRKHABERLER.NET

HABERİMİZ YANKI BULDU

Hazırlayan Unknown on 15 Mar 2013 | 17:40

Taş'ın hayranlarının ilgisini çeken bu benzerlik TURKHABERLER'e gönderilen maillerle ortaya çıktı

32 yaşında genç ve güzel olmasıyla edebiyat dünyasının en'leri arasında özel bir yeri bulunan Filiz Taş, Evcen'le olan benzerliği hakkında Cemal Bilge'ye, "Sevgili Fahriye ile benzeştiğimizi düşünmüyorum. Buna fotoğraflar üzerinden göz yanılması desek daha doğru olur. Ama sevgili okurlarım bizi birbirimize benzetmişlerse de saygı duyarım" diye konuştu.



YUKARDAKİ HABERİ KARDEŞ HABER SİTEMİZ TÜRKHABERLER İLE BİRLİKTE YAYINA KOYDUĞUMUZ ANDAN İTİBAREN İKİ SANATÇIDANDA HABERİMİZ E TWEETTTEN YANIT GELDİ İKİ GÜZEL SANATÇI BİRBİRLERİNE BENZEMEDİKLERİNİ BİZLERİN YANİ HABERCİLERİN ÇILDIRDIĞINI İDDİA ETTİLER sİZ SAYGI DEĞER HALKIN GAZETESİ VE TGÜRKHABERLER OKURLARI BU HABERİMİZDE VERECEĞİMİZ FOTOLARA BAKARAK YORUMLARINIZI YAPINIZ BAKALIM BİZLER Mİ ONLAR MI HAKLI

HALKIN GAZETESİ _TÜRKHABERLER

İKİZLER SANKİ

Taş'ın hayranlarının ilgisini çeken bu benzerlik TURKHABERLER'e gönderilen maillerle ortaya çıktı

32 yaşında genç ve güzel olmasıyla edebiyat dünyasının en'leri arasında özel bir yeri bulunan Filiz Taş, Evcen'le olan benzerliği hakkında Cemal Bilge'ye, "Sevgili Fahriye ile benzeştiğimizi düşünmüyorum. Buna fotoğraflar üzerinden göz yanılması desek daha doğru olur. Ama sevgili okurlarım bizi birbirimize benzetmişlerse de saygı duyarım" diye konuştu.
 
 
HALKINGAZETESİ-TÜRKHABERLER

SANKİ KAYAK MERKEZİNE ÇIKTILAR

Hazırlayan Unknown on 12 Mar 2013 | 11:38

Portekiz’in başkenti Lizbon’da başlayan 2013-2014 Sonbahar/Kış Moda Haftası’nda yerel tasarımcıların koleksiyonları beğeni topladıPortekizli tasarımcı Filipe Faisca, pazar günü tanıttığı koleksiyonunda ağırlıklı olarak yün ve sateni buluşturarak hazırladığı tasarımlarını kürklü bere ve atkıyla tamamladı. Rujun öne çıkarıldığı sade bir makyajın kullanıldığı göze çarparken pelerin kollu kabanlarla fermuar ayrıntısı dikkati çekti. Faisca’nın defilesi kayak merkezlerini aratmadı.

ABCHABER.NET

RİHANNA ÇOŞTURDU

25 yaşındaki Barbadoslu R&B ve pop şarkıcısı Rihanna, beşinci turnesi olan Diamonds World Tour'ta sehne kostümü ve hereketleriyle izleyiciyi coşturdu

TÜRKHABERLER.NET

KALBİ TEKLEDİ

Hazırlayan Unknown on 11 Mar 2013 | 10:31

Kurtlar Vadisi’nin Polat Alemdar’ı Necati Şaşmaz, bir sahnenin çekimi sırasında rahatsızlandı. Yapılan tetkikler sonrasında Şaşmaz’a üç gün önce Maslak Acıbadem Hastanesi’nde anjiyo yapıldı. Üç ay önce Nagehan Kaşıkçı’yla evlenen ve Maldivler’de balayı yapan Şaşmaz’ın ameliyat sonrası durumunun iyi olduğu öğrenildi...

BAŞUCUNDAN AYRILMADI

Eşi Nagehan Kaşıkçı, ameliyat sonrası Necati Şaşmaz'ın başucundan bir an olsun ayrılmadı. Şaşmaz'ı elleriyle besleyen Kaşıkçı, yapılan tetkiklerin temiz çıkmasının ardından rahat bir nefes aldı. Ünlü oyuncu, anne ve babasının evlilik yıldönümü olduğu için 12.12.2012 tarihinde Nagehan Kaşıkçı'yla evlenmiş, Maldivler'de balayı yapmıştı. Necati Şaşmaz, balayı sonrası da bir süre dinlenip birkaç hafta önce setlere dönmüştü.

KURTLAR VADİSİ EKİBİ YALNIZ BIRAKMADI Kurtlar Vadisi'nin yapımcısı Pana Film ekibi Necati Şaşmaz ve eşi Nagehan Kaşıkçı'yı ameliyat sonrası hastanede ziyaret etti.



ABCHABER.NET

SAPIĞI PEŞİNİ BIRAKMIYOR

Hazırlayan Unknown on 6 Mar 2013 | 19:31

Ehliyetine el konulan, eski eşi Tuncer Özilhan'ın peşini bırakmadığını söyleyip gözyaşı döken Erken, geçtiğimiz haftalarda twitter'daki sapığı yüzünden sıkıntılı günler yaşamıştı. Tacizci hayranının yakalanmasıyla rahat bir nefes alan Ece Erken, önceki akşam ise yine kabus dolu anlar yaşadı.

Ünlü sunucuya, "Ya benimsin ya kara toprağın, seni ilk gördüğüm yerde kafana kurşun sıkmayan ne olsun" diye cümleler kuran şahıs, başka bir hesap açarak twitter'da yine Ece Erken'i taciz etti.
Serbest kaldıktan sonra ilk işi yine Erken'in peşine düşmek olan gencin bu tacizi üzerine ünlü sunucu da isyan etti. Emniyet Müdürlüğü yetkililerine seslenen Ece Erken, "Hayatımdan endişe ediyorum" dedi.

Savcılığa da başvuracağını söyleyen ünlü sunucu, buna rağmen twitter'daki tacizlerin önüne geçemedi. Israrcı şahıs, dün de Ece Erken'e, "İstediğin kadar beni engelle, polis ve savcılıktan da korkmuyorum... Seni unutmam için ölmem lazım, ben seni ölümüne seviyorum" gibi sözler yazdı.



MYNET MAGAZİN

EROL KÖSEDEN İLGİNÇ AÇIKLAMA

Erol Köse katıldığı 2.Sayfa programında şok açıklamalarda bulundu. Türkiye gündemini alt üst eden Nil Erkoçlar'ın cinsiyet değiştirmesiyle ilgili Erol Köse şok bir açıklama yaparak Nil Erkoçlar'ın hala kadın olduğunu açıkladı



 
HABER01

PINAR ALTINOK'TA İMZA ATTI

Hazırlayan Unknown on 5 Mar 2013 | 18:12

Kadın Sorunlarına Karşı Toplumsal Bilinci Geliştirmek Amacıyla 59 Ünlü Kadın Tek Ses Tek Nefes Polisan Boya'nın katkılarıyla, Genç Kız Sığınma Evi Derneği’ne destek sağlamak amacıyla hayata geçirilen “ Her Ses Bir Nefes 2” sosyal sorumluluk projesi, mesleklerinde başarıları ve güçlü duruşlarıyla takdir kazanmış 59 ünlü kadını yeniden bir araya getirdi. Proje ile bu yıl Genç Kız Sığınma Evi Derneği Danışma Merkezi ve Genç Kız Sığınakları'nın kapasite geliştirilmesi ve güçlendirilmesine katkı sağlanacak.

Polisan Boya’nın katkılarıyla ve 59 ünlü kadının desteği ile ikincisi gerçekleştiren “Her Ses Bir Nefes 2”nin, tasarımını ve sanat yönetmenliğini Kenan Bahadır Derre üstlendi. 59 ünlü ismin fotoğrafları da Hakan Yüksel (studioH2O) tarafından çekildi.

“Her Ses Bir Nefes 2” projesi kapsamında düzenlenecek olan fotoğraf sergisi, tüm Türkiye’de kadın sorunlarına karşı, çözüm odaklı toplumsal bir bilinç edinmeyi ve bireysel çarelerden çok kolektif çabalarla çözüme ulaşılabileceği bilincini kamuoyuyla paylaşmayı amaçlıyor. Polisan Boya’nın desteği ile hayat bulan proje ile bu yıl Genç Kız Sığınma Evi Derneği Danışma Merkezi ve Genç Kız Sığınakları'nın kapasite geliştirilmesi ve güçlendirilmesine katkı sağlanacak.

İki Farklı Konsept İçin Poz Verdiler

Objektif karşısına geçen 59 sanatçı iki farklı konsept için poz verdiler. İlk konseptte puslu ve kirli bir camın ardından bakan sanatçılar, toplum dışına itilmiş, susturulmuş ve baskılanmış kadını simgelerken; kadının bireysel engellenmelerini özgür ve doğal ifadeleriyle anlatıyorlar.

İkinci konseptte ise, ağın içinde poz veren sanatçılar kadının engellendiğini dile getirirken, bu sorunun toplumsal bir bilinçle ve eğitim ağıyla çözülebileceğini, bireysel çabaların yanı sıra kolektif bir bilince ulaşabilen bir toplumun bu engellerin ötesine geçebileceğini ifade ediyorlar. Kadın sorunlarının aslında tek tek yaşanmadığını, adeta balık ağına yakalanan ve yine toplumsal engeli hisseden kadının yalnız olmadığını, bunun aynı zamanda toplumsal bir yara olduğunu gözler önüne seriyorlar.

59 ünlü kadın sanatçı, verdikleri bu pozlarla, kamuoyunda farkındalık yaratmayı ve böylece kadınların günümüzde uğradığı şiddete, baskıya, cinsiyet eşitsizliğine, eğitim eksikliğine de mesajlarıyla dikkat çekiyorlar.

İlk Sergi Aqua Florya Alışveriş ve Yaşam Merkezi'nde

Polisan Boya’nın katkılarıyla gerçekleştirilen “Her Ses Bir Nefes 2” sosyal sorumluluk projesinde yer alan fotoğraflar, Avrupa'nın deniz manzaralı ilk alışveriş ve yaşam merkezi Aqua Florya Alışveriş ve Yaşam Merkezi'nde sergilenecek. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nden bir gün önce açılacak sergi, 7– 30 Mart tarihlerinde, 10.00 ile 22.00 saatleri arasında ziyaretçileri ile buluşacak. Sergi Aqua Florya Alışveriş ve Yaşam Merkezi’nin ardından İstanbul’daki başka AVM’lerde ve Türkiye’nin çeşitli illerinde sergilenmeye devam edecek.

Projeye destek veren isimler arasında; Alanur Özalp, Aslı Omağ, Aslıhan Güner, Ayça İnci, Ayçin İnci, Aydan Kaya, Ayşe Ertaş, Ayşenur Yazıcı, Ayşin Zeren, Ayten Uncuoğlu, Bedia Ener Öztep, Bennu Yıldırımlar, Berrak Kuş, Berrin Aktuğ, Betül Arım, Buket Dereoğlu, Burçin Apdullah, Ceren Soylu, Deniz Özerman, Derya Alabora, Derya Artemel, Duygu Şen, Eda Özerkan, Elif Güvendik Nayman, Fulya Zenginer, Gizem Soysaldı, Gülçin Çakır, Hande Doğandemir, Hande Kazanova, Hande Subaşı, Hilal Ergenekon, Hülya Uğur, Ivana Sert, İpek Tanrıyar, Mehtap Bayri, Melike Öcalan, Merve Oflaz, Nalan Aksoy, Nazlı Tolga, Nazlı Tosunoğlu, Neslihan Yeldan, Oya Aydoğan, Özge Borak, Özge Uzun, Pelin Akil, Pınar Altınok, Selin Altay, Sibel Bilgiç, Simge Defne Çelik, Suzan Kardeş, Şebnem Özinal, Şebnem Sungur, Tuluhan Tekelioğlu, Ufuk Kaplan, Zahide Yetiş, Zeynep Alasya, Zeynep Mansur, Zeynep Tunuslu, Zeynep Turan gönüllü olarak yer almıştır.



TÜRKHABERLER.NET

ÜNLÜ ARTİST YOĞUN BAKIMDA

1970'li yıllarda sayısız filmde başrol oynayan ünlü aktör Tamer Yiğit, solunum yetmezliği nedeniyle yoğun bakBeş gündür Çapa Kalp Damar Cerrahisi Servisi yoğun bakım ünitesinde tedavi altında olan Tamer Yiğit'in sağlık durumunun ciddi olduğu belirtildi..

TAMER YİĞİT KİMDİR ?
İzmir İktisadi Ticari İlimler Akademisi'nde öğrenciyken, Ses Dergisi'nin açtığı kapak yıldızı yarışmasını birincilikle kazanarak sinemaya girdi.

1973'te yapyığı evliliğin ardından 1979'da sinemadan uzaklaşan sanatçı, 1987 yılından sonra yeniden kameraların karşısına geçerek sinema ve dizi filmlerde roller aldı.

Beş film senaryosu ve sinema için yazılmış bir film romanı vardır.

Yiğit, son olarak Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde rol almıştı..





ABCHABER.NET

BU İKİLİ DAHA ÇOK SEVİLİR VE İZLENİR

Seyircinin büyük ilgi gösterdiği program Tempo Tv'de deneyimli programcılar Cemal Bilge ve Sude Tan'ın sunumlarıyla start aldı

Yeni kanallarındaki ilk programlarını gazeteciliğin renkli isimleri Cemal Bilge ve Sude Tan'la başlatan Mülayim ve Sibel Sevinç dün ortaya koydukları performansla izleyiciden tam not aldı .

Programın sanatçı konukları ünlü klarnet ustası Caner Toptaner ve genç gitar ustası Taha Özcan oldu

İlk kez Seda Sayan'ın programlarında yaptığı komedilerle dikkat çekip sevilen Mülayim bir süredir kendi programlarını yapıyor

Dün Tempo Tv'de seyirciyle buluşan Mülayim ve ekürisi Sibel Sevinç yoğun telefon trafiği yüzünden adeta 'Telefon arası' program yapabildiler

Son derece başarılı geçen program izleyiciden gelen istek üzerine süresi uzatılarak 2 saatin üstünde bir farkla yayınlandı

Reklam aralarında Cemal Bilge'ye gelen mesajlardan programın ABD, Hollanda, Belçika, Yunanistan, Azerbaycan, Almanya ve Polonya'da da izlendiği anlaşıldı.

TURKHABERLER VE HALKINGAZETESİ sevilen programcılar Mülayim ve Sibel Sevinç'e sonsuz başarılar diler

TÜRKİYE'NİN BAŞI SAĞOLSUN

Müslüm Gürses'in Reklam Arkadaşı Amerikalı Katharine: Çok Üzgünüm

Müslüm Gürses'in reklam arkadaşı olan Amerikalı Katharine (Kadriye) Branning, arkdaşını kaybetmenin büyük üzüntüsü yaşadığını söyledi.

Gürses'in ölüm haberini alan Branning taziye dileklerini Zaman Amerika aracılığı ile iletti. Türkiye'de yaşamadığı halde Gürses'in ne kadat etkili bir insan olduğunu kısa sürede öğrendiğini ifade eden Branning “ Türkiye çok büyük bir insanını kaybetti. Normal insanların anlatamayacağını şarkıları ile dile getirmişti. Kısacası Türk insanını temsil ediyordu.”dedi.

İlk olarak Türk Çayı reklam film hazırlığında Gürses ile tanıştığını kaydeden Branning “Kendisi çok kibar ve nezaketliydi. Film reklamından sonra hemen ameliyat oldu. Hasta olduğunu bildiğim için ona çok dua ediyordum. Dün gece de bir türlü uyuyamamıştım. Demek ki nedeni sevgili arkadaşım Gürses'in vefat etmesiydi.”şeklinde üzüntüsünü dile getirdi.

Türkiye'de Kadriye olarak bilinen Katharine Branning, Türkçe dışında 6 dilde basılan 'Bir Çay Daha Lütfen' kitabı ile Türk insanının gönlünde taht kurdu.

TATLISES BANA TECAVÜZ ETTİ İDDİASI

Hazırlayan Unknown on 4 Mar 2013 | 18:11

Bu sabah Sacit Aslan ve Pelin Çini'nin sunduğu "Aramızda Kalsın" programına konuk olan Sibel Gökçe ses getiren açıklamalarda bulundu.

Sibel Gökçe; Şenay Düdek ve Müge Anlı'nın bir zamanlar birlikte sundukları canlı yayında, İbrahim Tatlıses'in tecavüzüne uğradığını açıkladıktan sonra Düdek'in kendisine yönelik tavrından dolayı kırgın olduğunu dile getirdi.

SİBEL GÖKÇE: "İBRAHİM TATLISES'İN TECAVÜZÜNE UĞRADIM!.." (VİDEO)

Yaşadığını iddia ettiği korkunç olaydan sonra kendi kendisini tedavi ettiğini dile getiren Sibel Gökçe, "Ben herkesi affettim ama bilinçaltım hatırlıyor" dedi.

Sibel Gökçe'nin canlı yayındaki açıklamalarını haberin videosuna tıklayarak izleyebilirsiniz...



SACİTASLAN.COM

BABAYI SEVENLERİ AVLUYA SIĞMADILAR

Dün hayatını kaybeden ünlü sanatçı Müslüm Gürses bugün toprağa verildi Yaklaşık 4 aydır tedavi gördüğü yoğun bakım ünitesinde dün sabah hayatını kaybeden Müslüm Gürses için ilk tören Cemal Reşit Rey’de düzenlendi. Sevenleri ellerindeki Müslüm Gürses kaşkollarıyla sahnede bulunan Mü
Törene katılan Müslüm Gürses'in üvey annesi Emine Akbaş, rahatsızlanınca ambulansa götürüldü. Kısa süreli tedavinin ardından tekrar salona dönen Akbaş, uzun süre Gürses'in tabutuna sarılarak ağladı. Elinde Müslüm Gürses'in fotoğraflarının ve kasetlerinin olduğu bir döviz taşıyan hayranı da tabutun başına gelerek dua etti.

Törenin ardından Teşvikiye Camii'ne getirilen Müslüm Gürses'in cenaze namazı için büyük bir kalabalık toplandı. Çok sayıda vatandaşın ünlü sanatçıyı son yolculuğunda yalnız bıraklamak istememesi cami avlusunda izdihama neden oldu. Önlemleri arttıran çevik kuvvet giriş ve çıkışları kontrol altına aldı.

Cenazeye Ömer Çelik, Kadir Topbaş, Kemal Kılıçdaroğlu, Mustafa Sarıgül, Mehmet Sevigen, Burak Kut, Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay, Adnan Şenses, Ebru Yaşar, Ajda Pekkan, Selami Şahin ,Linet, Kubat, Ümit Besen, Gökhan Güney gibi isimler katıldı.

Camiye siyaset, sanat ve iş dünyasından çok sayıda isimle sanatçının sevenleri geldi. Namaz öncesi Kur’an-ı Kerim okunup dualar edildi. Tekbirlerin getirildiği camide sanatçının sevenlerinin gözyaşlarını tutamadığı görüldü. Yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı cenaze töreninde izdiham yaşandı. Bir ara Gürses’in tabutu düşme tehlikesi geçirdi. ‘Müslüm Baba’ sloganlarının atıldığı uğurlama töreninde tekbir sesleri yankılandı. Gürses, burada kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na götürüldü. Gürses'in cenazesi burada toprağa verildi.



İLK TÖREN CEMAL REŞİT REY'DEYDİ

"DÜNYANIN EN İYİ İNSANINI KAYBETTİM"

Eşi Muhterem Nur ayağa kalkamadığı için oturduğu yerden birkaç kelime söyledi. Nur, “Özür diliyorum sesim çıkmıyor. Dünyanın en iyi insanını kaybettiğim için çok üzgünüm. Onun gibi bir insan çıkmayacak. Başka bir şey söyleyemiyorum. Hepinize teşekkür ediyorum" diye konuştu.

Salon çıkışında konuşan Muhterem Nur, "Çok canım yanıyor, Müslüm bir daha geri dönmeyecek artık bunu biliyorum" dedi.



"O, BUNU BAŞARDI"

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, “Başımız sağ olsun Allah gani gani rahmet eylesin. O bize demişti ki ya gittiğin yerde mutlu ol ya da kalbimde tahta sahip ol. Biz inanıyoruz ki o gittiği yerde mutlu olacak. Biz onu ne kadar seversek sevelim onu yaratan kadar sevemeyiz. O onu daha çok sevenin yanına gitti.”

Biz şunu gördük, her şarkısı onda her sözünde Anadolu insanının dile getiremediği isyanını büyük bir tevazu ile dile getirdi. Sadece bir hayata sahip olmak, ama güçlü bir sese sahip olmak her kula nasip olamaz. Dün acı haber geldiğinden beri Adana'nın Urfa'nın İstanbul'un İzmir’in sokaklarında 7’den 70’e herkes büyük bir ustayı son yolculuğuna uğurlanmanın hazırlığını yaptı.

Bu törenler çok önemlidir. Devletin büyük bir sanatçıyı uğurlaması çok önemlidir. Ama sokaktaki vatandaşın bir sanatçıyı uğurlaması hepsinden önemlidir. Bu millet ona dua ediyor. Biz bugünden itibaren Anadolu’nun sesinin biraz daha eksik olduğunu biliyoruz. Ama nihayetinde onun da anlattığı gibi bu hayat gelip geçici bir hayat. Netice itibarıyla dışlanmışların, bir kenara itilmişlerin gönlünde taht kurmak çok önemli… O bunu başardı. Evet, erken gitti. Ama birçok hayatın sığacağı bir hayat yaşadı. Onu hiç unutmayacağız. Bugün bütün Anadolu onu kucaklıyor. Sayın Başbakan’ımız adına bütün sevenlerine başsağlığı diliyorum Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun."

"DÜN GÖRDÜĞÜM SEVGİYİ ASLA UNUTMAYACAĞIM"

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, “Eşleri hanımefendiye ne kadar teşekkür etsek azdır. Müslüm Baba’ya karşı hanımefendi o 109 gün ve öncesinde ne kadar fedakâr olduğunu gösterdi.

Ve sizlere teşekkür ediyorum. Tencere kaynarken herkes var. Ama tencere kaynamazken sizler varsınız. Dün Müslüm Babayı Zincirlikuyu’ya götürürken gördüğüm sevgiyi asla unutmayacağım.

Ben 109 gündür Müslüm Baba ile beraberim. Müslüm Baba için ayın 7'sini Şişli Camii'nde yapacağız. 40'ını da Şişli Camii'nde yapacağız. Müslüm baba çok değerli bir sanatçı. Bu ülkeden bir Müslüm Baba geldi ve geçti. Sizlere sevginizden dolayı çok teşekkür ediyorum. Mekânı cennet olsun, onu bir kez daha saygıyla anıyorum.”

Törene katılan şarkıcı Mine Koşan da Gürses ile ilgili düşüncelerini şöyle açıkladı: "Müslüm Gürses çok özel bir ses ve özel bir kişilikti. Benim kafamda hep Usta şarkısı çalıyor nedense. Gürses halkın duygularını ve düşüncelerini dile getiren bir sanatçıydı.

Menajeri Nevzat Takmaz, "Abim böyle ölümü hak etmedi. Sürekli Müslüm Baba'nın yanındaydım çok uğraştık kurtaramadık" dedi.

Takmaz mikrop kaptığı iddialarına ise, "İbrahim Bey'in fizik tedavi doktoruyla konuşmuştuk. Durumunun kötü olduğunu söylemiştim ona ama tam ölmüş değildi. Bir hafta önce ölmedi. Muhterem Hanıma durumunun bu kadar ciddi olduğunu söylemiyorduk" sözleriyle yanıt verdi.
Ahmet Selçuk İlhan, "Hep bir umutla bekledik, Ama olmadı. O Allah'ın hayat çizgisini tamamladı ve sonsuzluğa gitti. Tek tesellimiz bize bıraktığı o güzel şarkılar. Erken kaybettik isyanlardayız. Onu gönül sahnemizde yıllarca taşıyacağız" sözleriyle duygularını dile getirdi.

BÜLENT ABİ, GERÇEKTEN ÖLDÜ MÜ"

Bülent Sertaç, "Müslüm Gürses'i tanımak lazımdı. İnsanların nabzını ölçmek için yürüdüm, hakikaten çok seviliyormuş. Bana taziye dileyenler, "Bülent Abi, gerçekten öldü mü" diyenler, ağlayanlar, inanmayanlar var. Ama artık aramızda değil Müslüm Gürses. Bugün şarkılar ağlıyor sazlar ağlıyor insanlar ağlıyor."

Gürses'in naaşı Teşvikeye Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verilecek.



ACI HABER DÜN SABAH GELDİ

Arabesk müziğinin baba lakaplı sanatçısı Müslüm Gürses, 15 Kasım 2012 Perşembe günü geçirdiği by-pass ameliyatından sonra karaciğer ve böbrek yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırılmıştı.

Sanatçının ölümü üzerine menajeri Nevzat Takmaz ile doktoru Uzman Dr. Deniz Şener dün basının karşısına geçti. Açıklamayı yapan Dr. Şener, "Müslüm Babayı maalesef kaybettik. Ailesinin, dostlarının, tüm sevenlerinin, hepimizin, Türkiye’nin başı sağ olsun. Zor bir süreçti. Bu sabah tansiyonu düştü. Kalp durması gelişti, yapılan müdahalelere rağmen maalesef sabah saatlerinde kaybettik. Sabah saat 08.30 gibi problemler başladı, saat 10.30 gibi kaybettik Muhterem Hanım'a başsağlığı dileklerimizi iletmek içir kendisini bekledik. Ona başsağlığı dileğini ilettikten sonra da size bu açıklamayı yapıyoruz. Bu uzun süreci birlikte yaşadık. Söyleyecek bir şey yok. Allah sevenlerine sabır versin ve hepimizin başı sağ olsun." dedi.

HAYRANLARI AMBULANSIN PEŞİNDEN KOŞTU

Müslüm Gürses'in cenazesi Memorial Hastanesi'nden bir ambulansla Zincirlikuyu Mezarlığı Gasilhanesi'ne götürüldü. Cenazenin çıkarıldığını öğrenen Müslüm Gürses hayranları hastanenin acil servis girişine doğru koştular. Özel güvenlikçilerin engellemelerine rağmen sanatçının bazı hayranlarının ambulansın peşinden koştuğu görüldü.

600 bin TL’lik borcu sildirdi

Başbakan Erdoğan, geçen ay Gürses’i hastanede ziyaret etmişti.

Gürses’in son albümü “Veda”nın yapımcısı Medeni Uçar, Başbakan’ın sanatçının hastane borçlarını sildirdiğini açıkladı: “Başbakanımız, ziyaretinde sanatçının hastaneye olan 600 bin TL’lik borcunu sildirdi.” Uçar, ayrıca “Veda” isimli albüm öncesinde Gürses’e nakit ödeme yaptığını, ancak sanatçının kendisine “Neden peşin veriyorsun ki, ya ölürsem?” diye sorduğunu, ölümünü önceden hissetmiş olabileceğini söyledi.

TATLISES BABA ZATEN 1HAFTA ÖNCE VEFAT ETMİŞTİ

İbrahim Tatlıses, usta sanatçı Müslüm Gürses'in vefat haberinin ardından şaşırtan bir açıklama yaptı.İşte İbrahim Tatlıses'in açıklaması: Senaryo hastanenin aynen planladığı gibi gitti. Baba zaten 1 hafta önce vefat etmişti. Bununla ilgili menajerinin de haberi vardı.
Benim de haberim vardı. Hatta hastaneden bir doktor Müslüm Babanın ex olduğunu fakat ailesine söyleyemedikleri için cihaza bağlı tuttuklarını bizzat benim bir yakınıma söylemiş. Doktorlar kimi uyutuyor. Babanın beyin ölümü bir hafta önce gerçekleşmişti zaten. Ben bunu dün akşam sayın Sağlık Bakanımızla, Sezen Aksu’yla ve ayrıca Hülya Avşar’la da paylaşmıştım. Babanın ölümü kalp yetmezliği, akciğer falan filan değil. Resmen yoğun bakımda kaptığı mikroptan öldü. Dün akşam sayın Sağlık Bakanımıza babanın birkaç gün önce yaşadığı yönünde yapılan açıklamaların yalan olduğunu, yarın hastanenin ölüm haberini duyuracağını söylemiştim. Ve aynen de öyle oldu.Rahmetli babamın da dediği gibi ölü bizim Allah rahmet eylesin. Babaya Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Allah mekanını cennet etsin…

MENAJERİ İDDİALARA YANIT VERDİ

İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses'in aslında bir hafta önce öldüğünü iddia etti. Gürses'in menajeri Nevzat Takmaz ise bu iddiaları yalanladı.

Sanatçı Müslüm Gürses'in menajeri Nevzat Takmaz, sanatçının bir hafta önce öldüğü iddialarıyla ilgili, "Bir hafta önce öldüğü söyleniyor ama bu sabah bütün müdahalelere rağmen ağabeyimi kaybettik" ifadelerini kullandı.

Müslüm Gürses'in menajeri Nevzat Takmaz, yaptığı yazılı açıklamada, yaklaşık 4 aydır hastanede tedavi gören sanatçının yanında olduğunu belirtti.

Gürses'in sağlık durumunun, son hafta kritik bir sürece girdiğini bildiren Takmaz, şunları kaydetti: "Ellerinden gelen tüm imkanları sundular. Ağabeyim başka bir hastanede olsaydı belki de 1,5 ay önce kaybetmiştik. Tedavisinin yaklaşık 1 milyon lira tuttuğunu da biliyorum. Ancak hastane sahibi Turgut Aydın bey, ağabeyimin hastanesinde misafir olduğunu söyledi. Suni akciğer cihazı getirterek onun tedavisi için bekletti."

Bir hafta öncesine kadar umudunun yüksek olduğunu anlatan Takmaz, "Bir hafta önce öldüğü söyleniyor ama bu sabah bütün müdahalelere rağmen ağabeyimi kaybettik. Kim ne derse desin, olayları ben yaşadım, kimse yanımda değildi,

Yalnız Muhterem Hanım ve ben bu olayları yaşadık. Herkesin elinden geleni yaptığına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

MYNET
 
Destek : Halkın Gazetesi | KÜNYE | İLETİŞİM
Copyright © 2012. Halkın Gazetesi - Her Hakkı Saklıdır
Site Tasarım Harika Siteler