YANDEX

Son Haberler
politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ATEŞİN ÜZERİNDE YÜRÜYORUZ"

Hazırlayan Unknown on 1 Nis 2013 | 07:27

Başbakan Erdoğan, televizyon kanallarında yayınlanan "Millete Hizmet Yolunda" başlıklı konuşmasında, gündemdeki konuları değerlendirdi

Başbakan Erdoğan, televizyon kanallarında yayınlanan "Millete Hizmet Yolunda" başlıklı konuşmasında, gündemdeki konuları değerlendirdi.

Türkiye'nin baharla buluştuğu, tabiatın tazelendiği, hayatın yenilendiği, insanların umutlarının yeşerdiği bir dönemde vatandaşların huzuruna çıkmaktan ve hitap ediyor olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, baharın, bereketin, yeniden dirilişin sembolü olan mart ayının geride bırakıldığını hatırlattı.
Geride kalan her ayda çok kıymetli eserler, çok değerli yatırımlar, çok değerli hizmetler bıraktıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"İşte bu ayda, yani mart ayı içinde de, hükümet olarak, ülkemize ve milletimize hizmet yolunda değerli atılımlar gerçekleştirdik; farklı vilayetlerimizde yaşayan vatandaşlarımızla buluştuk, ülkemizi daha da kalkındıracak, ülkemizi daha da bayındır hale getirecek yüzlerce eseri, yüzlerce tesisi resmi olarak hizmete açtık. İlk olarak, 2 ve 3 Mart'ta, Balıkesir'de, Balıkesir'in ilçelerinde toplu açılış merasimlerini gerçekleştirdik. Bu tarihlerde, Balıkesir'de, Balıkesir'in ilçeleri Bigadiç, Edremit ve Bandırma'da gerçekleştirdiğimiz açılışlarla, Balıkesir ilimize, toplam yatırım tutarı 388 milyon liraya ulaşan tam 43 kalem hizmeti kazandırdık.

Ayvalık'ta, Sındırgı'da, Susurluk'ta, Dursunbey'de, Manyas'ta, Kepsut'ta, Erdek, Gönen, Balya'da, yeni inşa ettiğimiz anaokullarını, ilkokulları, liseleri, pansiyonları; yeni inşa ettiğimiz yolları, köprüleri hizmete aldık. Balıkesir merkez ve ilçelerdeki TOKİ konutlarını, tarımsal destekleme yatırımlarını, il özel idaresi, KÖYDES yatırımlarını resmi olarak hizmete açtık. Merkez'de Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'ni, Erdek'te bir Devlet Hastanesini bitirdik, hizmete aldık. Böylece, Balıkesir'in hemen hemen tüm ilçelerine yeni eserler kazandırmış olmanın mutluluğunu, heyecanını, coşkusunu Balıkesirli kardeşlerimizle paylaşma fırsatını bulduk."

SİİRT'TEKİ YATIRIMLAR

Başbakan Erdoğan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü Siirt'te kutladıklarını hatırlatarak, orada da yine coşkulu açılış törenleri düzenlediklerini söyledi.

Siirt'te toplam 107 milyon lira değerinde 45 ayrı eser ve hizmetin resmi açılışını gerçekleştirdiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, eğitim alanında üniversitenin Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi binası ve 750 kişilik öğrenci yurdu, merkezde Ticaret Meslek Lisesi, Kazım Karabekir İlkokulu, Tillo İlköğretim Okulu, Dumlupınar Anaokulu ve çok amaçlı salonu, 18 Mart Anaokulu ve Şirvan'da 2 okulun açılışını yaptıklarını anlattı.
Başbakan Erdoğan, Siirt merkez, Tillo, Şirvan ve Baykan Atabağı'ndaki birçok spor tesisini de hizmete açtıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Sağlık alanında Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nin, Şirvan, Eruh-Bağgöze ve Baykan-Ziyaret Aile Sağlığı Merkezleri'nin resmi açılışlarını yaptık. TOKİ aracılığıyla, ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yönelik inşa ettiğimiz 256 konutun anahtar teslimini gerçekleştirdik. Ayrıca, buradan Şırnak Silopi'ye geçtik ve orada özel sektörümüz tarafından inşa edilen 800 milyon dolarlık yatırımı, termik santralin açılışını yaptık.

10 Mart'ta İstanbul'a geçtik ve Ümraniye Belediyemizin hizmet binasının açılışını yaptık. 17 ve 18 Mart'ta, Çanakkale'deydik. Çanakkale'nin Biga ilçesinde gerçekleştirdiğimiz toplu açılış töreniyle, 40 milyon liralık 16 kalem kamu yatırımını resmi olarak hizmete aldık. Bunun yanı sıra, ülkemizin çelik üreticilerinden olan, ayrıca deniz ticaret filosu, kara ticaret filosu ve limanıyla geniş bir alanda faaliyet gösteren İÇDAŞ şirketimizin 2 milyar 150 milyon dolar tutarında 9 kalem yatırımının açılışını da, yine aynı tarihte gerçekleştirdik. Yine Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet binasını, 304 öğrencinin barındığı Terzioğlu Vakfı Ağaköy Öğrenci Yurdu'nu, köylerimize yapılan 47 prefabrik konutu, Yeniceköy'üne yapılan ilkokulu ve ortaokulu da hizmete açtık. Yine aynı günde evet, Kale Seramik Gurubunun özellikle Ar-Ge alanında yapmış olduğu gerçekten çok önemli bir hayati merkezi de hizmete aldık."

"ÇANAKKALE'DE, BİZİ MİLLET KILAN 1915 RUHUNU YENİDEN İDRAK ETTİK"

Başbakan Erdoğan, 18 Mart'ta tarihin akışını değiştiren, tarihe yön veren, İstiklal Savaşı'nın girizgahı olan Cumhuriyetin temellerinin atıldığı Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıl dönümünde, her zaman olduğu gibi Çanakkale Şehitleri'nin huzuruna vardıklarını anlatarak, "Çanakkale'de, tarihimizi, şehitlerimizi yâd ettik. Bizi millet kılan 1915 ruhunu yeniden idrak ettik. O muhteşem atmosferi bir kez daha yaşadık" ifadesini kullandı.
Çanakkale'de, bir yandan şehitlerin muazzez hatırasına sahip çıkarken, öte yandan Türkiye'yi adım adım muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşımanın, Türkiye'yi daha bayındır hale getirmenin coşkusunu yaşadıklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"23 Mart'ta Eskişehir'e gittik ve Eskişehir-Konya Yüksek Hızlı Treni'nin hizmete alım törenini resmen gerçekleştirdik. Bu açılışla, 3 büyük ilimiz, Selçuklu'nun başkenti Konya, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başkenti Ankara ve Türk Dünyası Kültür Başkenti Eskişehir birbiriyle kucaklaşmış oldu. Ankara'da Hacı Bayram Veli dostlarını, Eskişehir'de Yunus Emre dostlarını, Konya'da Mevlana dostlarını yüksek hızlı trenle birbirine kavuşturmanın iftiharını yaşadık. Hizmete aldığımız bu hatla artık Eskişehir-Konya arası 2 saate indi. Geçmişte trenle 7-7.30 saat süren iki il, konforlu, güvenli, yüksek hızlı trenlerimiz sayesinde sadece 2 saatte birbirine kavuşur hale geldi.

Şimdi sırada Eskişehir-İstanbul hattımız var. İnşallah fevkalade bir hal olmadığı takdirde 29 Ekim'de, MARMARAY ile inşallah bu hattımızı da hizmete alacak ve Ankara, Konya, Eskişehir, İstanbul'u yüksek hızlı trenle birbirine yakınlaştırmış olacağız. Ardından, Yozgat, Sivas ve Bursa bu hatlara dâhil olacak. Yeni projelerimizle, yeni hatlarla, Türkiye'nin hızlı tren hatları da inşallah hızla büyümeye devam edecek."

MART AYINDAKİ DIŞ POLİTİKA ÇALIŞMALARI

Başbakan Erdoğan, mart ayında çeşitli devletlerden pek çok misafiri Türkiye'de ağırladıklarına işaret ederek, bölgesel ve küresel meseleler hakkında görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi.

Erdoğan, sırasıyla Almanya Sosyal Demokrat Partisi Genel Başkanı Sigmar Gabriel, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Surinam Devlet Başkan Yardımcısı Robert Emirâli, KKTC Başbakanı İrsen Küçük, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ve son olarak Kamerun Cumhurbaşkanı Paul Biya'yı Türkiye'de ağırladıklarını anlattı.

Yunanistan Başbakanı Samaras ve heyetinin Türkiye ziyareti vesilesiyle Türkiye ve Yunanistan arasında ihdas edilen Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi'nin ikinci toplantısının düzenlendiğini anımsatan Başbakan Erdoğan, bu çerçevede ikili ilişkileri, ekonomik ve ticari ilişkileri daha da güçlendiren 20 civarında belge imzalandığını vurguladı.

Yunanistan ve Türkiye'den 11'er bakanın katılımıyla çok geniş çaplı bakanlar buluşmasını gerçekleştirdiklerine işaret eden Başbakan Erdoğan, "İkili ilişkilerimizi çok daha ileri bir seviyeye taşımanın gayreti içerisinde atılabilecek adımları görüştük ve bu adımları attık" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, yurt içindeki dış politika temaslarının yanı sıra 19 ve 21 Mart tarihlerinde Avrupa'nın iki önemli ülkesi Danimarka ve Hollanda'yı ziyaret ettiğini hatırlatarak, "Her iki ülkede de en üst düzeyde temaslarda bulunduk. Muhataplarımızla görüşmelerimizde, ikili ticaretin daha da geliştirilmesi, karşılıklı yatırımların arttırılması, şirketlerimizin üçüncü ülkeler dâhil ortak girişimlerde bulunmaları hususunda mutabık kaldık" değerlendirmesinde bulundu.

"BİZLER, SIRADAN BİR MİLLET DEĞİLİZ"

Başbakan Erdoğan, iktidara geldikleri andan itibaren Türkiye'yi her alanda büyütmenin, vatandaşların itibarını her alanda yüceltmenin samimi mücadelesi içinde olduklarını yineleyerek, "İçerde Türkiye'nin huzurunu, istikrarını, refah ve güvenliğini, en önemlisi de kardeşliğini pekiştirmek için önemli adımlar attık. Dışarda ise Türkiye'nin saygınlığını, özellikle de Türk lirasının değerini, Türkiye Cumhuriyeti Pasaportu'nun itibarını, ay yıldızlı bayrağımızın gururunu çoğaltmak için var gücümüzle çalıştık" diye konuştu.

Bir hususun altını özellikle çizmek istediğini ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Hükümet olarak, en başından itibaren, aziz milletimizin, yani sizlerin, her alanda her şeyin en iyisini hak ettiğinizi düşündük ve bu anlayışla hareket ettik. Sizlerle birlikte, aziz vatanımızın, ülkemizin, Türkiye Cumhuriyeti'nin de dünya üzerinde güçlü, etkili ve itibarlı bir konumda olmasını temel ilkelerimizden biri olarak gördük.

Bizler, sıradan bir millet değiliz. Bizler, Büyük Selçuklu Devleti'nin, Osmanlı Cihan Devleti'nin bakiyesi üzerine kurulmuş, Selçuklu'nun, Osmanlı'nın mirasını, birikimini, en önemlisi de o ruh ve heyecanı yüreklerinde taşıyan, Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşlarıyız. Her işimizde, her hareketimizde, omuzlarımızda ve kalbimizde taşıdığımız bu ruh, bu miras ve bu misyon ile hareket etmek durumundayız. Haklı olduğumuz hiçbir konuda hiç kimse bize geri adım attıramaz. Biz, haksızlık karşısında susanlardan, boynunu bükenlerden, yere bakanlardan, boyun eğenlerden hiçbir zaman olmadık, olmayız ve olmayacağız. Ecdadımız nasıl özgüven içinde olduysa, ecdadımız nasıl 3 kıta üzerinde adaletle hükmetti ve hakkı savunduysa, dedelerimiz nasıl mazlumlar için kahramanca savaştıysa, biz de hak için, haklı için, mazlum için yüreğimizi ortaya koymaktan bir an bile tereddüt etmeyiz. Biz, özgüven içinde bir millet olacağız. Biz, ikinci sınıf olmayı, ikinci olmayı hiçbir alanda geride kalmayı kabul etmeyecek, bunu sindirmeyecek, bunu yeterli görmeyeceğiz. Milletimizle, devletimizle, aziz bayrağımızla, tam bir özgüven içinde hareket edecek, en yükseği hedefleyecek, o ay yıldızlı bayrağı en yüksek burçlara dikmek için cesaretle hareket edeceğiz."

"NİCE HAYALİ HEDEFE DÖNÜŞTÜRÜP, NİCE HEDEFİ DE GERİDE BIRAKTIK"

"İnandığımız zaman, birbirimize güvendiğimiz, birbirimize kardeşlikle bağlandığımız zaman, en yükseklerde olmaktan bizi hiç kimse alıkoyamayacaktır" diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Biz, 10 yıl önce bu yola çıkarken, hedeflerimize ve hayallerimize niceleri inanmıyordu. 'Okullar, üniversiteler, yurtlar, hastaneler, adalet sarayları, konutlar inşa edeceğiz' dediğimizde niceleri buna ihtimal vermiyordu. Türkiye'yi karayolu ağlarıyla, demir ağlarla, hava, deniz hatlarıyla donatacağımızı; konutlar, köprüler, tüneller yapacağımızı, her yoksulun, her çocuğun, her ailenin elinden tutacağımızı söylediğimizde, birçoğuna bunlar hayal gibi geliyordu.

Türkiye'nin itibarını, gücünü artıracağımızı, Türkiye'nin barış çağrılarını, kardeşlik çağrılarını dünyanın her köşesinde yankılandıracağımızı söylediğimizde, haktan ve hukuktan ayrılmadan mazlumlara sahip çıkacağımızı söylediğimizde buna dudak büküyorlardı. Biz, hedeflerimize inandık. Milletimize güvendik. Bu yolda milletimizle, milletimizin hayır dualarıyla yürüdük. Nice hayali hedefe dönüştürüp, nice hedefi de geride bıraktık."

‘SADECE GAZZE’YE YARDIM ULAŞTIRMAYI HEDEFLİYORDU’

Yaklaşık 2 yıl önce, 22 Mayıs 2010 tarihinde, Türkiye'den, içinde sadece yardım malzemeleri, insani yardım malzemeleri, farklı ülkelerden yardım gönüllüleri olan bir geminin, çok zor durumdaki Gazze'ye ulaşmak için yola çıktığını anımsatan Erdoğan, 36 ülkeden insanların bulunduğu geminin sadece Gazze'ye yardım ulaştırmak amaçladığını söyledi.

Geminin Akdeniz'de uluslararası sularda, tamamen hukuksuz şekilde uğradığı saldırı neticesinde 9 kişinin şehit olduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bizden susmamızı bekliyorlardı. Bizden, bu hadise hiç olmamış gibi davranmamızı bekliyorlardı. Bizden, boynumuzu bükmemizi, bu meselenin üzerini örtüp unutturmamızı istiyorlardı. Ne yazık ki, sadece bu saldırının faili ülke değil, sadece onu kayıran ülkeler, onun arkasındaki güçler değil, bizzat içimizdeki, bizzat Türkiye'deki bazıları da bizden böyle bir tavır bekliyorlardı. Ama biz susmadık. Bu uluslararası korsanlık hadisesini sineye çekmedik. Boynumuzu bükmedik ve geri adım atmadık. Tamamen haklı olduğumuz bir konuda, sonuna kadar hakkı savunduk, hukuku savunduk ve davamızı sonuna kadar kararlılıkla takip ettik.

Nihayetinde haklılığımız teslim edilmiştir. Kararlılığımız neticesinde, taleplerimiz yerine getirilmiştir. Özür, tazminat ve Filistin'e ambargonun kaldırılması. Türkiye, eski Türkiye olmadığını, haksızlık karşısında susacak, boyun eğecek, geri adım atacak bir ülke olmadığını bir kez daha göstermiştir. Gelinen noktada, bizi sessizliğe ve tepkisizliğe çağıranlar kadar, bu haklı davamızda bizi içerde yalnız bırakanlar da mahcup olmuşlardır. Ne hazindir ki, Türkiye 9 şehidinin hesabını sormanın mücadelesi içindeyken, birileri, bizim yanımızda, 9 şehidin yanında, hakkın yanında, kendi ülkesinin yanında değil, saldırganın yanında yer almayı tercih etmiş ve bugün büyük hayal kırıklığı yaşamıştır."

"TÜRKİYE İSTİKRARLA, GÜVENLE BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR"

Başbakan Erdoğan, 10 yıl boyunca milleti hayal kırıklığına uğratmadıklarını, bundan sonra da uğratmayacaklarını belirterek, "10 yıl boyunca tökezlememizi bekleyenleri de nasıl hayal kırıklığına uğrattıysak, bundan sonra da onları mahcup etmeye devam edeceğiz. Büyük bir millete, büyük bir devlete yakışan neyse, biz işte onu yerine getirmeye, size layık olmaya, size hizmetkâr olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye'nin kredi notunu arttırdığını ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"İçimizden birileri, her fırsatta Türkiye ekonomisini kötülerken, her fırsatta güvensizlik, karamsarlık pompalamaya çalışırken, uluslararası bir derecelendirme kuruluşu kredi notumuzu tekrar arttırdı. Yakın coğrafyamızda, hemen yanı başımızda kimi halklar, kimi ülkeler, facia denilebilecek krizler yaşarken, Türkiye istikrarla, güvenle büyümeye devam ediyor. Dünya ticareti daralırken, bizim dış ticaretimiz artıyor. Gelişmiş ülkelerin ekonomileri daralırken, Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor. Maaşlarda, sosyal harcamalarda kısıntıya gidilirken, Türkiye yatırımlarında hız kesmiyor.

Ülkelerin kredi notları tek tek düşürülürken, Türkiye'nin kredi notu, biz yeterli görmesek de üst üste arttırılıyor. Birçok ülke IMF önünde borç için sıraya girerken, Türkiye, 10 yıl önce bizden önceki iktidardan 23,5 milyar dolar borç devraldı şu anda 400 milyon dolara kadar bu borcu düşürdük ve mayıs ayında bu 400 milyon doları da ödeyeceğiz. Böylece IMF'ye olan borcu kapatacağız. Tabi bununla kalmıyoruz. Şu anda IMF'ye borç verme müzakerelerini yürütüyoruz. Türkiye, 10 yıl önce 27,5 milyar dolar milli bankamız Merkez Bankasının döviz rezervini bugün 125 milyar dolara yükseltmiş olarak, geleceğe güvenle bakıyor. Biz yere sağlam basmaya, her konuda itidalle hareket etmeye, milletimizin bize çizdiği istikamet doğrultusunda, milletimizle birlikte yürümeye devam edeceğiz."

"TERÖR, MİLLETİ DİZAYN ETMENİN ARACI OLDU"

Başbakan Erdoğan, 10 yıl boyunca Türkiye'nin en ağır, en kronik sorunlarına neşter attıklarını, çözülmez gibi görünen nice sorunu çözdüklerini, kördüğüm gibi görünen nice meseleyi de çözüm yoluna koyduklarını anlattı.

10 yıl boyunca hangi meseleye el attılarsa engeller, bariyerler ve tehditlerle karşılaştıklarını dile getiren Erdoğan, "Varlığını, sorunların varlığına bağlamış niceleri, sorunları çözmemizi engellemek ve yavaşlatmak için her yola başvurdular. Sorunlardan beslenenler, sorunlardan çıkar sağlayanlar, sorunlar var oldukça varlığını idame ettirenler, çeşitli maskelerle karşımıza çıktılar" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye'de 30 yıldır terör can alırken, 30 yıldır askerimiz, polisimiz, korucumuz, sivil vatandaşımız şehit olurken, gençlerimiz ölürken, ocaklara ateş düşerken; birileri bu yangını söndürmek yerine, yangına körükle gitmeyi tercih etti. Gençler öldükçe, birileri maalesef bundan ciddi rant sağladı. Anneler ağladıkça, babalar ağladıkça, birileri bunları çıkar kaynağı olarak gördü. Ocaklara ateş düştükçe, birileri ellerini sevinçle ovuşturdu. Terör, bir yandan can alırken bir yandan ocaklara ateş düşürürken, diğer yandan milleti korkutmanın, ürkütmenin, tehdit etmenin, bu yolla milleti dizayn etmenin aracı oldu.
Sizlere soruyorum. Vicdanlarınıza soruyorum. Hangi gerekçe, evlat acısını teselli edebilir? Hangi bahane gençlerin ölümüne galebe çalabilir? Hangi mesele, annelerin, babaların, eşlerin, yetim çocukların gözyaşından daha mühim olabilir? Yanı başımızda gençler ölürken, yanı başımızda gencecik fidanların kanı toprağa akarken, hangi vicdan sahibi insan, çıkar hesabı, oy hesabı, para pul hesabı, iktidar ve güç hesabı yapabilir? Ben her zaman ifade ettim. Askerimin, polisimin, korucumun, tek bir vatandaşımın tek bir kılına zarar gelmesindense, tek damla kanın toprağa akmasındansa, bir tek çocuğumuzun babasız kalmasındansa, her şeyimizi feda etmeye, evet serimden dahi geçmeye hazırım."

"ATEŞİN ÜZERİNDE YÜRÜYORUZ"

Başbakan Erdoğan, iktidar olarak, muhalefet kadar rehavet içinde olamayacaklarını, omuzlarında milletin emanetini, ülkenin mesuliyetini taşıdıklarını vurgulayarak, "Sırtımızda yumurta küfesiyle, dikenlerin, hatta ateşin üzerinde yürüyoruz. Tek bir yanlış hareketin, küçük bir hatanın, bir yalpalamanın taşıdığımız yüke, emanete, sorumluluğa hasar vereceğinin bilinciyle ilerliyoruz. Hiç kimseyi kırmadan, hiç kimseyi incitmeden, kimseyi tedirgin etmeden mutlu sona, sevindirici sonuca ulaşmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

"Bazıları kendisini sadece seçmenlerine karşı mesul kabul edebilir. Ama biz, bize gönül verenlerle birlikte, 76 milyona karşı mesulüz, sorumluyuz" diyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Az konuşuyor, çok iş yapıyoruz. Sürecin hassasiyetinin idrakiyle, diğerleri gibi sorumsuz davranmıyoruz. Yoksa söyleyecek çok sözümüz var. Bize yönelik ithamlara, bize yönelik iftiralara karşı verecek çok cevabımız var. Ama hırsa, tamaha, öfkeye, nefrete, kırıp dökmeye kapılıp, yolumuzdan, hedefimizden sapmıyoruz. Bir tarafı tamir ederken, başka bir tarafın bozulmaması için aşırı hassasiyet sergiliyoruz.

Aziz milletime öncelikle şunu söylemek istiyorum. Bu süreçte dedikodulara, söylentilere asla kulak asmayın. Bu süreçte, sizi korkutmak, sizi tedirgin etmek, sizi maniple etmek için uydurulan iddialara, ithamlara, iftiralara asla inanmayın. Siyasi hırsla, rant hırsıyla, aklı yedeğe almış bir gözü dönmüşlükle, tarihe, ecdada, şehitlerimize sırtını dönmüş bir şaşkınlıkla, kan tutkusu içine girmiş, izanını yitirmişlerin öfke nöbetlerine aldanmayın. 10 yıldır ülkeyi büyüten, milleti yücelten bu iktidarın, milli çıkarlarımız dışında, meşruiyet zemininin haricinde, kardeşlik hukukunun uzağında bir adım atmayacağına yürekten inanmanızı istiyorum. Ne pazarlık, ne taviz, ne de geri atma bizim anlayışımızda kendisine yer bulamaz. Dışarda nasıl haklı olduğumuz konuda dimdik durduysak, içerde de diz çökmeyiz, boyun eğmeyiz, milletin hissiyatını rencide edecek hareketlere taviz vermeyiz. Dik dururuz ama dikleşmeyiz."

"SİZİN MÜHRÜNÜZÜ BASMADIĞINIZ HİÇBİR SÜRECİN İÇİNDE BULUNMAYIZ"

Başbakan Erdoğan, yaşanan süreçte milletin rahat olmasını isteyerek, "Gönlünüz rahat olsun, vicdanınız rahat olsun. Sizin istemediğiniz, sizin onaylamadığınız hiçbir adımı biz atmayız ve attırmayız. Sizin mührünüzü basmadığınız hiçbir sürecin içinde bulunmayız. Sizi de, aziz şehitlerimizi de incitecek yollara asla tevessül etmeyiz" değerlendirmesinde bulundu.

"Bizim için bolca dua etmenizi, her daim hayır dualarınızı bizlere yollamanızı sizlerden özellikle rica ediyorum" diyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle bitirdi:

"İstiyoruz ki kardeşlik kazansın. İstiyoruz ki ay yıldızlı bayrak kazansın. Kim kaybederse kaybetsin, ama istiyoruz ki, milletimiz kazansın, Türkiye kazansın. 21 Mart 2013 yılının nevruzunu işte böyle bir umutla idrak ettik. Baharı, ilkbaharı, taze umutlarla, gerçekleşmesi çok yakın hayallerle hep birlikte karşıladık. Bu bahar, kalıcı olsun istiyoruz. Bu bahar kışa dönmesin, kararmasın, karartılmasın istiyoruz. El ele, gönül gönüle, bir ve beraber olarak, kardeş olarak geleceğe yürümek istiyoruz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun, yolumuz açık olsun diyorum. Gelecek ay, Millete Hizmet Yolunda tekrar buluşmak, tekrar kavuşmak umuduyla, sizleri Allah'a emanet ediyor, mutluluk, afiyet içinde, baharın coşkusu ve heyecanı içinde nice güzel günler, nice güzel baharlar görmeniz temennisiyle hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum."
GAZETECİ.TV

YENİ GÜVERCİN HALKA GÜVEN VERİYOR

Hazırlayan Unknown on 25 Mar 2013 | 15:12

Deniz Baykal'la başlayan stratejik hatalar CHP'yi içinden çıkılmaz duruma soktu. Parti can çekişiyor. Halk bun CHP'nin akıl almaz politikaları seçmeni partiden soğuttu. Sokaktaki vatandaş sesini duyurabilmesi için şimdilerde alternatif olarak kendisine DSP'yi görüyor

Son günlerde yaptığı çıkışlarla Türk seçmeninin bir defa daha dikkatini çekmeyi başaran Demokratik Sol Parti, Ayşe Jale Ağırbaş'la Türk siyasetinde şimendifer olmaya aday görünüyor

CHP'nin anlaşılmasında zorluk çekilen politikaları yüzünden başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP camiasının kan kaybettiği Türkiye'de DSP, halkın yeni umudu oldu

Sokakta ki vatandaş "CHP yeterince muhalefet yapamıyor. Hatta hiç yapamıyor. Meclis'te pasif bir parti. Söylediği dinlenmiyor, gittiği yol gidilmiyor" diyor

Ankara, İstanbul ve Adana gibi büyük illerde yaşayanlar CHP'ye güven duymadıklarını belirterek, "Geriye bir tek seçeneğimiz kaldı oda DSP" diyor

DSP'de son günlerde öne çıkan isimleri ve söylemlerini dikkatle takip ettiklerini belirten vatandaşlar, "DSP yöneticilerini biraz daha içimizde ve basında görmek istiyoruz. Seslerini duyurabilmeliler. Parti bireysel değil kitlesel bir parti olmalı. Üç beş kişiye değil üç beş milyona hitap edebilen isimler olarak karşımıza gelmeliler" diyor

HALKINGAZETESİ-TÜRKHABERLER -ANKARA

KARAYILAN KCK DAVALARI DÜŞMEZSE BARIŞ SÜRECİNİ BOZARIZ

Hazırlayan Unknown on 16 Mar 2013 | 10:02

Çözüm süreci için KCK davaları hükmen düşmeli

Abdullah Öcalan’ın, terör örgütü PKK’nın silah bırakmasıyla ilgili hazırladığı planın muhatapları, değerlendirmelerini tamamladı. BDP ve Avrupa kanatları teklife destek verirken, silahlı unsur Kandil çekinceleri olduğunu ifade etti. Kandil’in en yetkili ismi olan Murat Karayılan, Öcalan’ın planıyla ilgili örgüte yakın bir ajansa yaptığı açıklamada, sürece şartsız destek vermeyeceklerini ima etti: “KCK denilen bu davaların da hükmen düşmesi gerekiyor. Böyle olmazsa sürecin derinleşmesi ve giderek bir barışa dönüşmesinin koşulları da gelişemez.” Kandil’deki en yetkili isim olan Murat Karayılan, kendilerine yakın olan bir haber ajansına verdiği demeçte, son aşamada sonuç alıcı bir gelişmenin yaşanabilmesi için kendilerinin de bir takım görüş ve önerileri olduğunu anlattı. Sözü KCK davalarına getirdi: “Bir kere bu insanlar Kürt siyasetini yürüttükleri ve kimlikli Kürt duruşuna sahip çıktıkları için içerideler. Eğer devletle Kürt siyaseti barışacaksa, o zaman bu tutumun da değişmesi gerekiyor. Yani KCK denilen bu davaların da hükmen düşmesi gerekiyor. Biz ‘hemen şimdi olsun’ ya da ‘biz bıraktık, siz de böyle yapın’ demiyoruz. Sürecin buna doğru gitmesi gerekiyor. Zaten böyle olmazsa sürecin derinleşmesi ve giderek bir barışa dönüşmesinin koşulları da gelişemez. Bu bir gerçektir.” Murat Karayılan, Öcalan’ın Nevruz kutlamalarında açıklanması beklenen nihai kararına da değindi. Öcalan’ın mesajının kendileri için de bağlayıcı olacağını anlattı. Karşı tarafın çözüme yönelik net bir tavır koyamadığını savundu. Karayılan, “Biz dürüst yaklaşacağız ve sürecin derinleşmesini esas alacağız. Bütün Türkiye, Kürdistan ve dünya kamuoyu şunu bilmeli: Biz PKK hareketi olarak savaşa da hazırız, barışa da. Savaşta da kendimize güveniyoruz, barışta da. Tercihimiz bu sorunun barışçıl yöntemlerle çözülmesidir. Ama sorunun çözülmesi için karşı tarafın da yapması gerekenler vardır. Yani sorun tek taraflı çabalarla çözülmez. Herhangi bir tarafın diğer tarafı yok etme, zayıflatma ve eritme niyetiyle yaklaşımı olursa, bu tekrardan sil baştan olur.” ifadelerini kullandı. Alınan bilgilere göre, PKK’nın Öcalan’a verdiği cevap metninde ‘geri çekilme, silah bırakma ve sosyal hayata katılım’ şeklinde özetlenen 3 aşamalı plana ilişkin devlet güvencesi verilmesi gerektiği kaydediliyor. Cevapta, barış sürecinde atılacak her adımın ayrıntılı şekilde müzakere edilmesi ve devletin bu konularda takınacağı tavrın kayıt altına alınması gerektiği belirtiliyor

GAZETECİ.TV

O KREDİ VERİRKEN SÖZCÜSÜ SAVAŞ AÇIYOR

Hazırlayan Unknown on 26 Oca 2013 | 15:10

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, CHP'de özellikle son günlerde su yüzüne çıkan "Ulusalcı", "Yenilikçi" kavgasını köşesine taşıdı. Ahmet Hakan CHP'ye seslenerek ''bu evlilik bitmiştir'' dedi. ...
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, CHP'de özellikle son günlerde su yüzüne çıkan "Ulusalcı", "Yenilikçi" ayrımına dikkat çekerek bu iki kanadın partide bir dinamizm yaratmadığı gerekçesiyle Kılıçdaroğlu'na "bu izdivaç bitsin" diye seslendi.
CHP'de Hüseyin Aygün'ün "Rumlar'a soykırım yapıldı" sözleri ve PKK'lı Sakine Cansız'ın evine taziyeye gitmesiyle iyice su yüzüne çıkan kavga medyanın gündeminde. Ulusalcılar ile Yenilikçiler arasındaki ayrışmayı köşesine taşıyan Ahmet Hakan, Kılıçdaroğlu'nun bu iki kanadı idare etmeye çalıştığını ve başarılı olamadığını savunarak "Bu evlilik yürümez, bitirin" diye seslendi.
"O KREDİ VERİRKEN SÖZCÜSÜ SAVAŞ AÇIYOR"
-Partinin Genel Başkanı, "Ben İmralı görüşmelerine kredi veriyorum" derken, partinin sözcüsü İmralı görüşmelerine savaş açan demeçler patlatıyor.
-Partinin bir bölümü mahkemelerde anadilde savunma yapılabilmesi için "Bundan doğal bir şey olamaz" derken, parti adına Meclis'te konuşma yapan kişi, "Hiç Türklerle Kürtler eşit olur mu?" diye algılanacak bir çıkış yapıyor.
"ULUSALCI KANAT ETEKLERİNDEN ÇEKİYOR"
Parti içinde kendilerine "Ulusalcı" diyen bir kanat, tutmuş partinin eteklerinden çekiyor da çekiyor:
-Özgürlükçü laiklik anlayışına uygun bir atılım mı yapılacak? Ulusalcı kanat, "Başımıza taş yağacak" diye ayağa kalkıyor.
-Kürt sorununa doğru dürüst bir çözüm mü geliştirilecek? Ulusalcı kanat, MHP ağzıyla direnişe geçiyor.
"KILIÇDAROĞLU İDARE-İ MASLAHAT YAPIYOR"
Buna karşılık ne yapıyor Kemal Kılıçdaroğlu?
"Aman küsüp gitmesinler" falan diye idareimaslahat yapıyor.
İki tarafı da idare etmeye çalışıyor.
Bu böyle gitmez.
"BİTMİŞTİR BU EVLİLİK"
Bitmiş bir evliliktir bu... Uzatmalar oynanmaktadır. Uzatmaları oynayan her evlilikte olduğu gibi bu evlilikte de yakında çirkinleşmeler, dalaşmalar, düşmanlıklar, karabasanlar başlar. O yüzden iyi bir "boşanma avukatı" bulup hiç uzatmadan bu işi bitirmek gerekir.
SICAK GÜNDEM

İŞTE YENİ BAKANLAR KURULU

Hazırlayan Unknown on 24 Oca 2013 | 19:46

Kabinede bir süredir beklenen değişiklik gerçekleşti.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın görüşmesinin ardından yapılan yazılı açıklamada, İçişleri
Bakanlığı'na AK Parti Milletvekili Muammer Güler, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na AK Parti
Genel Başkan Yardımcısı ve AK Parti Adana Ömer Çelik, Milli Eğitim Bakanlığı'na
AK Parti Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı, Sağlık Bakanlığı'na da AK Parti Edirne
Milletvekili Mehmet Müezzinoğlu'nun getirildiği bildirildi.

Bakanlar İdris Naim Şahin, Ertuğrul Günay, Ömer Dinçer ve Recep Akdağ kabine dışı
kaldıBakanlar İdris Naim Şahin, Ertuğrul Günay, Ömer Dinçer ve Recep Akdağ
kabine dışı kaldı


YENİ BAKANLAR KURULU

Başbakan: Recep Tayyip Erdoğan

Başbakan Yardımcısı: Bülent Arınç

Başbakan Yardımcısı: Ali Babacan

Başbakan Yardımcısı: Beşir Atalay

Başbakan Yardımcısı: Bekir Bozdağ

Adalet Bakanı: Sadullah Ergin

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı: Fatma Sahin

Avrupa Birliği Bakanı: Egemen Bağış

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Nihat Ergün

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Faruk Çelik

Çevre ve Şehircilik Bakanı: Erdoğan Bayraktar

Dışişleri Bakanı: Ahmet Davutoğlu

Ekonomi Bakanı: Zafer Çağlayan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı: Taner Yıldız

Gençlik ve Spor Bakanı: Suat Kılıç

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı: Mehdi Eker

Gümrük ve Ticaret Bakanı: Hayati Yazıcı

İçişleri Bakanı: Muammer Güler

Kalkınma Bakanı: Cevdet Yılmaz

Kültür ve Turizm Bakanı: Ömer Çelik

Maliye Bakanı: Mehmet Şimşek

Milli Eğitim Bakanı: Nabi Avcı

Milli Savunma Bakanı: İsmet Yılmaz

Orman ve Su İşleri Bakanı: Veysel Eroğlu

Sağlık Bakanı: Mehmet Müezzinoğlu

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı: Binali Yıldırım

MYNET

SAĞOL O OY SENİN OLSUN

Hazırlayan Unknown on 20 Oca 2013 | 18:16

Başbakan Erdoğan, “Bu ülkede ulusalcı geçinenlere önümüzü kesmeye çalıştılar. Kesemediler, kesemeyecekBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep gezisinin ikinci günündeki inceleme ve açılışlara, Üçüncü Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyete geçen Beşler Yem Fabrikası’nın açılışını yaparak başladı. Nizip’te halka hitap eden Erdoğan, Suriye’deki gelişmelere geniş verdi, "Fetih, Suriye halkı için yakındır" dedi. Başbakan Erdoğan’ı taşıyacak helikopterin sisli havada uçuşunun riskli olması nedeniyle İslahiye gezisi iptal edildi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı HüseyinÇelik, milletvekilleri ve il protokolü ile yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı törende konuşan Başbakan Erdoğan, istihdam kapıları açıldıkça heyecanlarının daha da arttığını söyledi. Erdoğan, "Çünkü bir işsize bir iş kapısı açıldığında adeta o kapıdan asgari 5 kişi giriyor. Bu bölgelerde bu sayı 7’ye, 9’a doğru tırmanıyor. Her işyerinin açılışı aynı zamanda bir nimet kapısı. Bundan dolayı ben tüm girişimcilerimizi işverenlerimizi tebrik ediyorum" dedi.

Başbakan Erdoğan, Gaziantep yöresinde gıdadan tekstile yoğun sanayileşme olduğuna dikkat çektiğikonuşmasını şöyle sürdürdü:"Gaziantep’e bu gelişimizin amacı açılış törenleriydi. Dün açılışını yaptığımız eski rakamla 1 katrilyon 200 trilyon değerindeki (1 milyar 200 milyon lira) hizmetler ki; 64 farklı başlıktaki bu açılışlarla Gaziantep ayrı bir güç kazandı. Özel sektörümüzün de bu tür girişimleriyle, hele hele 5’nci organize sanayi bölgelerinin dolmuş olması, şimdi ise
6 ve 7’nci organize sanayi bölgelerinin doluyor olması, bizler için gerçekten gurur verici. Türkiye’yede örnek teşkil ediyor. Sizlerin bu dayanışması, Gaziantep’i Türkiye’de örnek şehirlerimizden biri haline getirecektir. Türkiye’nin ihracat kervanındaki bu güçlü yerini, gücünü arttırarak devam ettireceğine inanıyorum. Allah bereketini aynen o mısır tohumlarındaki gibi artırsın diyorum."

ATAMA İSTEYEN ÖĞRETMENE: O OY SENİN
OLSUN

Başbakan Erdoğan, yanındaki bakanlarla tesisin açılış kurdelesini keserken kalabalık arasında atanamayan öğretmen olduğu öne sürülen bir kişi"Şubatta atama bekliyoruz" diye bağırdı. Bunun üzerine Başbakan Erdoğan, "Kusura bakmayın. Biz bir şey söylediysek olur.
Ne söylediysek o olur. Başkası olmaz" yanıtını verdi. Aynı kişinin "Size oy yok" demesi üzerine Başbakan Erdoğan, "Sağol, o oy senin olsun. Biz öyle spekülasyonlara girmeyiz. Al onu kendine sakla. Tamam kendine sakla. Gereken yere ver. Bize kimin oy vereceği belli" dedi. Polisler kimliği açıklanmayan protestocu öğretmen ile yanındaki bir kişiyi, kalabalık
arasında gözaltına alıp götürdü.

ERDOĞAN: ULUSALCILARIN UZANTISI

Kalabalık arasından ’En büyük başkan, bizim başkan’ ve ’Türkiye seninle gurur duyuyor’
sloganları yükselince Başbakan Erdoğan şöyle devam etti: "Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Biz bu ülkede birliğin, beraberliğin, dayanışmanın sigortasıyız. Böyle bu yola çıktık. Spekülasyonlara prim vermedik. Bundan sonra da vermeyeceğiz. Bu ülkede ulusalcı geçinenler önümüzü kesmeye çalıştılar, kesemediler, kesemeyecekler. Ulusalcıların uzantısı olmaya aday olanlar, bizden bir şey beklemesin, bulamayacaklar. Bunu da özellikle söylüyorum. Biz milletin temsilcisiyiz. Bizim rotamızı siz çizdiniz. Bu rotada biz yürümeye devam edeceğiz. Yolumuz açık olsun. Allah bereketli kazançlar nasip etsin." Açılış kurdelesini kesilmesinin ardından Beşler Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Çakmak, günün anısına Başbakan Erdoğan’a gümüş işlemeli tepsi hediye etti.

İSLAHİYE YOLUNDA SİS ENGELİYLE KARŞILAŞTI

İslahiye İlçesi’ndeki Adalet Sarayı’nın açılış töreninde hazırlık yapan görevliler ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı taşıyan helikopterin yoğun sis nedeniyle gelemeyeceğini duyurdu. Adliye Sarayı’nın açılışını Adalet Bakanı Sadullah Ergin gerçekleştirdi.Başbakan Erdoğan Nizip İlçesi’ndeki ziyaretlerle programını sürdürdü

MYNET

KOKOREÇ ANISI

Hazırlayan Unknown on 18 Oca 2013 | 07:49


CNN Türk'te Deniz Arman'a konuşan Başbakan Erdoğan, Birand'ın vefatıyla ilgili şunları söyledi:

Öncelikle sayın Birand'ın vefatından dolayı müteessir olduk. Birand'a Allah'tan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyorum.


KOKOREÇ ANISI


Birand'la hukukumuz çok çok eski. 32. Gün programı vesilesiyle tanımıştım kendisiyle. Belediye başkanlığı döneminden beri tanışırız. Haydarpaşa lisesindeki programımızı hiç unutamam. Defalarca söyleşi yaptık. Kimyalarımız uyardı. Yaptığı söyleşilerden çok zevk almışımdır. Son söyleşimizde 28 Şubat belgeseli için AK Parti Genel Merkezi'ne gelmişti. Akşam yemeği yedik orada. Bu yemeğin bir anlamı vardı. Seçim öncesi programımız vardı. Yemek yiyelim dedim. Benim menüm "kokoreçtir" dedim. Meğer o da kokoreçi çok severmiş, bunu böylelikle öğrendim.

Mesleğini çok seven biriydi. Özel sohbetleri habere dönüştüren biriydi.


"ERDOĞAN'LI YILLAR" BELGESELİ YAPACAKTI


"Erdoğan'lı Yıllar" diye bir belgesel yapacaktı, benden de söz almıştı ama malesef olmadı.


BENİ ARAYIP HELALLİK İSTEDİ


Gazeteciliği dışında belli hassasiyetleri olan biriydi. 2011 yılında ciddi bir ameliyat geçirdi. Ameliyat öncesi beni aradı. Senden helallik istiyorum, dua istiyorum dedi. Duanın gücüne inanan, önem veren bir insandı. Hatta ben de dedim ki, sabah kalktığımda eşimle ben dua edeceğim dedim. Dua isterken bile sempatikti. Medyamız açısında acı bir kayıptır. Hepimiz şüphesiz öleceğiz. Kimimiz nasıl nerede öleceği belli değil. Medyamımızın da başı sağolsun diyorum. Eşine sabr ve metanet temenni ediyorum.


SICAK GÜNDEM

CHP'NİN CUMHURBAŞKANI ADAYI KADIN OLACAK

Hazırlayan Unknown on 3 Oca 2013 | 06:32

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CNN TÜRK'te Enver Aysever'in sunduğu "Aykırı Sorular" programına konuk oldu.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Atatürk'e karşı çıkmak vatan hainliğidir'' dedi. CHP lideri, ''Başbakan da Atatürk'e karşı çıkmıyor
ama değil mi?'' diye sorulması üzerine, şunları kaydetti:


''Ben onun kuşkusu, bunun kuşkusu üzerine düşüncelerimi inşa etmek istemiyorum. Benim
düşüncelerim çok açık, çok net, çok somut. Atatürk, bütün mal varlığını bu ülkeye bağışlamıştır. 'Atatürkçülüğü benimsiyor musunuz?' diye bir soru geldiği için bunları söylüyorum.


Atatürk'ü farklı gözle anlatabilirler. Atatürk'ü ben Kenan Evren'in anladığı gibi anlamıyorum. Altını çizmek istiyorum, eğer Atatürk'ten halkı soğutuyorlarsa o insanlar soğutmuştur."

'BAŞBAKAN'A ANLAYACAĞI DİLDE YANIT VERİYORUM'
Siyasette üslup konusunda yapılan eleştirilerde haklılık payı olabileceğini belirten Kılıçdaroğlu,şunları söyledi:


"Ben Recep Tayyip Erdoğan'ın konuştuğu üslupla konuşmamaya hep özen gösterdim. Onun kullandığı sert ifadelerin hemen hemen hiçbirini kullanmadım ama doğrudan bana yönelik olan bir eleştiriye de onun anlayacağı dille yanıt verdim, onun anlayacağı
dil o. Sakin bir üsluptan anlamıyor. Siyasette bir düzey olur, siyasette düzeyi koruma görevi önce Başbakan'a aittir.''


'İKİ PARTİ KÜRT SORUNUNU ÇÖZEMEZ'

Kılıçdaroğlu, açıklamalarında 'Kürt sorunu'na da değindi. Sorunun çözümü için ''İki parti devam edelim'' diyen Başbakan Erdoğan'ın açıklamasını değerlendiren Kılıçdaroğlu, ''Niye iki parti? Niye diğer partileri davet etmedi Sayın Başbakan? Biz bunları biliriz. Kürt sorununun çözümü bizim söylediğimiz yöntemle olur, iki partinin yan yana gelmesiyle bu
sorun çözülmez.''


CUMHURBAŞKANLIĞI İÇİN KADIN ADAY

Cumhurbaşkanlığı için adayları olup olmadığının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, adaylarının olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Gönlünüz kadından yana mı?''
sorusunu ise ''Kabul ederse kadın aday çıkarmayı uygun görüyorum'' diye yanıtladı.


'SARIGÜL KARAR VERECEK'

Mustafa Sarıgül'ün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olup olmayacağı sorusuna karşılık Kılıçdaroğlu, buna kendilerinden önce Sarıgül'ün karar vereceğini bildirdi.

"Öcalan ile görüşür müydünüz?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "devleti doğrudan muhatap etmezdik" dedi.

MYNETHABER

YENİ YILA ÇORBACI'DA GİRDİ

Hazırlayan Unknown on 1 Oca 2013 | 08:57

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, yeni yıla Hakkari'deki biİçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Hakkari Valiliği ziyareti sonrası kurum amirleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve işadamlarının da aralarında bulunduğu yemeğe katıldı.

Burada konuşan Bakan Şahin, Hakkari'de barışı, kardeşliği istemenin ve ifade etmenin çok daha güzel olduğunu söyledi. Hakkari'nin tarihi ve doğal güzelliklerinin yanında, vatansever, değerlerine, törelerine bağlı, inançlı, çalışkan insanlarıyla önemli bir yer olduğunu belirten Bakan Şahin, Hakkari'nin her geçen gün geliştiğini ifade etti. Bakan Şahin, "Hükümetimiz, gerek karayolu gerekse havayoluyla ulaşım için özel programları hayata geçirmekte. Ayrıca Hakkari üniversitesiyle de ülkemizin çok özel bir köşesi olacaktır. Yeni bir yıla giriyoruz. Herkesin dilekleri var. Bizim dileğimiz de ülkemizin ve insanlığın yeni yılda huzur barış ve kardeşlik içinde yaşamayı başarmasıdır. Savaşların, kargaşaların, kan dökmelerin olmamasıdır. İnanıyorum ki içten gelen bu dileğimiz samimiyetle yapıldığı zaman nerde yapılırsa yapılsın mutlaka karşılığını bulacaktır. Ama biz diyoruz ki, bu güzel dilekler Hakkari'de yapılırsa, Hakkari'de paylaşılırsa inanıyorum ki Hakkari toprağı, Hakkari insanı, Hakkari atmosferi bu dileğimize artı değerler katacaktır" dedi.

Ülkeyi ve ülke insanını sevmenin başarının yolunu açacağına dikkat çeken Bakan Şahin, şöyle konuştu:

"Bu ülke için, ülkenin toprağı için, insanı için çalışmak hepimizin ortak ödevi, ortak görevidir. Sevmek, paylaşmak herkesin, her canlının ihtiyacı olan çok önemli duygular. Bundan yoksun olanların yanlış işler yapma, yanlış yollarda yürüme olasılıkları oldukça yüksek. Bu ülke Hakkari'den Edirne'ye, Ardahan'dan Muğla'ya kadar güzel bir coğrafya. Ancak yanlışların pesinden koşanlar var. Ama onlar bu ülkenin doğrularının karşısında yok olmaya mahkumdurlar. Zulmün, kan dökücülüğün adaletsizliğin, tercihinde olanlar bu ülkede hepimizin, insani değerlere sahip milletimizin ve devletimizin adaleti karşısında zulümleriyle kahrolmaya mahkumdurlar. Bizim adaletimiz, bizim çalışmamız ve bizim paylaşım duygumuz inanıyorum ki, yanlışları yok edecektir. Birbirimizi daha iyi anlayarak ve aynı toprağın insanları olarak, aynı tarihin, aynı inancın insanları olarak, bundan sonraki zamanı hep birlikte daha dikkatli ve daha verimli kullanacağımızı ümit ediyorum. Hakkari'de vatanın sevigisi daha iyi, daha canlı hissedilir. Vatanın değerini anlayabilmek için vatandaş olmanın yolunun bir vatandan geçtiğini hatırlamamız yeter. Bir vatanın ne kadar güzel olduğunu anlamak için bundan mahrum kalanların haleti ruhiyesini görmek gerekir. Sözgelimi bu ülke vatandaşlığında bir anlayışla, bir kandırılmışlıkla, bir duyguyla çıkar veya çıkarılmak durumunda olanların yaşları ilerledikçe başka ülkelerin ve toplumların bağrında karmaşık duygularla yaşamaya mecbur kaldıklarında hangi istek ve arzularla yeniden buraya gelmek istediklerini örnekleriyle biliyoruz."

BAKAN ŞAHİN YENİ YILA HAKKARİ'DEKİ ÇORBACIDA GİRDİ

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, yeni yıla Hakkari'deki bir çorbacıda girdi. Geniş güvenlik önlemleri altında saat 23.45 sıralarında caddeye çıkan Bakan Şahin bir süre dolaştıktan sonra, Altay Caddesi üzerindeki bir çorbacıya girdi. Bakan Şahin, burda çorba içerken, güvenliği sağlayan polisin zırhlı aracını etrafında toplanan yaklaşık 100 kişilik genç ateş yakıp Kürtçe şarkılar eşliğinde halay çekti. Saat 00.00 gösterdiği sırada da gençler 2013'e havai fişek patlatarak girdi. Bakan Şahin, çorbacıdan çıkarak yine geniş güvenlik önlemleri altında geceyi geçireceği otele gitti.r çorbacıda girdi.

sondakika.com

BAŞBAKAN'DAN DİNLEME İTİRAFI

Hazırlayan Unknown on 26 Ara 2012 | 08:21

Bir Başbakanın, bir Adalet Bakanı'nın, bir valinin dinlendiğini söylemesi hangi ülkede olursa olsun büyük bir skandal olarak nitelendirilip yer yerinden oynar. Başbakan Erdoğan, ise, kendi dinlenme olayının gündemden düşürülmesini, yani üstünün kapatılmasını istedi.
Başbakan Erdoğan, kendisinin dinleme cihazı dinlenmesiyle ilgili soruya, “Böcek konusu artık devam ettirmeyelim” diye cevapladı.
Bir ülkede Başbakan dinleniyorsa, Adalet Bakanı dinleniyorsa, valiler dinlendiğini söylüyorsa, o ülkede herkes dinleniyor demektir. O ülkede hiç kimsenin özel hayatı, güvenliği yok demektir. Böyle bir durumda hangi ülkede olursa olsun kıyamet kopar.Ancak, Başbakan Erdoğan, Tunus Başbakanı El Cibali ile yaptığı görüşmeden sonra medyanın sorularını cevapladı.
Kendisiyle ilgili dinleme cihaz sayısının ikiden üçe çıktığını belirten Erdoğan, “Herhalde artarak da devam eder. Her ülkenin kendi içinde derin devleti vardır virüs gibidir uygun zamanda ortaya çıkar. Bu tür konularla mücadelemiz devam ediyor. Bunu tamamen sildik, bitirdik, yok ettik böyle bir iddianın içinde bulunmam mümkün değil. Çünkü dünyada hiçbir ülkenin, devletin, derin devleti kendi bünyesinde bitirdiğine, temizlediğine, bir siyasetçi olarak ben inanmıyorum” dedi.
“PROFESÖRLER MESLEĞİ BIRAKSIN”
Erdoğan, ODTÜ’deki olaylarda öğrencilere destek veren Profesör ve öğretim üyelerinin mesleği bırakmasını istedi.
“ÖDTÜ olayları konusunda üniversiteler bölündü mü? YÖK’ün devreye girmesi söz konusu olacak mı?” sorusuna Erdoğan şöyle yanıt verdi:
“Sizlerin vasıtasıyla bizleri izleyenlere bir konuyu tezekkür etmeye davet ediyorum. Demokrasilerde eleştirilerin olmasının en doğal hal olduğunu ifade ettim. Ama bir eleştiri gücünü şiddetten alıyorsa ben bir Başbakan olarak onun karşısına dikilirim. Bir rektör veya akademisyen elinde demir bilyeleri sapan ile polisine atan ve bunu atmayı öğretmeyi gerektirmez. Aynı şekilde okul kampüsü içinde araba lastiği yakmayı gerektirmez. Bir öğrenci üniversite kampüsünü savaş alanına çeviriyorsa. Farklı üniversitelerden gelenlerle birlikte bu eylemi gerçekleştiriyorsa, hiç kimse bunları samimi bir ortamda değerlendiremez. Bana göre bunu eleştirenler o mesleği bıraksınlar. Onlara katılarak şiddetten kuvvet alana insanlar olarak alanlara çıksınlar. Güvenlik güçleri görevini yapmıştı


yaşam  gazetesi.com

HRİSTİYAN ALEMİNİN YILBAŞINI KUTLADI

Hazırlayan Unknown on 24 Ara 2012 | 06:08

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Noel Yortusu (Bayramı) dolayısıyla yayımladığı mesajında, Hristiyanlık inancının çeşitli gruplarına mensup vatandaşları, yarın geceden itibaren idrak edecekleri Noel yortuları vesilesiyle en içten duygularıyla tebrik etti.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bizler, tarih boyunca farklı dinlere, farklı kültürlere saygıyı esas alan, farklılıkları bir zenginlik olarak algılayan köklü bir geleneğin mensuplarıyız. Bu gelenek doğrultusunda, farklı inanç ve kültürlere saygıyı daima koruyarak, barış içinde bir arada yaşayarak, bu coğrafyada ortak bir gelecek inşa etme konusundaki kararlığımızın önümüzdeki dönemde de devam edeceğine inanıyorum.
Bu düşüncelerle, ülkemizdekiler başta olmak üzere, çeşitli gruplara ve kiliselere mensup tüm Hristiyanlara, kendi gelenekleri doğrultusunda kutlayacakları Noel vesilesiyle, huzur, barış ve esenlikler diliyorum.''
 
OK.NET

MEMUR YASASI DEĞİŞİYOR

Hazırlayan Unknown on 18 Ara 2012 | 10:48

Yaklaşık 50 yıldır yürürlükte olan 657 sayılı memur kanunu baştan sona değişmek üzere.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, kamu yönetimini sürdürmenin artık mümkün olmadığını ve kanunun yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun hayata geçtiği günden bugüne 657'den fazla değişikliğe uğradığına dikkat çekerek, 1965 yılı anlayışıyla kamu yönetimini sürdürmenin artık mümkün olmadığını ve kanunun yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

Devlet Personel Başkanlığı'nın 52. Kuruluş Yıldönümü dolayısıyla Beştepe'deki ASKİ Sosyal Tesisleri'nde yemek verildi. DPB Başkanı Mehmet Ali Kumbuzoğlu'nun ev sahipliğini yaptığı yemeğe Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Fatih Acar, Yurtdışı Türkler ve Akrabalar Topluluğu Başkanı Kemal Yurtnaç ve çok sayıda bürokrat katıldı.

Yemekte bir konuşma yapan Bakan Çelik, Devlet Personel Başkanlığı'nın kurulduğu döneme dikkat çekerek, kurulduğu günden bu yana da kamu yönetimi alanında önemli görevler yaptığını ve kamu yönetim kültürünün oluşmasına önemli katkılarda bulunduğunu söyledi.

Konuşmasında 1965 yılında yürürlüğe giren 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun yeniden ele alınması gerektiğinin altını çizen Çelik, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun hayata geçtiği günden bugüne 657'den fazla değişikliğe uğradığını, yürürlüğe girdiği dönemle yürütüldüğü dönem arasında her yönüyle büyük değişimler yaşanırken halen 1965 yılı anlayışıyla kamu yönetiminin sürdürmenin artık mümkün olmadığını bildirdi.

Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Birçok açıdan 657 Sayılı Kanuna bakılabilir ama istihdam türleri açısından bakacak olursak, kamuda memur, sözleşmeli personel, geçici personel, Teşkilat Kanunu'na göre sözleşmeli personel, işçi, geçici işçi gibi değişik ad ve statüler adı altında personelin çalıştığını ve bu savruk mevzuatın ne anlama geldiğini ortaya koymaktadır."

"MASANIN ETRAFINDA ARTIK EŞİT OTURUYORUZ"

Mehmet Ali Şahin'in konuşmasına atıfta bulunan Çelik, "Sayın Bakanım toplu sözleşmeye geçince artık bu tarafta oturanlar, bu tarafta oturanlar durumu kalktı. Eşit oturuyoruz artık. Sayın başkanlarla karşı karşıya oturuyoruz. Eşit haklara sahibiz. Son derece güzel bir başlangıç oldu." diye konuştu. Çelik, Mart ayında sorunların önemli bir bölümünün çözüldüğü bir sürecin yaşanacağını ve yeni toplu sözleşme sürecinde taraflarla masanın etrafında oturacaklarını aktardı.

"DEVLET MEMURLARI KANUNU, DEĞİŞMESİ LAZIM"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin de yaptığı konuşmada, Devlet Personel Başkanlığı ile olan anılarına değindi. Şahin, yine konuşmasında Bakan Çelik'e 1965 yılında yürürlüğe giren 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun artık değiştirilmesi gerektiği yönündeki düşüncesini dile getirdi. Toplu sözleşmeye de değinen Şahin, bu konuda yaşanan birtakım sorunlar olduğunu belirterek, bu sorunların uygulamada ortadan kalkacağına inandığını söyledi.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Yazıcı ise kurumların işlevlerine değinerek, Devlet Personel Başkanlığı'nın daha nasıl işlevsellik kazanabileceğini anlattı. Yazıcı, DPB'nın Kızılay'daki binasının değiştirilmesi gerektiğini, kurumların bulundukları yerle onların değerlerinin örtüştüğünü kaydetti


SON DAKİKA.COM

ARALARI BUZ GİBİ

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın önünden tokalaşmadan geçip yerine oturdu
Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde 30 Eylül 1207 tarihinde doğan Mevlana, daha sonra ailesiyle birlikte Suriye'nin başkenti Şam'dan, Anadolu'ya geçtikten sonra Erzincan'dan sonra Karaman'da konakladı. 7 yıl Karaman'da kalan Mevlana'nın babası Muhammed Bahaeddin Veled, Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat'ın, daveti üzerine 3 Mayıs 1228 yılında Konya'ya göç etti. İlim ve din adamı Mevlana 17 Aralık 1273 pazar günü hayatını kaybetti. Mevlana, ölüm gününü Allah'a kavuŞacağı için yeniden doğuş günü olarak kabul etti. Mevlana ölüm gününü 'düğün günü' veya 'gelin gecesi' anlamına gelen 'Şeb-i Arus' olarak nitelendirirken dostlarına ölümü ardından ağlamamalarını vasiyet etti. Bu nedenle de Mevlana, ölüm yıl dönümlerinde düzenlenen Şeb-i Arus törenleriyle anılıyor.
Konya Valiliği öncülüğünde her yıl düzenlenen ve 7 Aralıkta başlayan 'Mevlana'nın 739'uncu Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma' programı bugün 'Şeb-i Arus' töreniyle sona erdi.
LİDERLER ŞEB-İ ARUSTA BULUŞTU
Şeb-i Arus törenine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Başbakan Erdoğan'ın davetlisi Tacikistan Cumhurbaşkanı Emomali Rahmon, YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, Kosova Dışişleri Bakanı Enver Hoxhaj, Irak- Kerku ve Basra Heyeti ve çok sayıda davetli katıldı. Salondaki boş koltuklar ise dikkat çekti.
KILIÇDAROĞLU, BAŞBAKAN ERDOĞAN İLE TOKALAŞMADI
Salona ilk olarak konuk Cumhurbaşkanı Rahmon ile birlikte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geldi. Hemen ardından salona giren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, konuk Cumhurbaşkanı Rahmon ve Başbakan Erdoğan'ın önünden tokalaşmadan geçip, yanına oturduğu Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ile tokalaştı.
İLK KEZ PROTOKOL KONUŞMALARI İPTAL
Şeb-i Arus törenlerinde her yıl yaklaşık 1 saat süren protokol konuşmaları ise bu yıl ilk kez iptal edildi. Sadece ev sahibi olarak Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek konuşma yaptı.
Tören, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü İstanbul Tarihi Türk Sanat Türk Müziği Topluluğu solitsti Ahmet Özhan'ın konseriyle başladı. Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu, sema gösterisi yaptı.

KAYNAK  MYNET

RUSYA DEVLET BAŞKANI'NA KIRMIZI HALILI KARŞILAMA

Hazırlayan Unknown on 3 Ara 2012 | 19:00

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, merakla beklenen Türkiye ziyaretine bugün başladı. Putin, İlyuşin 96 tipi uçakla İstanbul’a geldi 


KUŞ UÇURTULMADI

Rusya Devlet Başkanı ve beraberindeki heyeti taşıyan İlyuşin 96 tipi uçak bugün saat 13.15’te İstanbul’a indi. Ancak Putin İstanbul’a gelmeden saatler önce Atatürk Havalimanı’nda tüm hazırlıklar tamamlandı. Ellerinde dürbünlü tüfek olan özel harekat polisleri havalimanı çevresindeki yüksek binaların çatılarına konuşlandırıldı. Bomba bulmada uzman köpekler Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın makam aracı dahil aprona alınan araçlarda arama yaptı. Putin’i taşıyan uçağın yanaşacağı bölgeye serilen kırmızı halı titizlikle temizlendi.

Merdivenlerden inen Rusya Devlet Başkanı’nı uçağın altında Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş karşıladı. Türk yetkililerle el sıkışan Putin, uçağın altına yanaşan ve 4 gün önce kargo uçağıyla Rusya’dan getirilen zırhlı özel limuzine binmeden önce gazetecileri el sallayarak selamladı. Rusya Devlet Başkanı sıkı önlemler arasında konvoy eşliğinde havalimanından ayrıldı.
KAYNAK :AİRKULE.COM 
 
 
 
 
 
 

DUL KADINLARA MÜJDELİ HABER

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın başlattığı eşi vefat etmiş kadınlar için verilen 250 TL’lik maaş yardımı rekor seviyeye ulaştı
Bu yıl şubat ayında başlatılan projede bugüne kadar 206 bin 309 dul kadına maaş yardımı yapıldı. Devletin eşi vefat etmiş kadınlara yaptığı yardım projesi meyvesini vermeye başladı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kadınların yoksulluktan daha fazla etkilendiği gerçeğinden yola çıkarak Boğaziçi Üniversitesi işbirliği ile başlattığı projede maaş verilen dul kadın sayısı 206 bin 309’a ulaştı. 9 ayda rekor seviyede başvuru yapılırken aylık 250 TL olarak yapılan yardım kadınların derdine derman oldu. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarındaki (SYDV) mütevelli heyeti, eşi vefat eden kadınların maaş başvurularını değerlendirdi. Sosyal Yardımlaşma Bilgi İletişim Sistemleri (SOYBİS) üzerinden yapılan çapraz kontrollerde, bu kişilerin herhangi bir yardım alıp almadıkları tespit edildi.
HEYET KONTROL EDİYOR
Yardım almayanlara 250 lira maaş bağlandı. Bu maaşlar Ziraat Bankası ve PTT’den tahsil edildi. Başvurular, bir dilekçeyle il ve ilçelerdeki sosyal yardımlaşma dayanışma vakıflarına yapılabiliyor. Burada alınan talebin ardından kadınların evlerine ziyaretler gerçekleştiriliyor. Komşularından başvuru yapan kışı hakkında bilgiler alınıyor. Ardından ilgili fonda biriken 200 milyon liralık kaynaktan maaşlar bağlanıyor
206 bin kadına maaş müjdesi

SONSAYFA

HERŞEY MHP 'YE BAĞLI

Hazırlayan Unknown on 2 Ara 2012 | 08:00

AKP’de dokunulmazlık için 276 çatlağı var ama MHP desteği ile sorunun aşılabileceği hesaplanıyor.

PKK’lı teröristler ile kucaklaşan BDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması
 konusunda AKP’de başlayan çatlak büyüyor. AKP’deki 70 Kürt kökenli milletvekilinden 50’si
oylamaya katılmazsa, gerekli olan 276 sayısına ulaşılamıyor. Ancak AKP’de bu derece yüksek
oranda bir firenin yaşanmayacağı ayrıca MHP desteğinin de bulunduğu belirtiliyor. CHP ise ret
oyu kullanacak. Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk ve 9 BDP’li milletvekilinin unulmazlığının kaldırılması tartışmalarında AKP içinde ilk tavır koyan isim Diyarbakır milletvekili Galip Ensarioğlu oldu ve ‘’BDP’nin teröristlerle kucaklaşması kabul edilemez ama ben dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşıyım. Gerginlikler artar’’ dedi. AKP’de Siirt milletvekiliOsman Ören, Diyarbakır milletvekili Cuma İçten gibi isimler de tereddütlü bulunuyor ancak, bu isimler, partideki genel eğilime uyacaklarını belirttiler.
GENİŞLEME EĞİLİMİ
Anayasa’nın 83. maddesine göre TBMM’deki siyasî parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamıyor ve karar alınamıyor. Bu nedenle konu AKP’de bir istişare mahiyetinde ve fikir alış verişi çerçevesinde değerlendirilecek. AKP kurmayları, Başbakan Erdoğan’ın bu konuda
tavır koyduğunu ve genel eğilimin dokunulmazlıkların  kaldırılması yönünde olduğunu belirttiler.
AKP’de dokunulmazlığı kaldırılacak milletvekilleriyle  ilgili konuyu genişletme eğilimi de bulunuyor. Buna göre TBMM’de bekleyen 868 fezleke tek tek taranarak haklarında şiddet, terör ya da vahim nitelikli suç iddiası bulunan milletvekillerin dosyaları ayrılacak ve bunlar işleme konacak. CHP’li Muharrem İnce gibi, dokunulmazlık konusunda kendi talepleri olan vekillerin dosyalarının da gündeme alınabileceği belirtiliyor. Böylelikle sadece BDP’lilerin  değil diğer partilerden de milletvekillerinin yargıya sevki mümkün olacak




.

 
   GAZETEPORT

GÖKÇEK VE SOYLU BAŞBAKANIMIZ CUMHURBAŞKANI OLACAK

Hazırlayan Unknown on 30 Kas 2012 | 20:19

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine değinen Melih Gökçek, "İnşallah Erdoğan'ı yüzde 60'la cumhurbaşkanı yapacağız" diye konuCumhurbaşkanlığı seçimleri siyasetin gündemini meşgul etmeye devam ediyor.
Konuyla ilgili bir açıklama da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’ten geldi.
Gökçek, 5 bin HAS Partili’nin AK Parti’ye katıldığı AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda yaptığı açıklamada cumhurbaşkanlığı için Başbakan Erdoğan'ı işaret etti.

Gökçek, "Yerel seçimlerin ardından hedef; Başbakan Erdoğan'ı cumhurbaşkanı yapmak. Cumhurbaşkanlığını alacağız ve inşallah değerli Başbakanımızı da yüzde 50 ile değil, yüzde 60 ile getireceğiz” diye konuştu.
SOYLU'DAN DESTEK

Gökçek’in bu sözlerine AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’dan da destek geldi.
Soylu, “Cumhurbaşkanlığı seçiminde sayın Gökçek'in de söylediği gibi Türkiye'ye aradığı özlediği hasretle beklediği tabloyla buluşturacaktır” sözleriyle isim vermeden Erdoğan’a destek mesajı gönderdi.
Erdoğanı Cumhurbaşkanı yapacağız
 
 
 
 
 
 
 

NTV

GAZETECİ YAZAR MEHMET ALTAN İDDİA ETTİ DOKUNULMAZLIKLAR KALKMAYACAK

BDP'li vekillerin dokunulmazlıklarını kaldırmak üzere meclise gelen fezlekleri yorumlayan Mehmet Altan, Başbakan'ın son noktada geri adım atacağını iddia etti
Başbakan'ın deyim yerindeyse "fake" attığını iddia eden Mehmet Altan, idam çıkışına benzer bir durumun yaşandığını söyledi. "Başbakan son dönemler hep böyle şeyler diyor ama arkası gelmiyor" diyen Altan asıl amacın milliyetçi oyları AKP saflarında konsolide etmek olduğunu savundu. Başbakan'ın gerilim siyasetini belli bir noktaya taşıyıp geri dönüş yaptığını kaydeden Mehmet Altan, BDP'li vekilleri hedef alan fezlekelerin de son noktaya gelindiğinde rafa kaldırılacağını söyledi. Günün sonunda BDP'li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmayacağını savunan Altan, aksi halde Oslo bezeri bir sürecin mümkün olamayacağını vurguladı.


"BDP'lilerin dokunulmazlıklarını kaldırma söylemi tamamen bir sinyaldir, kaldıramazlar. Kaldırdıkları vakit BDP topluca meclisten çekilecektir. O zaman hükümetin bütün Güneyydoğu'yal ilişkisi kopar, Oslo sürecini de harekete geçiremezler. Bu fazla siyasi başarıları oy oranlarında bugüne kadar ki performansı yüksek olan bir yaklaşım. Son zamanlarada ne olduysa oldu, optimalini kaçırma sınırlarında dolaşıyor. Ben bunu riskli görüyorum. Cumhurbaşkanı'nın da çıkışlarını şiddetlendirip, her noktada daha müdahil olmasının nedeni de bir anlamda bugünkü Erbakancı çizgiye geri dönüş karşısında Özalcı çizgiyi tazelemektir. Pratikte bu süreç Cumhurbaşlığı seçim stratejisinin bir görüntüsüdür. Yani o meclisten dokunulmazlığın kalkacağı ciddi bir noktaya gelinmeyecektir."

HESAPLAR TUTMAYABİLİR, MHP OYLARI PATLAMA YAPABİLİR

Başbakan'ın milliyetçi oylara göz diktiği için böyle bir yola girdiğini belirten Mehmet Altan, bu sürecin sonunda esas kazanan tarafın MHP olabileceğini de söyledi. Son araştırmalara göre AKP ve MHP tabanı arasında yüzde 91 oranında bir kaynaşma olduğunu hatırlatan Altan, "bu politikanın sonucu olarak hesapta olmayan bir şekilde MHP'nin oyları patlama da yapabilir" dedi





HABER365.COM
 
Destek : Halkın Gazetesi | KÜNYE | İLETİŞİM
Copyright © 2012. Halkın Gazetesi - Her Hakkı Saklıdır
Site Tasarım Harika Siteler