Başbakan Erdoğan, televizyon kanallarında yayınlanan "Millete
Hizmet Yolunda" başlıklı konuşmasında, gündemdeki konuları değerlendirdi
Başbakan Erdoğan, televizyon kanallarında yayınlanan "Millete Hizmet Yolunda"
başlıklı konuşmasında, gündemdeki konuları değerlendirdi.
Türkiye'nin
baharla buluştuğu, tabiatın tazelendiği, hayatın yenilendiği, insanların
umutlarının yeşerdiği bir dönemde vatandaşların huzuruna çıkmaktan ve hitap
ediyor olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, baharın,
bereketin, yeniden dirilişin sembolü olan mart ayının geride bırakıldığını
hatırlattı.
Geride kalan her ayda çok kıymetli eserler, çok değerli
yatırımlar, çok değerli hizmetler bıraktıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam
etti:
"İşte bu ayda, yani mart ayı içinde de, hükümet olarak, ülkemize ve
milletimize hizmet yolunda değerli atılımlar gerçekleştirdik; farklı
vilayetlerimizde yaşayan vatandaşlarımızla buluştuk, ülkemizi daha da
kalkındıracak, ülkemizi daha da bayındır hale getirecek yüzlerce eseri, yüzlerce
tesisi resmi olarak hizmete açtık. İlk olarak, 2 ve 3 Mart'ta, Balıkesir'de,
Balıkesir'in ilçelerinde toplu açılış merasimlerini gerçekleştirdik. Bu
tarihlerde, Balıkesir'de, Balıkesir'in ilçeleri Bigadiç, Edremit ve Bandırma'da
gerçekleştirdiğimiz açılışlarla, Balıkesir ilimize, toplam yatırım tutarı 388
milyon liraya ulaşan tam 43 kalem hizmeti kazandırdık.
Ayvalık'ta,
Sındırgı'da, Susurluk'ta, Dursunbey'de, Manyas'ta, Kepsut'ta, Erdek, Gönen,
Balya'da, yeni inşa ettiğimiz anaokullarını, ilkokulları, liseleri,
pansiyonları; yeni inşa ettiğimiz yolları, köprüleri hizmete aldık. Balıkesir
merkez ve ilçelerdeki TOKİ konutlarını, tarımsal destekleme yatırımlarını, il
özel idaresi, KÖYDES yatırımlarını resmi olarak hizmete açtık. Merkez'de Ağız ve
Diş Sağlığı Merkezi'ni, Erdek'te bir Devlet Hastanesini bitirdik, hizmete aldık.
Böylece, Balıkesir'in hemen hemen tüm ilçelerine yeni eserler kazandırmış
olmanın mutluluğunu, heyecanını, coşkusunu Balıkesirli kardeşlerimizle paylaşma
fırsatını bulduk."
SİİRT'TEKİ YATIRIMLAR
Başbakan Erdoğan, 8 Mart
Dünya Kadınlar Günü'nü Siirt'te kutladıklarını hatırlatarak, orada da yine
coşkulu açılış törenleri düzenlediklerini söyledi.
Siirt'te toplam 107
milyon lira değerinde 45 ayrı eser ve hizmetin resmi açılışını
gerçekleştirdiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, eğitim alanında üniversitenin
Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi binası ve 750 kişilik öğrenci yurdu, merkezde
Ticaret Meslek Lisesi, Kazım Karabekir İlkokulu, Tillo İlköğretim Okulu,
Dumlupınar Anaokulu ve çok amaçlı salonu, 18 Mart Anaokulu ve Şirvan'da 2 okulun
açılışını yaptıklarını anlattı.
Başbakan Erdoğan, Siirt merkez, Tillo, Şirvan
ve Baykan Atabağı'ndaki birçok spor tesisini de hizmete açtıklarını
vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Sağlık alanında Ağız ve Diş Sağlığı
Merkezi'nin, Şirvan, Eruh-Bağgöze ve Baykan-Ziyaret Aile Sağlığı Merkezleri'nin
resmi açılışlarını yaptık. TOKİ aracılığıyla, ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza
yönelik inşa ettiğimiz 256 konutun anahtar teslimini gerçekleştirdik. Ayrıca,
buradan Şırnak Silopi'ye geçtik ve orada özel sektörümüz tarafından inşa edilen
800 milyon dolarlık yatırımı, termik santralin açılışını yaptık.
10
Mart'ta İstanbul'a geçtik ve Ümraniye Belediyemizin hizmet binasının açılışını
yaptık. 17 ve 18 Mart'ta, Çanakkale'deydik. Çanakkale'nin Biga ilçesinde
gerçekleştirdiğimiz toplu açılış töreniyle, 40 milyon liralık 16 kalem kamu
yatırımını resmi olarak hizmete aldık. Bunun yanı sıra, ülkemizin çelik
üreticilerinden olan, ayrıca deniz ticaret filosu, kara ticaret filosu ve
limanıyla geniş bir alanda faaliyet gösteren İÇDAŞ şirketimizin 2 milyar 150
milyon dolar tutarında 9 kalem yatırımının açılışını da, yine aynı tarihte
gerçekleştirdik. Yine Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet binasını, 304 öğrencinin
barındığı Terzioğlu Vakfı Ağaköy Öğrenci Yurdu'nu, köylerimize yapılan 47
prefabrik konutu, Yeniceköy'üne yapılan ilkokulu ve ortaokulu da hizmete açtık.
Yine aynı günde evet, Kale Seramik Gurubunun özellikle Ar-Ge alanında yapmış
olduğu gerçekten çok önemli bir hayati merkezi de hizmete
aldık."
"ÇANAKKALE'DE, BİZİ MİLLET KILAN 1915 RUHUNU YENİDEN İDRAK
ETTİK"
Başbakan Erdoğan, 18 Mart'ta tarihin akışını değiştiren, tarihe
yön veren, İstiklal Savaşı'nın girizgahı olan Cumhuriyetin temellerinin atıldığı
Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıl dönümünde, her zaman olduğu gibi Çanakkale
Şehitleri'nin huzuruna vardıklarını anlatarak, "Çanakkale'de, tarihimizi,
şehitlerimizi yâd ettik. Bizi millet kılan 1915 ruhunu yeniden idrak ettik. O
muhteşem atmosferi bir kez daha yaşadık" ifadesini kullandı.
Çanakkale'de,
bir yandan şehitlerin muazzez hatırasına sahip çıkarken, öte yandan Türkiye'yi
adım adım muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşımanın, Türkiye'yi daha
bayındır hale getirmenin coşkusunu yaşadıklarını dile getiren Başbakan Erdoğan,
şöyle konuştu:
"23 Mart'ta Eskişehir'e gittik ve Eskişehir-Konya Yüksek
Hızlı Treni'nin hizmete alım törenini resmen gerçekleştirdik. Bu açılışla, 3
büyük ilimiz, Selçuklu'nun başkenti Konya, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başkenti
Ankara ve Türk Dünyası Kültür Başkenti Eskişehir birbiriyle kucaklaşmış oldu.
Ankara'da Hacı Bayram Veli dostlarını, Eskişehir'de Yunus Emre dostlarını,
Konya'da Mevlana dostlarını yüksek hızlı trenle birbirine kavuşturmanın
iftiharını yaşadık. Hizmete aldığımız bu hatla artık Eskişehir-Konya arası 2
saate indi. Geçmişte trenle 7-7.30 saat süren iki il, konforlu, güvenli, yüksek
hızlı trenlerimiz sayesinde sadece 2 saatte birbirine kavuşur hale
geldi.
Şimdi sırada Eskişehir-İstanbul hattımız var. İnşallah fevkalade
bir hal olmadığı takdirde 29 Ekim'de, MARMARAY ile inşallah bu hattımızı da
hizmete alacak ve Ankara, Konya, Eskişehir, İstanbul'u yüksek hızlı trenle
birbirine yakınlaştırmış olacağız. Ardından, Yozgat, Sivas ve Bursa bu hatlara
dâhil olacak. Yeni projelerimizle, yeni hatlarla, Türkiye'nin hızlı tren hatları
da inşallah hızla büyümeye devam edecek."
MART AYINDAKİ DIŞ POLİTİKA
ÇALIŞMALARI
Başbakan Erdoğan, mart ayında çeşitli devletlerden pek çok
misafiri Türkiye'de ağırladıklarına işaret ederek, bölgesel ve küresel meseleler
hakkında görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi.
Erdoğan, sırasıyla
Almanya Sosyal Demokrat Partisi Genel Başkanı Sigmar Gabriel, ABD Dışişleri
Bakanı John Kerry, Surinam Devlet Başkan Yardımcısı Robert Emirâli, KKTC
Başbakanı İrsen Küçük, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ve
son olarak Kamerun Cumhurbaşkanı Paul Biya'yı Türkiye'de ağırladıklarını
anlattı.
Yunanistan Başbakanı Samaras ve heyetinin Türkiye ziyareti
vesilesiyle Türkiye ve Yunanistan arasında ihdas edilen Yüksek Düzeyli İşbirliği
Konseyi'nin ikinci toplantısının düzenlendiğini anımsatan Başbakan Erdoğan, bu
çerçevede ikili ilişkileri, ekonomik ve ticari ilişkileri daha da güçlendiren 20
civarında belge imzalandığını vurguladı.
Yunanistan ve Türkiye'den 11'er
bakanın katılımıyla çok geniş çaplı bakanlar buluşmasını gerçekleştirdiklerine
işaret eden Başbakan Erdoğan, "İkili ilişkilerimizi çok daha ileri bir seviyeye
taşımanın gayreti içerisinde atılabilecek adımları görüştük ve bu adımları
attık" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, yurt içindeki dış politika
temaslarının yanı sıra 19 ve 21 Mart tarihlerinde Avrupa'nın iki önemli ülkesi
Danimarka ve Hollanda'yı ziyaret ettiğini hatırlatarak, "Her iki ülkede de en
üst düzeyde temaslarda bulunduk. Muhataplarımızla görüşmelerimizde, ikili
ticaretin daha da geliştirilmesi, karşılıklı yatırımların arttırılması,
şirketlerimizin üçüncü ülkeler dâhil ortak girişimlerde bulunmaları hususunda
mutabık kaldık" değerlendirmesinde bulundu.
"BİZLER, SIRADAN BİR MİLLET
DEĞİLİZ"
Başbakan Erdoğan, iktidara geldikleri andan itibaren Türkiye'yi
her alanda büyütmenin, vatandaşların itibarını her alanda yüceltmenin samimi
mücadelesi içinde olduklarını yineleyerek, "İçerde Türkiye'nin huzurunu,
istikrarını, refah ve güvenliğini, en önemlisi de kardeşliğini pekiştirmek için
önemli adımlar attık. Dışarda ise Türkiye'nin saygınlığını, özellikle de Türk
lirasının değerini, Türkiye Cumhuriyeti Pasaportu'nun itibarını, ay yıldızlı
bayrağımızın gururunu çoğaltmak için var gücümüzle çalıştık" diye
konuştu.
Bir hususun altını özellikle çizmek istediğini ifade eden
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Hükümet olarak, en başından
itibaren, aziz milletimizin, yani sizlerin, her alanda her şeyin en iyisini hak
ettiğinizi düşündük ve bu anlayışla hareket ettik. Sizlerle birlikte, aziz
vatanımızın, ülkemizin, Türkiye Cumhuriyeti'nin de dünya üzerinde güçlü, etkili
ve itibarlı bir konumda olmasını temel ilkelerimizden biri olarak
gördük.
Bizler, sıradan bir millet değiliz. Bizler, Büyük Selçuklu
Devleti'nin, Osmanlı Cihan Devleti'nin bakiyesi üzerine kurulmuş, Selçuklu'nun,
Osmanlı'nın mirasını, birikimini, en önemlisi de o ruh ve heyecanı yüreklerinde
taşıyan, Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşlarıyız. Her işimizde, her
hareketimizde, omuzlarımızda ve kalbimizde taşıdığımız bu ruh, bu miras ve bu
misyon ile hareket etmek durumundayız. Haklı olduğumuz hiçbir konuda hiç kimse
bize geri adım attıramaz. Biz, haksızlık karşısında susanlardan, boynunu
bükenlerden, yere bakanlardan, boyun eğenlerden hiçbir zaman olmadık, olmayız ve
olmayacağız. Ecdadımız nasıl özgüven içinde olduysa, ecdadımız nasıl 3 kıta
üzerinde adaletle hükmetti ve hakkı savunduysa, dedelerimiz nasıl mazlumlar için
kahramanca savaştıysa, biz de hak için, haklı için, mazlum için yüreğimizi
ortaya koymaktan bir an bile tereddüt etmeyiz. Biz, özgüven içinde bir millet
olacağız. Biz, ikinci sınıf olmayı, ikinci olmayı hiçbir alanda geride kalmayı
kabul etmeyecek, bunu sindirmeyecek, bunu yeterli görmeyeceğiz. Milletimizle,
devletimizle, aziz bayrağımızla, tam bir özgüven içinde hareket edecek, en
yükseği hedefleyecek, o ay yıldızlı bayrağı en yüksek burçlara dikmek için
cesaretle hareket edeceğiz."
"NİCE HAYALİ HEDEFE DÖNÜŞTÜRÜP, NİCE HEDEFİ
DE GERİDE BIRAKTIK"
"İnandığımız zaman, birbirimize güvendiğimiz,
birbirimize kardeşlikle bağlandığımız zaman, en yükseklerde olmaktan bizi hiç
kimse alıkoyamayacaktır" diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Biz, 10
yıl önce bu yola çıkarken, hedeflerimize ve hayallerimize niceleri inanmıyordu.
'Okullar, üniversiteler, yurtlar, hastaneler, adalet sarayları, konutlar inşa
edeceğiz' dediğimizde niceleri buna ihtimal vermiyordu. Türkiye'yi karayolu
ağlarıyla, demir ağlarla, hava, deniz hatlarıyla donatacağımızı; konutlar,
köprüler, tüneller yapacağımızı, her yoksulun, her çocuğun, her ailenin elinden
tutacağımızı söylediğimizde, birçoğuna bunlar hayal gibi
geliyordu.
Türkiye'nin itibarını, gücünü artıracağımızı, Türkiye'nin
barış çağrılarını, kardeşlik çağrılarını dünyanın her köşesinde
yankılandıracağımızı söylediğimizde, haktan ve hukuktan ayrılmadan mazlumlara
sahip çıkacağımızı söylediğimizde buna dudak büküyorlardı. Biz, hedeflerimize
inandık. Milletimize güvendik. Bu yolda milletimizle, milletimizin hayır
dualarıyla yürüdük. Nice hayali hedefe dönüştürüp, nice hedefi de geride
bıraktık."
‘SADECE GAZZE’YE YARDIM ULAŞTIRMAYI
HEDEFLİYORDU’
Yaklaşık 2 yıl önce, 22 Mayıs 2010 tarihinde, Türkiye'den,
içinde sadece yardım malzemeleri, insani yardım malzemeleri, farklı ülkelerden
yardım gönüllüleri olan bir geminin, çok zor durumdaki Gazze'ye ulaşmak için
yola çıktığını anımsatan Erdoğan, 36 ülkeden insanların bulunduğu geminin sadece
Gazze'ye yardım ulaştırmak amaçladığını söyledi.
Geminin Akdeniz'de
uluslararası sularda, tamamen hukuksuz şekilde uğradığı saldırı neticesinde 9
kişinin şehit olduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam
etti:
"Bizden susmamızı bekliyorlardı. Bizden, bu hadise hiç olmamış gibi
davranmamızı bekliyorlardı. Bizden, boynumuzu bükmemizi, bu meselenin üzerini
örtüp unutturmamızı istiyorlardı. Ne yazık ki, sadece bu saldırının faili ülke
değil, sadece onu kayıran ülkeler, onun arkasındaki güçler değil, bizzat
içimizdeki, bizzat Türkiye'deki bazıları da bizden böyle bir tavır
bekliyorlardı. Ama biz susmadık. Bu uluslararası korsanlık hadisesini sineye
çekmedik. Boynumuzu bükmedik ve geri adım atmadık. Tamamen haklı olduğumuz bir
konuda, sonuna kadar hakkı savunduk, hukuku savunduk ve davamızı sonuna kadar
kararlılıkla takip ettik.
Nihayetinde haklılığımız teslim edilmiştir.
Kararlılığımız neticesinde, taleplerimiz yerine getirilmiştir. Özür, tazminat ve
Filistin'e ambargonun kaldırılması. Türkiye, eski Türkiye olmadığını, haksızlık
karşısında susacak, boyun eğecek, geri adım atacak bir ülke olmadığını bir kez
daha göstermiştir. Gelinen noktada, bizi sessizliğe ve tepkisizliğe çağıranlar
kadar, bu haklı davamızda bizi içerde yalnız bırakanlar da mahcup olmuşlardır.
Ne hazindir ki, Türkiye 9 şehidinin hesabını sormanın mücadelesi içindeyken,
birileri, bizim yanımızda, 9 şehidin yanında, hakkın yanında, kendi ülkesinin
yanında değil, saldırganın yanında yer almayı tercih etmiş ve bugün büyük hayal
kırıklığı yaşamıştır."
"TÜRKİYE İSTİKRARLA, GÜVENLE BÜYÜMEYE DEVAM
EDİYOR"
Başbakan Erdoğan, 10 yıl boyunca milleti hayal kırıklığına
uğratmadıklarını, bundan sonra da uğratmayacaklarını belirterek, "10 yıl boyunca
tökezlememizi bekleyenleri de nasıl hayal kırıklığına uğrattıysak, bundan sonra
da onları mahcup etmeye devam edeceğiz. Büyük bir millete, büyük bir devlete
yakışan neyse, biz işte onu yerine getirmeye, size layık olmaya, size hizmetkâr
olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Uluslararası kredi derecelendirme
kuruluşunun Türkiye'nin kredi notunu arttırdığını ifade eden Başbakan Erdoğan,
şunları kaydetti:
"İçimizden birileri, her fırsatta Türkiye ekonomisini
kötülerken, her fırsatta güvensizlik, karamsarlık pompalamaya çalışırken,
uluslararası bir derecelendirme kuruluşu kredi notumuzu tekrar arttırdı. Yakın
coğrafyamızda, hemen yanı başımızda kimi halklar, kimi ülkeler, facia
denilebilecek krizler yaşarken, Türkiye istikrarla, güvenle büyümeye devam
ediyor. Dünya ticareti daralırken, bizim dış ticaretimiz artıyor. Gelişmiş
ülkelerin ekonomileri daralırken, Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor.
Maaşlarda, sosyal harcamalarda kısıntıya gidilirken, Türkiye yatırımlarında hız
kesmiyor.
Ülkelerin kredi notları tek tek düşürülürken, Türkiye'nin kredi
notu, biz yeterli görmesek de üst üste arttırılıyor. Birçok ülke IMF önünde borç
için sıraya girerken, Türkiye, 10 yıl önce bizden önceki iktidardan 23,5 milyar
dolar borç devraldı şu anda 400 milyon dolara kadar bu borcu düşürdük ve mayıs
ayında bu 400 milyon doları da ödeyeceğiz. Böylece IMF'ye olan borcu
kapatacağız. Tabi bununla kalmıyoruz. Şu anda IMF'ye borç verme müzakerelerini
yürütüyoruz. Türkiye, 10 yıl önce 27,5 milyar dolar milli bankamız Merkez
Bankasının döviz rezervini bugün 125 milyar dolara yükseltmiş olarak, geleceğe
güvenle bakıyor. Biz yere sağlam basmaya, her konuda itidalle hareket etmeye,
milletimizin bize çizdiği istikamet doğrultusunda, milletimizle birlikte
yürümeye devam edeceğiz."
"TERÖR, MİLLETİ DİZAYN ETMENİN ARACI
OLDU"
Başbakan Erdoğan, 10 yıl boyunca Türkiye'nin en ağır, en kronik
sorunlarına neşter attıklarını, çözülmez gibi görünen nice sorunu çözdüklerini,
kördüğüm gibi görünen nice meseleyi de çözüm yoluna koyduklarını
anlattı.
10 yıl boyunca hangi meseleye el attılarsa engeller, bariyerler
ve tehditlerle karşılaştıklarını dile getiren Erdoğan, "Varlığını, sorunların
varlığına bağlamış niceleri, sorunları çözmemizi engellemek ve yavaşlatmak için
her yola başvurdular. Sorunlardan beslenenler, sorunlardan çıkar sağlayanlar,
sorunlar var oldukça varlığını idame ettirenler, çeşitli maskelerle karşımıza
çıktılar" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, şöyle devam
etti:
"Türkiye'de 30 yıldır terör can alırken, 30 yıldır askerimiz,
polisimiz, korucumuz, sivil vatandaşımız şehit olurken, gençlerimiz ölürken,
ocaklara ateş düşerken; birileri bu yangını söndürmek yerine, yangına körükle
gitmeyi tercih etti. Gençler öldükçe, birileri maalesef bundan ciddi rant
sağladı. Anneler ağladıkça, babalar ağladıkça, birileri bunları çıkar kaynağı
olarak gördü. Ocaklara ateş düştükçe, birileri ellerini sevinçle ovuşturdu.
Terör, bir yandan can alırken bir yandan ocaklara ateş düşürürken, diğer yandan
milleti korkutmanın, ürkütmenin, tehdit etmenin, bu yolla milleti dizayn etmenin
aracı oldu.
Sizlere soruyorum. Vicdanlarınıza soruyorum. Hangi gerekçe, evlat
acısını teselli edebilir? Hangi bahane gençlerin ölümüne galebe çalabilir? Hangi
mesele, annelerin, babaların, eşlerin, yetim çocukların gözyaşından daha mühim
olabilir? Yanı başımızda gençler ölürken, yanı başımızda gencecik fidanların
kanı toprağa akarken, hangi vicdan sahibi insan, çıkar hesabı, oy hesabı, para
pul hesabı, iktidar ve güç hesabı yapabilir? Ben her zaman ifade ettim.
Askerimin, polisimin, korucumun, tek bir vatandaşımın tek bir kılına zarar
gelmesindense, tek damla kanın toprağa akmasındansa, bir tek çocuğumuzun babasız
kalmasındansa, her şeyimizi feda etmeye, evet serimden dahi geçmeye
hazırım."
"ATEŞİN ÜZERİNDE YÜRÜYORUZ"
Başbakan Erdoğan, iktidar
olarak, muhalefet kadar rehavet içinde olamayacaklarını, omuzlarında milletin
emanetini, ülkenin mesuliyetini taşıdıklarını vurgulayarak, "Sırtımızda yumurta
küfesiyle, dikenlerin, hatta ateşin üzerinde yürüyoruz. Tek bir yanlış
hareketin, küçük bir hatanın, bir yalpalamanın taşıdığımız yüke, emanete,
sorumluluğa hasar vereceğinin bilinciyle ilerliyoruz. Hiç kimseyi kırmadan, hiç
kimseyi incitmeden, kimseyi tedirgin etmeden mutlu sona, sevindirici sonuca
ulaşmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.
"Bazıları kendisini sadece
seçmenlerine karşı mesul kabul edebilir. Ama biz, bize gönül verenlerle
birlikte, 76 milyona karşı mesulüz, sorumluyuz" diyen Başbakan Erdoğan,
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Az konuşuyor, çok iş yapıyoruz. Sürecin
hassasiyetinin idrakiyle, diğerleri gibi sorumsuz davranmıyoruz. Yoksa
söyleyecek çok sözümüz var. Bize yönelik ithamlara, bize yönelik iftiralara
karşı verecek çok cevabımız var. Ama hırsa, tamaha, öfkeye, nefrete, kırıp
dökmeye kapılıp, yolumuzdan, hedefimizden sapmıyoruz. Bir tarafı tamir ederken,
başka bir tarafın bozulmaması için aşırı hassasiyet sergiliyoruz.
Aziz
milletime öncelikle şunu söylemek istiyorum. Bu süreçte dedikodulara,
söylentilere asla kulak asmayın. Bu süreçte, sizi korkutmak, sizi tedirgin
etmek, sizi maniple etmek için uydurulan iddialara, ithamlara, iftiralara asla
inanmayın. Siyasi hırsla, rant hırsıyla, aklı yedeğe almış bir gözü dönmüşlükle,
tarihe, ecdada, şehitlerimize sırtını dönmüş bir şaşkınlıkla, kan tutkusu içine
girmiş, izanını yitirmişlerin öfke nöbetlerine aldanmayın. 10 yıldır ülkeyi
büyüten, milleti yücelten bu iktidarın, milli çıkarlarımız dışında, meşruiyet
zemininin haricinde, kardeşlik hukukunun uzağında bir adım atmayacağına yürekten
inanmanızı istiyorum. Ne pazarlık, ne taviz, ne de geri atma bizim anlayışımızda
kendisine yer bulamaz. Dışarda nasıl haklı olduğumuz konuda dimdik durduysak,
içerde de diz çökmeyiz, boyun eğmeyiz, milletin hissiyatını rencide edecek
hareketlere taviz vermeyiz. Dik dururuz ama dikleşmeyiz."
"SİZİN
MÜHRÜNÜZÜ BASMADIĞINIZ HİÇBİR SÜRECİN İÇİNDE BULUNMAYIZ"
Başbakan
Erdoğan, yaşanan süreçte milletin rahat olmasını isteyerek, "Gönlünüz rahat
olsun, vicdanınız rahat olsun. Sizin istemediğiniz, sizin onaylamadığınız hiçbir
adımı biz atmayız ve attırmayız. Sizin mührünüzü basmadığınız hiçbir sürecin
içinde bulunmayız. Sizi de, aziz şehitlerimizi de incitecek yollara asla
tevessül etmeyiz" değerlendirmesinde bulundu.
"Bizim için bolca dua
etmenizi, her daim hayır dualarınızı bizlere yollamanızı sizlerden özellikle
rica ediyorum" diyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle
bitirdi:
"İstiyoruz ki kardeşlik kazansın. İstiyoruz ki ay yıldızlı
bayrak kazansın. Kim kaybederse kaybetsin, ama istiyoruz ki, milletimiz
kazansın, Türkiye kazansın. 21 Mart 2013 yılının nevruzunu işte böyle bir umutla
idrak ettik. Baharı, ilkbaharı, taze umutlarla, gerçekleşmesi çok yakın
hayallerle hep birlikte karşıladık. Bu bahar, kalıcı olsun istiyoruz. Bu bahar
kışa dönmesin, kararmasın, karartılmasın istiyoruz. El ele, gönül gönüle, bir ve
beraber olarak, kardeş olarak geleceğe yürümek istiyoruz. Rabbim yar ve
yardımcımız olsun, yolumuz açık olsun diyorum. Gelecek ay, Millete Hizmet
Yolunda tekrar buluşmak, tekrar kavuşmak umuduyla, sizleri Allah'a emanet
ediyor, mutluluk, afiyet içinde, baharın coşkusu ve heyecanı içinde nice güzel
günler, nice güzel baharlar görmeniz temennisiyle hepinizi sevgiyle, saygıyla
selamlıyorum."
GAZETECİ.TV